
|

Kargalar baca da temizlermiş!
2 gündür ekonomi ve siyaset gündemini terk edip tamemen kargalarla haşır neşir oluşumun nedeni sanmayın ki seçim yasakları. Bizim gazetede özgürlük var. Ben de yazacaklarımı son noktasına kadar yazdım zaten.
AKP seçimlerden birinci parti çıkarsa başbakanın kim olacağı tartışmalarından da bıktım artık. Kim olacaksa olacak!
Başbakan Bülent Ecevit de bir tuhaf. Kalkıp demeç vermiş, "Başbakanın belli olmadığı bir seçim nasıl olacak bilmiyorum" diye... Bu ne teslimiyetçiliktir Sayın Ecevit. Hele bir seçimler olsun, AKP birinci parti olarak çıksın bakalım. Dereyi görmeden paçaları sıvamak niye?
Sabahın köründe salonda bulduğum 2 koca kargayla maceramızı dün yazmış, bu olay üzerine dinlediğim değişik karga öykülerini de sizlere aktaracağımı vaat etmiştim. Ancak benim karga yazısı, sizlerin hiç beklemediğim ölçüde ilgisini çekince iş değişti. Çünkü bana ilettiğiniz mesajlarda hem bilgi, hem de ciddi uyarılar var:
Ekolojik sorun mu?
"İstanbul’da kargaların sayısının ne kadar arttığını bizler aramızda hep konuşsak da, bu konu basına ilk kez sizin köşenizde yansıdı. Kargalar evimin bulunduğu Acıbadem’de ve tüm Anadolu yakasında dev koloniler halinde yaşıyorlar. Çevredeki yavru evcil hayvanlara saldırıp, doğal ortamda bulunan ötücü ve küçük kuşları yok ediyorlar.
Ağaçlarda kargalardan başka kuşa rastlanmıyor, serçeler bile azaldı. Halk bundan şikayetçi. Bu olayın eminim ekolojik bir nedeni var ve çare bulunmazsa çok ciddi sorunlar yasayabiliriz.
Bir süredir Antalya’dayım. İnanın kargalardan eser yok ve doğal ortamda birçok farklı tür kuş yaşıyor."
Ayşe Yılmaz
Bacanız temizlenmiş
"Köylerde baca temizliği, kesilecek tavuk ya da horozu bacanın tepesinden bırakarak yapılır. Kanat çırparak aşağıya kurumla birlikte inerler. Şehirde bu görevi anlaşılan karga ve güvercinler yapıyor.
Şaka bir yana bacanızı çatı tarafında tel örgü ile korumanız en iyisi. Böylelikle kuşlar da zarar görmez."
Serkan Kutucu
Anadolu insanının her zaman en rasyonel çözümü en ucuza ürettiğini düşünmüşümdür. Şömineyi kullanır mıyım bilmiyorum, ama bacamın temizlendiğinden kuşkum kalmadı. Karga nüfusunun hızla artmakta olduğu da, bu durumun ekolojik bir nedeni olup olmadığı da, üzerinde ciddiyetle durulması gereken bir husus. Hele kargaların 300 yıl yaşadıklarını düşünecek olursak...
Bacadan giren yarasa
Dün telefonla anlatılan kuşlu öykülerin en ilginci, Feniş’in sahibi eski parlamenter Sedat
Aloğlu’dan geldi. 2 hafta önce akşam evde kitap okurken salonda önünden bir karaltı uçarak geçmiş. Karaltının yarasa olduğunu fark ettiklerinde ilk akıllarına gelen, avcı arkadaşlarını aramak olmuş.
İlk aradığı Cem Boyner gırgır geçince, avcıları bırakıp ortanca oğlunu internetin başına oturtmuş. Ve Amerika’daki bir sitenin talimatlarını uygulayarak yarasayı balkona çıkartmayı başarmışlar.
Uzunca bir arayıştan sonra küçük banyoda kenardaki halının üzerine kapaklanmış şekilde buldukları yarasayı, delikli bir çöp sepetiyle kapatıp, halının altına sürdükleri bir kartonla balkona taşımışlar. Bu arada Aloğlu, yarasanın virüs taşıyabileceği ihtimaline karşı arama faaliyetlerine başına şapka, gözüne güneş gözlüğü takıp, yüzüne de eşarp bağlayarak sürdürmüş.
Bütün camların kapalı olduğu eve yarasanın nereden girdiği 2 haftadır esrarını koruyormuş ki, benim dünkü yazıyı okuyunca "tamam, şömine bacası" diyerek rahatlamışlar.
Aloğlu teşekkürlerini iletmek için telefon açmış: "2 hafta boyunca ekonomik krizden de, dış ticaret açığından da, başbakanın kim olacağından da daha fazla kafamı kurcalayan sorunun cevabını nihayet buldum!"
Karga yazısı yazmakla ne kadar isabet etmişim değil mi? Bu gidişle belki birkaç gün daha devam edebilirim!
mtamer@milliyet.com.tr
SAYFA BAŞI

|
|

|