24 Ekim 2002 Perşembe


BİZE ULAŞIN



HABER İNDEKSİ



ARŞiV



YARDIM



KÜNYE



·  SON DAKİKA  
·  ANA SAYFA  
·  GÜNCEL  
·  SİYASET  
·  EKONOMİ  
·  YAZARLAR  
·  SPOR  
·  DÜNYA  
·  YAŞAM  
·  MAGAZİN  
·  SAĞLIK  
·  KADIN & MODA  
·  ASTROLOJİ  
·  OTOMOBİL  
·  ÇİZERLER  
·  BİLİM & TEKNİK  
·  TV'DE BUGÜN  
·  İŞ YAŞAMI  
·  OMBUDSMAN  
·  HAVA DURUMU  
·  CUMARTESİ  
·  PAZAR  
·  KÜLTÜR & SANAT  
·  SERİ İLAN  

 



"Budala" ile yeniden Dostoyevski

İki yüz yıldır edebiyatçılara referans oluşturan Dostoyevski’nin "Budala"sı, yeniden basıldı: Kötülük karşısında budalalaşan Prens Mişkin’in öyküsünü ilk kez ya da yeniden okumak için iyi fırsat.

     AYBALA ALAÇAM

     19. yüzyıl Rus edebiyatının 20. yüzyıla bıraktığı en önemli edebi mirasının 1821 doğumlu Fyodor Mihayloviç Dostoyevski olduğu ortada. Yazdığı romanlar, bugün hâlâ hayat duyumunda gerekli bazı eşikleri atlamış olmanın işaretleri arasında sayılıyor. "Karamazov Kardeşler", "Delikanlı", "Budala" ve "Suç ve Ceza", tüm dünyaya yayılan orta sınıf evlerimizde İncil, Tevrat ve Kuran’dan sonra en sık rastlanan ‘başyapıtlar’ olsa gerek!
     Sert, sinirli, alkolik cerrah baba; 16 yaşında yitirilen anne; babasının iki yıl sonra kendi toprak köleleri tarafından öldürülmesi; yatılı okul hayatı; akabinde beliren sara krizleri yazara duygusal, aşırı duyarlı, çekingen bir tabiat miras bırakmış. 60 yıllık ömrü boyunca sıkıntılı ve yoksul bir hayat süren yazarın yaşamından kesitler içerdiği ve otobiyografik olduğu iddia edilen romanı "Karamazov Kardeşler", bize göre de bir Dostoyevski sözlüğü gibi. Ruhu bedenine sığmayan, hayal gücü sağlam çocuklar; sefalet; hastalıklı anne ve dırdırcı, zevk düşkünü baba vs...
     Batılı anlamda eğitim gören ancak dış dünyayla iletişim kurmakta derin güçlükler yaşayan Dostoyevski, askeri mühendis olarak orduya katıldıktan bir yıl sonra, edebi idealleri uğruna istifa ediyor. Jukovski, Karamzin gibi Rus şairler ve Gogol, Griboyedov, özellikle de Puşkin’e olan hayranlığı; Schiller, George Sand, Dickens ve Balzac gibi Batılılara yoğun ilgi duymasına engel değil. Dostoyevski tarzının oluşmasında ‘Gogol, Schiller ve Balzac’ın etkisi, yazarın kendisi tarafından da yadsınmıyor. Eserlerinde gerçek ve kurgu arasındaki sınırı alaşağı eden yazar, kimilerinin fantastik olarak tanımladığı sunum biçimlerinin, onun için gerçeğin özünü ifade ettiğini savunuyor. Neo-klasikçi olarak kabul edilen yazar, romantizm akımından etkilendi. Varoluşçuluğun ilk izlerini taşıdığı düşünülen romanlarında gerilim, cinayet, korku, kendi deyişiyle ‘dehşet’ vardı. Bu, ‘anarşist’ bir yapısı olan yazarın neden hiçbir ideolojiyi savunmadığını da açıklıyor. Ona göre her türlü fanatizm, en derinlerde yalnızlık ve sevgisizlikten beslenirdi. Tasvirlerden ve ballandırılmış betimlemelerden, kurgusu alenen ve matematiksel olarak ortada anlatım biçimlerinden nefret ederdi.
     Babası toprak kölelerince öldürülen Dostoyevski’nin siyasi görüşü kölelik sistemine ve hakim rejime karşıydı. 23 yaşındayken yazdığı, dehasını ön plana çıkaran son derece olumlu eleştiriler alan ilk kitabı "İnsancıklar" ve "Beyaz Geceler"i yayımlanmış bulunan yazarın bu rejim karşıtlığı, birlikte ‘takıldığı’ genç Rus entellektüellerle birlikte idamdan son anda yırtacak, hapis yatacak kadar şiddetliydi. "Beyaz Geceleröden sonra yazarlığı ölene kadar zamanla didişmek durumunda kalacak, parasızlıktan sürekli avans alarak yaşayacaktı. Dostoyevski, yetiştirme telaşı olmadan yazmayı özleyerek öldü! Çekeceğini çektikten sonra ateşli biçimde toplumcu sanatı savunmaya başladı ancak siyasi açıdan kurtuluşu her nasılsa monarşide görüyordu.
     Hapis döneminde metafizik konulara yoğunlaşan yazar, suç ve suçlu kavramları üzerine düşünürken, romanlarında hakim olacak bir sonuca ulaştı. Ona göre en aykırı suçları işleme gafletine düşenler bile, bir anlık bir tahrike kapılmış, özünde saf ve temiz insanlardı. O, insan ruhunu, şeytan ve Tanrı’nın savaştığı bir alan olarak görüyordu. Zıt duyguların aynı insanda bulunabileceğine inanırdı. İnsanın, umudunu yitirip amaçsız kaldığında çektiği can sıkıntısı bile, yazara göre, onu hayvana çevirebilirdi. Dostoyevski’nin portresi itibariyle insanda beliren ürkütücü gizem duygusu, yazarın haleti ruhiyesi ve her çağ için geçerliliğini koruyan klasik romanlarındaki buluş, saptama ve dokunuşlarıyla bütünlük kazanıyordu. O, bütün hayatı ve eserleri boyunca Tanrı inancı ve bunun sorgulanmasının üzerine gitti. Bireyci değildi ama özgürleşmek uğruna bireysellikten yanaydı. Hapis döneminden sonra yazdığı ilk roman, Rusya’yı şöyle bir çalkalayan "Ölüler Evinden Anılarödan sonra ölümlerle sarsılan, ekonomik olarak iyice batan Dostoyevski, Rusya’yı terk ederek Avrupa’ya sığındı; "Suç ve Ceza", "Budala", "Ecinniler" ve "Kumarbaz"ı bu dönemde yazdı.
     Alfa Basım Yayın tarafından yeniden yayımlanan "Budala"nın bütün iyi niyetine rağmen hayatta her daim kaybetmeye mahkûm kahramanı Prens Mişkin, Nastasya Filipovna’ya duyduğu tutkulu aşk ve Aglaya Epançin’e hissetiği ölümcül sevgi arasında bocalayan biri. Prens Mişkin, Nastasya’nın cinayete kurban gidişiyle birlikte, iktidar isteyen insanların ‘kötü’lüklerini anlayamadığı için sonsuza dek ‘budala’laşıyor...
     52 yaşındayken, yazarlığıyla devleşmiş bir adam olarak tekrar Rusya’ya dönen Dostoyevski, Tolstoy’un en sevdiği kitap olan son romanı "Karamazov Kardeşler"i de bu arada yazdı. 60 yıl boyunca sefalet ve sürgün içinde yaşayan, çaresizliğin ve acıların yazarı Dostoyevski, ihtişamlı bir gövde gösterisiyle uğurlandı.
     
     Budala
     Fyodor Dostoyevski
     Alfa Basım Yayın Dağıtım
     626 s.
     Fiyatı: 16.000.000 TL.
     







 KÜLTÜR & SANAT


Aşk bazen de vazgeçmektir
Çok dinlenenler
Haberiniz olsun
Çok izlenenler
Çok okunanlar
"Her yazar önce bir dil işçisi"
Şeytanın gör dediği...
"Budala" ile yeniden Dostoyevski
Deliler, şairler ve devrim
Taşınabilir sözlük
İki kutuluk külliyat girişimi
Akbank’a taze kan
İstanbul’dan Tuileries Bahçeleri’ne
Zamansız bir sergi
Necmi Zekâ ve diğer tanıklar
Sokakta plastik obje edası
"Aile gailedir!"
"Politik bir şey yapardım ama..."
Genç âşıkların zaferi
Tiyatroda sanat - demokrasi ilişkisi
Adrenalin fıskiyesi
Yılın en iyisi
Aya İrini’de Mozart ve Holst
Dört altın yıl
"İbrahim Tatlıses öldüğü an bitecek"
Rastlantılar ve mucizeler
Samatya ve Semaver Kumpanya
Hayat atölyesi
"Aldatma"nın bilimsel açıklaması
Yeni yayınlar


 SAYFA BAŞI 





© 2002 Milliyet