11 Ekim 2002 Cuma


BİZE ULAŞIN



HABER İNDEKSİ



ARŞiV



YARDIM



KÜNYE



·  SON DAKİKA  
·  ANA SAYFA  
·  GÜNCEL  
·  SİYASET  
·  EKONOMİ  
·  YAZARLAR  
·  SPOR  
·  DÜNYA  
·  YAŞAM  
·  MAGAZİN  
·  SAĞLIK  
·  KADIN & MODA  
·  ASTROLOJİ  
·  OTOMOBİL  
·  ÇİZERLER  
·  BİLİM & TEKNİK  
·  TV'DE BUGÜN  
·  İŞ YAŞAMI  
·  OMBUDSMAN  
·  HAVA DURUMU  
·  CUMARTESİ  
·  PAZAR  
·  KÜLTÜR & SANAT  
·  SERİ İLAN  

 




Kökü dışarıda kelimeler

Dilimize giren yabancı kelimelerin kökeni nereye dayanıyor? Etimoloji, sabotaj, mafya, kravat, paparazzi, avokado... Buyur ola bu kelimelerin etimolojisiyle dalga geçme testusuna...

     Testus Pismarmaralıyus

     1 Bakalım ne kadar malumatfuruşsunuz. Yani bilgi küpü. Batılıların "trivia" dedikleri, benim de "tırıvırı"lar deyip çıktığım, görünüşte önemsiz, hatta gereksiz gibi gözüken "bilgiciköler artık pek çok çağdaş kentlinin ilgi alanına girmiş durumda. Etimolojinin etimolojisi Yunancadan. "Etumos" ve "logosötan. "Logos" söz demek. "Etumos"u kestirebilecek misiniz?
     a. Et
     b. Göbek
     c. Doğru
     d. İlk
     
     2 12 Temmuz 1932’de Türk Dili Tetkik Cemiyeti kurulmuştu. Cemiyetin başkanı Samih Rifat, sekreteri Ruşen Eşref Ünaydın’dı. Ardından Dolmabahçe Sarayı’nda ilk Dil Kurultayı toplanmıştı. Kurultaydan sonraki ilk Merkez Heyeti toplantısında alt çalışma kolları oluşturulmuştu. Bunlardan biri olan "Etimoloji Kolu Başkanlığı"na aşağıdakilerden kim getirilmişti acep?
     a. Dr. Can Etili
     b. Nurullah Ataç
     c. Hasan Ali Yücel
     d. Yakup Kadri Karaosmanoğlu
     
     3 Onsuz duramadığımız bir şeyin, diploma’nın etimolojisini kestirebilecek misiniz?
     a. Kelimenin aslı Türkçe, dipleme’den gelme. Dipleme, bir koca şişe şalgam suyunu bir dikişte içmeye verilen isim. Dibini bulmaktan. Dipleme yapanlara, bu başarılarını belirten yazılı bir kağıt verilmesi adettenmiş. Bizden İtalyancaya geçmiş, orada diploma olup bize geri dönmüş.
     b. Yunancada "di," iki, "ploma" katlama demek. Eski çağlarda yazılı belgeler ikiye katlanıp saklandığı için diploma denmiş.
     c. Günümüzde bizde olduğu gibi alın akıyla değil de, pis ayak oyunlarıyla elde edilebilen başarı belgeleri, eskiden Batı’da da büyük diplomasiyle elde edilebildiği için, bu çabanın ürününe diploma denmiş.
     d. Hepsi
     
     4 Sabotaj nereden gelir kestirebilecek misiniz?
     a. Türk aşığı Piyer Loti, Çemberlitaş hamamında tahta nalınları görünce çok beğenip, "c’est bon" yani "bu iyi" diye haykırmış. Onları "sabo" adıyla Fransa’da pazarlamış, bizim nalınlar özellikle fakir Fransız işçilerce çok tutulmuş. Bir grev esnasında işçiler sabolarını makinelerin içine atarak işi yavaşlattıkları için, iş baltalama anlamında "sabotaj" denmiş.
     b. Fransa’da "sabo" adlı tahta pabuç giyerek gürültüyle yürümek; böylece işe köstek vurmak eyleminden sabotaj üretilmiş.
     c. II. dünya harbinde Paris, Hitler tarafından işgal edildiğinde direnişçi Fransız kadınları Alman askerlerine "sabo" adlı haplar vererek onları pısırıklaştırmış ve kısırlaştırmışlar. Bu eyleme sabotaj denmiş.
     d. Hiçbiri
     
     5 Paparazzi çoğul, paparazzo tekil. Bizde paparazzi olarak geçiyor. Şıklardan hangisi yanlış?
     a. Dilimize girmiş pek çok yabancı sözcüğün esas kökü bizde. Yani bizden kaynaklanmış, dışarılarda ünlenmiş, sonra gelmiş bizim dilimize pelesenk olmuş. Kelimenin aslı bizdeki papara. Azar demek. Birine papara (bize Latinceden gelme) çekince onu azarlıyorsunuz, ya. Paparazzilere önceleri çok papara çekiliyordu (şimdi mariz faslı başladı). İtalyancaya bizden geçti, papara çekilen anlamında.
     b. Paparazzo, İtalyancada vızıldayan böcek demek.
     c. İtalyan sinema yönetmeni Fellini’nin La Dolce Vita’sındaki karakterlerden biri olan serbest fotoğrafçı Sinyor Paparazzo’dan.
     d. George Gissing’in "İyonya Denizinde" romanındaki hancının adı. Güya yönetmen Fellini, "c" şıkkındaki romanı okumuşmuş da, etkilenmişmiş de...
     
     6 İtalyan açılışını sürdürelim mi? Mafya’nın kökeni ne?
     a. Biz Türkler çook kelime ihraç etmişizdir. Eskiden bizde bayındırlık bakanlığının adı nafıa vekaleti idi. Bu vekaletin çıkardığı ihalelerde çete dümenleri, rüşvetçilik gırla giderdi. Nafıa sözcüğü bozularak İtalyancaya mafıa olarak ihraç edildi. Sicilyalılar mafia haline getirdiler.
     b. Yok, kelimenin orijini Arapçadaki mahjas, böbürlenme demek.
     c. İtalyancada kurusıkı atma, kabadayılık anlamında.
     d. İtalyanca olarak "Fransızlara ölüm, İtalyan çığlığıdır," cümlesindeki kelimelerin baş harflerinin birleşmesinden
     geliyor. NATO akronimindeki gibi.
     
     7 Kravat dilimize öyle girmiştir ki, örneğin on yıllarca önce, parlamento içinde ve dışında muhalefette birinci olan Osman Bölükbaşı, bazı parlamenterler için "kravatlı hırsızlar" deyip çıkmıştı. Sahi, kestirebilecek misiniz kravatın etimolojisini?
     a. Kentleşmeyle birlikte kırsal yaşamdaki kadına baskı gücünü yitirmeye başlayan erkekler, "yular bizde" anlamında bir simgesel süs olarak boyunbağı bağlamaya başladılar. Boyunbağı kelimesi yerine de yeni bir kelime, içinde "at, avrat, tak, trak, tarak, varak, kavat," gibi sürüyle "maşo" sözcüğün yer aldığı kravatı seçtiler. Bütün dünya atlayıp bizden aldı.
     b. Sırpçada cellat düğümü anlamındadır.
     c. Napolyon’un ordusunda savaşan Hırvat süvarileri boyunlarına özel bir süs takıyorlardı. Hırvat kelimesinden kravat doğdu.
     d. Hepsi veya hiçbiri
     
     
     8 Naylon kelimesinin aslını hiç merak etmiş miydiniz?
     a. Başlangıçta naylon, Nevzat, Ahmet, Yunus, Lütfü, Ogün ve Nami adlı altı Karadenizli kardeş tarafından hamsi ihracatında tazeliği koruyucu malzeme olarak üretilmişti. Kelime altı kardeşin isimlerinin baş harflerinden oluştu. Patent müessessesi olmadığı için Amerikalılar kaptı, nylon’a dönüştü.
     b. Bu malzemenin önce adı konmamıştı. Batı özenticilerine biraz kaba bir eleştiri olarak, "ney lan"ın bozulmuş hali "noylanödan bozma naylon türedi.
     c. Hayali ihracat ve ithalat furyası sırasında, bu ne işe yaradığı anlaşılmayan şeffaf malzeme "NYLON" olarak isimlendirilmişti. Nasıl AKBANK’taki A = Adana, K = Kayseri ise, NYLON’daki NY = New York, LON = Londra.
     d. Naylonun mucidi Du Pont’un sahipleri tarafından, "nylon" olarak uydurulmuş bir isimdi.
     
     9 Blue jean’deki cin nereden çıkmış Allah aşkına?
     a. Cin kelimesinin aslı bizdeki "cins"in kısaltılmış halidir. Cin pantolonlar önceleri yadırganmıştı ve giyenlere "amma da cins adam" denirdi. Sonunda Batılılar bizden cin’i aldılar, kendi dillerine uydurup "jean" yaptılar.
     b. Cin, Çin’den gelir. Mao’nun büyük yürüyüşü sırasında milyonlarca Çinliye bedava cin pantolon dağıtılmıştı. Biz Çin’den aldık, cin dedik. Amerikalılar bizden alıp "jean"e dönüştürdüler.
     c. Bu kumaştan yapılmış pantalonları ucuz olduğu için önce işçiler giydi. Yenilik düşmanı çevreler tarafından nedense "bu pantulları zinhar giymeyin, cin çarpar" dendiği için cin adını aldı. Batı dillerinde "jean"e dönüştü.
     d. "Jean"in pamuklu kumaşın icat edildiği "Cenova" adlı İtalyan kentinden geldiği iddia ediliyor.
     
     10 İyi armutlardan avokado’nun etimolojisini kestirebilir misiniz?
     a. Türkiye’de 18’inci yüzyılda tropikal iklime sahip illerimizden Rize’de yetiştirilmeye başlandığında, "ektigun netur?" diye soranlara tarif için "ha pu kadar" derlermiş. Adının bu olduğunu sanan Avrupalıların diline "avocado" olarak girmiş.
     b. Romans dillerinde avukatın karşılığı.
     c. İyi armut yetiştirme meraklıları için Latincede hobi demek olan "avocatio"dan geliyormuş.
     d. Biçiminden dolayı olsa gerek, Güney Amerika’nın Nahuatl dilinde "ahuacatl" yani testis demekmiş.
     
     Yanıtlar: 1) c, 2) c, 3) b (c’dekinin tersine diplomasi de diploma’nın türevidir), 4) b, 5) a, 6) b ve c, 7) c, 8) d, 9) d, 10) d
     
     Yazara e-mail
     



 PAZAR


Eğlence Beyoğlu’nda
Cumartesi gecesi komedisi
Uzakdoğu’ya tanıtım seferi
İstanbul’un küçük dahileri
Dice Kayek’ten yeni defile
Yetenekli komiser Selami
"Erkeklerle hesabım daha bitmedi"
Sonbaharda da film festivali
"Çolpan İlhan ve Türkan Şoray’a aşıktım"
Jack amcanın ruhu İstanbul’daydı
Refika yeni evine taşındı
"Huzuru ve başarıyı birlikte arıyorum"
Kökü dışarıda kelimeler
Sultanahmet’te Dersaadet Cinayet Tevkifhanesi’nde Istakoz Festivali
Tatlı hırsız taşı yüzükten çıkarır
İntikam mı yoksa para mı?
Eyüp’te bir padişah türbesi
Şehrim Milano
Küçük güzeldir... Hele kitap olursa!
Yararı yok, çene yorar...


 SAYFA BAŞI 





© 2002 Milliyet