24 Ekim 2002 Perşembe


BİZE ULAŞIN



HABER İNDEKSİ



ARŞiV



YARDIM



KÜNYE



·  SON DAKİKA  
·  ANA SAYFA  
·  GÜNCEL  
·  SİYASET  
·  EKONOMİ  
·  YAZARLAR  
·  SPOR  
·  DÜNYA  
·  YAŞAM  
·  MAGAZİN  
·  SAĞLIK  
·  KADIN & MODA  
·  ASTROLOJİ  
·  OTOMOBİL  
·  ÇİZERLER  
·  BİLİM & TEKNİK  
·  TV'DE BUGÜN  
·  İŞ YAŞAMI  
·  OMBUDSMAN  
·  HAVA DURUMU  
·  CUMARTESİ  
·  PAZAR  
·  KÜLTÜR & SANAT  
·  SERİ İLAN  

 



"Aile gailedir!"

Kent Oyuncuları, Tennessee Williams’ın "Sırça Kümes"ini oynuyor.

     ILGIN SÖNMEZ

     "Sırça Kümes" / Tenessee Wiliams / Yönetmen: Yıldız Kenter / Oyuncular: Yıldız Kenter, Güneş Berberoğlu, Hakan Gerçek, Engin Hepileri.
     
     Yıldırım Türker bir yazısında aynen böyle yorumlamıştı 51 ekran üç öğün aile hayatımızı: "Aile gailedir!" Ruhsal olarak derin darbeler aldığımız, bir dönem yaşanan mutsuzlukların bir ömür boyunca peşimizi bırakmadığı bir ‘sığınak’ oluşturmuyor mu kimi zaman ailelerimiz? Huzursuz evlere gece çöken ağırlığı yaşamamak için var olan aileden gitmekte, bir yenisini kurmamakta, illa kurulacaksa da geniş meydanlara yayılmasını sağlamakta fayda var. Zira Yıldız Kenter’in broşürde de söylediği gibi ‘durmadan hareket eden hedefi vurmak çok daha zor.’ Tenessee Williams da kendi ailesinden ipuçları taşıyan, oynanacağını hesap bile etmeden bin bir güçlükle, iç mücadeleyle yazdığı "Sırça Kümesöte ailesinden kopuşunun hikâyesini anlatıyor.
     1944 tarihli "Sırça Kümes", Amerikan tiyatrosunda psikolojik gerçekçilik akımının en önemli temsilcilerinden, asıl adı Thomas Lanier olan 1911 doğumlu Tenessee Williams’ın döneminde başarılı olmuş ilk oyunu. Yazar, sinemaya da aktarılan, 1947 tarihli "Yaz ve Duman", "İhtiras Tramvayı", 1951 tarihli "Gül Döğmesi" ve 1955 tarihli "Kızgın Damdaki Kedi" ile dilimizde tanınıyor. Yoğun otobiyografik göndermelerle 1930’larda geçen "Sırça Kümesöte, Williams’ı temsil eden anlatıcı Tom Wingfield’ın anılarından bir kesit, eserin konusunu oluşturuyor. Bir ayakkabı fabrikasında çalışan ancak şair olmak uğruna işi bırakmayı hayal eden Tom, köklü bir güneyli aileden gelen annesi Amanda ve bir bacağı topal olan içine kapanık kız kardeş Laura ile birlikte köhne bir apartman dairesinde yaşıyor. Babaları tarafından yıllar önce terk edilmişler. Küçük evlerinde, birbirlerini boğuntulara sürükleyecek takıntılarıyla birlikte yaşıyorlar. Tek derdi Laura’ya bir koca bulabilmek olan Amanda, oğluna, işyerinden bir arkadaşını yemeğe çağırmasını söylüyor. Tom da, potansiyel damatlık vazifesi için eskiden beri tanıdığı, aynı fabrikada ‘sevkiyat memuru’ olarak çalışan Jim’i uygun görüyor. Oysa Jim, aynı zamanda, Laura’nın lise aşkı! Yemek gecesi, oluşan gergin ortama rağmen Laura ile dans eden ve onu öpen Jim, Laura’nın her şeyi olan cam biblo koleksiyonunun en değerli parçası boynuzlu atın boynuzunu da kırıyor. Finalde Jim, gardan nişanlısını almak ve bir daha dönmemek üzere evden ayrılıyor. Keza, Laura’nın geçirdiği sarsıntıdan sorumlu tutulan Tom da evi terk ediyor. İnsafsızlığından değil; aile tuzağından kurtulmak için merhametsiz davranmak durumunda kalıyor!
     Ancak bu aile dramının ardında, temeli en derinden sarsıcı başka bir sır var. Bu da evin babası tarafından Laura’ya uygulanan ensest. Zaten Williams oyunlarında, aynı Laura’nın akli dengesinin yok olmasına kadar ilerleyecek olan içe dönüklüğündeki gibi, uç psikolojik durumların ardında etkili bir insanlık dramı yatıyor. "Sırça Kümesöte, yalnızlık ve sorumluluk gibi insani hisler, bir iç hesaplaşmayı açık eden klostrofobik bir dille ifade ediliyor.
     Yıldız Kenter rejisi, ağır duygusal yapısıyla döneminde eleştirilen "Sırça Kümes"i ağırlıklı olarak komediye taşımış. Pskilojik çok katmanlılık ve işin asli kısmının üstüne gidilmemiş. Kenter, canlandırdığı paranoya halindeki Amanda karakterinde sert - haşin, narin - merhametli, dayanıklı - cesur, sevilesi - acınası halleri ifade etmekte son derece yetkin bir performans sergiliyor. Güneş Berberoğlu, gerçeklere gücü yetmeyen, hayallerinde yaşayan, üzerine titrediği cam biblo koleksiyonundaki parçalar kadar narin, tekstte açık olarak ifade edlimese de babasının cinsel tacizine uğramış Laura rolünde etkileyici. Keza Hakan Gerçek de gitmek durumunda olan, kadere isyankâr Tom rolüyle metinle arasındaki oyunculuk meselesini insanın içine dokunacak kadar derinlemesine çözmüş olduğunu gösteriyor. Fakat işte dediğimiz gibi bir miktar çabuk, bir miktar hızlı gelişiyor her şey. İnsan var oldukça taze kalacak bu Williams oyunu, çağdaş bir düzenleme ile de sahnelenebilirdi. Bu arada halden anlayan çapkın Jim rolünde Engin Hepileri, tiyatromuzun oyunculuğu kuvvetli genç bir jön kazandığını müjdeliyor. Onu takip etmek lazım.
     
     Kent Oyuncuları (0212) 246 35 89
     




 KÜLTÜR & SANAT


Aşk bazen de vazgeçmektir
Çok dinlenenler
Haberiniz olsun
Çok izlenenler
Çok okunanlar
"Her yazar önce bir dil işçisi"
Şeytanın gör dediği...
"Budala" ile yeniden Dostoyevski
Deliler, şairler ve devrim
Taşınabilir sözlük
İki kutuluk külliyat girişimi
Akbank’a taze kan
İstanbul’dan Tuileries Bahçeleri’ne
Zamansız bir sergi
Necmi Zekâ ve diğer tanıklar
Sokakta plastik obje edası
"Aile gailedir!"
"Politik bir şey yapardım ama..."
Genç âşıkların zaferi
Tiyatroda sanat - demokrasi ilişkisi
Adrenalin fıskiyesi
Yılın en iyisi
Aya İrini’de Mozart ve Holst
Dört altın yıl
"İbrahim Tatlıses öldüğü an bitecek"
Rastlantılar ve mucizeler
Samatya ve Semaver Kumpanya
Hayat atölyesi
"Aldatma"nın bilimsel açıklaması
Yeni yayınlar


 SAYFA BAŞI 





© 2002 Milliyet