06 Kasım 2002 Çarşamba


BİZE ULAŞIN



HABER İNDEKSİ



ARŞiV



YARDIM



KÜNYE



·  SON DAKİKA  
·  ANA SAYFA  
·  GÜNCEL  
·  SİYASET  
·  EKONOMİ  
·  YAZARLAR  
·  SPOR  
·  DÜNYA  
·  YAŞAM  
·  MAGAZİN  
·  SAĞLIK  
·  KADIN & MODA  
·  ASTROLOJİ  
·  OTOMOBİL  
·  ÇİZERLER  
·  BİLİM & TEKNİK  
·  TV'DE BUGÜN  
·  İŞ YAŞAMI  
·  OMBUDSMAN  
·  HAVA DURUMU  
·  CUMARTESİ  
·  PAZAR  
·  KÜLTÜR & SANAT  
·  SERİ İLAN  

 




"Levantenler tarihe karışmak üzere"

Alessandro Pannuti sayıları giderek azalan İtalyan Levantenlerle ilgili Sorbonne Üniversitesi için bir tez hazırlıyor. İşinin pek kolay olmadığını söylüyor. Çünkü Levantenler özel hayatlarını dışarıya açmaktan pek fazla hoşlanmayan bir topluluk. İşte "gizli yaşayan" Levantenlerin, Pannuti’nin tezine yansımaları...

     NİLÜFER OKTAY

     Alessandro Pannuti 1998 yılından bu yana İstanbul’da yaşıyor. Önce Galatasaray Lisesi’nde çalıştı, lisede İtalyanca bölümünü kurdu. Şu anda Özel Beyoğlu Lisesi’nde öğretmen. Fransa doğumlu. Annesi Fransız, babası İtalyan. İlk ve orta öğrenimini İtalya’da, lise öğrenimini İngiltere’de tamamladı. İtalya Trieste Üniversitesi Siyasal Bilimler Fakültesi Uluslararası İlişkiler Bölümü’nden mezun oldu. Siyasal bilimler üzerine yüksek lisans yaptı. Sorbonne Üniversitesi İtalyan Dili ve Edebiyatı Bölümü’nde,
     "20. yy.’da İstanbul’daki İtalyan Levantenler" başlıklı doktora tezine ise 2000 yılında başladı. Tezi için
     70 kişiyle yüz yüze görüşmeler yaptı, Levanten yazarların eserlerini inceledi. Çalışmalarına halen devam eden Pannuti tezini ve ulaştığı sonuçları anlattı.
     
Neden Levantenleri incelemeye karar verdiniz?
     Sorbonne’daki hocam Jean-Charles Vegliante’ye danıştığımda, ki kendisi dünyadaki göçmen İtalyan cemaatleri konusunda uzmandır, bana İstanbul’daki Levanten cemaatinden söz etti. İlk önce Giovanni Scognamillo ile iletişim kurdum. Scognamillo bana bu konuda cesaret verdi. Ona göre bu işin bir an önce yapılması gerekiyordu çünkü Levantenler bitmek üzereydi. Aslında bu Scognamillo’nun kendi projesiydi ancak yapamayacaktı ve bir şekilde bana emanet etti.
     
Çalışmanız boyunca hangi zorluklarla karşılaştınız?
     Aslında Levantenler böyle bir araştırmaya çok sıcak bakmıyorlardı. Özellikle ailelerinin tarihi hakkındaki sorularıma şüpheyle baktılar, İtalyan olduğum halde. Bu, anlaşılan bir azınlık duygusu ve korkusuydu. Üstelik sık sık bana Fransızcadan alınan bir Levanten atasözünü hatırlatıyorlardı: "Mutlu yaşamak için gizli yaşamak lazımdır." Ayrıca Levantenlerin en belirgin özelliklerinden biri sosyal hayatlarının hep kendi cemaatleri arasında yaşanması. Bu kapalılık bana karşı da oldu... Kaynaklara ulaşmak da kolay değildi.
     
Yüz yüze görüşmelerde en çok hangi cevaplar sizi şaşırttı?
     Beni en çok şaşırtan buradaki Levantenlerin dünyadaki diğer İtalyan göçmen cemaatlerine hiç benzememesi. Bir kere ortalama kültür seviyesi yüksek ve herkes genellikle en az dört dili anadili seviyesinde konuşuyor: Kültür dili olan Fransızca, günlük hayatta kullanılan Rumca, eğitimini aldıkları İtalyanca ve yaşadıkları ülkenin dili Türkçe. Beni şaşırtan ikinci özellik, melezleşme. Genellikle dört kuşağı incelediğimde, beş-altı tane Avrupalı pasaport ortaya çıktı. Ayrıca atalarının Türkiye’ye gelişiyle ilgili hikayeler çok ilginçti. Bununla ilgili belli ki mitolojik birtakım hikayeler oluşmuş. Örneğin padişah tarafından çağrılıp sarayda çalışmış olmaları, İtalya’nın milli kahramanı Garibaldi’nin arkadaşı olup siyasal nedenlerden gelmiş olmaları. Bazısında bunlar doğru ama Levantenler arasında bu türden hikayelere çok sık rastlanıyor. Aslında gerçek olmaması pek önemli değil, çünkü benim bakış açıma göre onlar bir mitoloji yani müthiş zengin bir sözlü edebiyat oluşturdular.
     
İstanbul’daki Levantenler diğer İtalyan göçmenlere benzemiyor dediniz. Neden?
     Göç genellikle savaş, işsizlik gibi nedenlerden kaynaklanır. Levantenlerde ise bu sebeplere rastlamıyoruz. Genellikle dünyada, en azından ilk kuşaklarda göçmenler girdikleri toplumda marjinal oluyorlar ve en iyi ihtimalle bu geçiş sürecinden sonra toplum tarafından asimile olup cemaat duygusunu kaybediyorlar. Böylece bir cemaat kültürü oluşmuyor. Oysa ki tam tersine Levantenler, Osmanlı siyasal sistemi sayesinde burada tarihleri boyunca ayrıcalıklı oldular, diğerleri tarafından özenilen bir kültürü oluşturdular. Şimdiki Avrupa’nın toplumsal gerginlik yaratan en büyük sorunlarından biri göçmenler. Osmanlıların azınlıklara karşı hoşgörülü, barışçı ve medeni tutumu bugün aynen örnek alınamasa da Avrupa’da azınlık sorunu yaşanan ülkeler için incelenmeye değer. İşte bu ortam, Levanten cemaatinin ve özgün kültürünün korunmasını sağladı. Şimdiki duruma gelince... Yine çok olağanüstü olduğunu söyleyebilirim çünkü bu cemaat asimile olmadan, hatta entegrasyona girmeksizin, sırf demografik nedenlerle yok olmak üzere. Kendi cemaatlerine bakarak "Artık Levantenlik yok, Levantenlik tarihsel bir olay" diyorlar ve ortamı diriltmek için bir şey yapmıyorlar. İşte bu düşünce de Levantenlerin yok oluşunu kolaylaştırıyor.
     
     Giovanni Scognomillo
     "Böyle bir çalışmayı uzun süre düşledim"
     "Alessandro’nun yaptığı tez, şimdiye kadar Türkiye’de üzerinde gereğiyle durulmamış bir konuyu ele alıyor. Yapılması gereken bir çalışmaydı. Çünkü özellikle Beyoğlu’na baktığımızda karşımızda çok sayıda İtalyan buluyoruz. İster mimar, ister işadamı, ister sanatçı, ister yazar olsun. Muhakkak ki bu kişiler Beyoğlu’nun kültürel panoramasına büyük katkılarda bulundular. Alessandro Pannuti çalışmasında sadece belirli kişiler üzerinde durmuyor, meseleyi bir koloni meselesi gibi düşünmüyor. Tarihsel bir olguyu gerek sanatsal gerek toplumbilimsel açıdan ele alıyor, inceliyor ve derinleştiriyor.
     Alessandro ile tezi hakkında görüştük. Ona kaynak önerilerinde bulundum, hangi kişilerle temas etmesi gerektiğini söyledim ve ortamı anlattım. Son bir kuşak kaldı zaten. Bir süre sonra İtalyan Levantenlerin tarihi noktalanacak. O yüzden bu tez çok önemli. Ben de böyle bir çalışmayı uzun süre düşledim, notlarımı aldım ama başka projeler yüzünden gerçekleştiremedim. İyi ki Alessandro Pannuti bu görevi üstlendi. İstanbullu olmamasına rağmen."
     
     Aldo Baldini
     "Pasaport değil doğum yeri önemli"
     Bir yüzyılı aşkın süredir Türkiye’de yaşayan Baldini ailesinden Aldo Baldini, İstanbul’a geliş öyküsünü ve Levantenliği şöyle anlatıyor: "Baba tarafımın hikayesi biraz karışık ama annemin öyküsünü kesin olarak biliyoruz. Dedemin babası Triesteli. Deniz ticareti yapıyormuş, Trieste-İstanbul arasında. Daha sonra İstanbul’a gelmiş ve Haliç’te tersane kurmuş, 120 sene evvel. Bir gün o dönmeye karar vermiş ama dedem İstanbul’da kalmış." İstanbul’da yaşamaktan memnun olduğunu söyleyen Baldini "İnsanın pasaportunda yazan yer değil, doğduğu yer önemlidir. Ben Türkiye’de mutluyum. Levanten olarak sorun yaşamadım" diyor. Türkiye’de binicilik sporunun önemli isimlerinden olan Aldo Baldini; İtalyanca ve Türkçenin yanı sıra Fransızca, İngilizce ve Rumca konuşuyor.
     
Kimler Levanten?
     Avrupa kökenli olup bir Doğu limanında yaşayanlara Levanten deniyor. Pannuti, Levantenlerin bu sözcükten pek hoşlanmadığını söylüyor. Nedenini ise şöyle açıklıyor: "19. yüzyıl Avrupa seyyah edebiyatında Levanten sözcüğü biraz aşağılama sözcüğü olarak kullanılmış. Bu seyyahlar Levantenleri kendilerinden yeterince ‘farklı’ ve kendileriyle yeterince ‘aynı’ görmedikleri için onları sevmeyip ‘üçkağıtçı, dolandırıcı, vatansız’ vs. olarak değerlendiriyorlardı."
     



 CUMARTESİ


Klasik müziğin ‘kafa çocukları’
Amerikalı değilmiş!
Kebap lokantasının imajını değiştirdi
"Levantenler tarihe karışmak üzere"
‘Lazların şarkıları Temel fıkrasına benzedi’
Soho’da artık yastık yok
Ne var, ne yok?
"Karaoğlan"ın ev hali...
Evim; küp şeker gibi evim...
Beni Kitap Fuarı’na götür baba!


 SAYFA BAŞI 





© 2002 Milliyet