
|


Jane’in derdi ne?
Fransız roman geleneğine karşı çıkan yazar Catherine Cusset’nin "Jane’in Derdi" adlı kitabı baharda Türkiye’de yayımlanacak.
ŞEBNEM ŞENYENER/New York
Türkiye’de bahar aylarında Doğan Kitapçılık tarafından yayımlanacak olan " Le problemé avec Jane / Jane’nin Derdi" adlı kitabın yazarı Catherine Cusset, Fransa’nın önde gelen genç kalemlerinden. Hem Fransızca hem de İngilizce olarak yazdığı ilk romanı "Jane’in Derdi", Amerika’da geçen yıl Simon and Schuster Yayınevi’nce yayımlandı. New York’ta yaşıyan Cusset ile romanın yayımlanmasından kısa bir süre sonra tanıştım.
Fransa’nın en iyi satan yazarları arasında yer alan Cusset, romana tümüyle hayal ürünü olarak yaklaşan anlayışa karşı çıkıyor. Bu açıdan Fransız roman geleneğine başkaldırıyor. Şimdiye kadar altı kitabı yayımlanan ve özellikle de "Jouir" adlı, Türkçeye "daha çok kadınlara özgü cinsel doyum keyfi" olarak çevirebileceğimiz kitabıyla büyük sükse yapan Cusset, yazdığı romanların her kelimesinin doğru olduğu iddiasında. Diğer yazarlar okurlarını "Bu bir romandır, tek kelimesine dahi inanmayın," diye uyarırken, Cusset tersini savunanlardan: "Bu bir romandır, her kelimesine inanın".
"Jane’in Derdi", Yale’de Fransız edebiyatı üzerine profesörlük yaptığı günlerin hikâyesi. Sohbetimiz sırasında o günleri şu sözlerle anımsadı: "Orada çok sıkıntı çektim. Halbuki herkesin gitmeyi hayal ettiği bir üniversitede üstelik Fransız edebiyatı öğretiyordum. Şanlı, muhteşem bir imajı var ama ufak hesaplar, kıskançlıklarla dolu bir yer. Roman piyasaya çıkınca çok bozuldular. Kendileri hakkında olduğunu anladılar tabii. Jane Amerikalı bir profesör. Yalnız. Başarısızlıktan çok korkuyor... Yığınla korkusu var. Kitabının basılması çok mühim. Halbuki sadece yirmi kişi okuyacak o kitabı ama onun için ölüm kalım meselesine dönüşüyor bu iş. Türkçe adının ne olacağını bilmiyorum henüz. Anlatmak istediğim şey, romandakilerin ona sorunun kendisinde olduğunu söylemesiyle ilgiliydi. Herkes onu dert olarak görüyor. Jane’in kimlik sorunu var. Kendisini hep başkalarının gözüyle görüyor. Sonunda zaten kendi derdinin ne olduğunu kendi anlıyor, kimsenin ona derdinin ne olduğunu söylemesine gerek kalmıyor. Esası bir psikolojik gerilim romanı. "
Fransa’da eleştirmenlerin "Duras ile Hitchock bileşimi bir yazar" olarak nitelendirdikleri Cusset, romana, aklında Madam Bovary gibi sade, normal bir karakter yaratma fikriyle başladığını söylüyor: "Karaktere inanıyorum, karakterlerim hayat kazanmalı yazarken, canlanmalı. Bence romanın başarısı hakikati en mükemmel şekilde taklit edebilmesinde yatar. Okurlarımın okurken romanda kendilerini bulmalarından hoşlanıyorum. Yanlış anlamalar, arkadaşlıklar, profesyonel ilişkilerdeki korkular. Bu açıdan Fransız romanına, avantgarde, yeni roman geleneğine ters düşen bir yaklaşım sahibiyim. Daha çok 19. yy. Fransız romanı ile 20. yy. Amerikan romanı karışımı olduğumu söyleyebilirim. Ama bir ekole dahil değilim. Zaten gördüğün gibi Amerika’da yaşıyorum, bu bir mesafe arzusu içinde olduğumun işareti. Paris’teki edebi çevreyle arama bir mesafe koyma arzusu. Amacım gerçeği yazmak. Olabildiğince gerçeği. Kendi hakkımdaki gerçeği tabii."
"Jouir" böyle bir girişim. "Bir erkek istiyorum" diye başlayan, yazarın kadınlığını keşfini işleyen bir macera. Küçük, derli toplu kitabın açık seçik dili bazı eleştirmenleri "pornografi" sınıflandırmasına sevketmesine rağmen Cusset’nin hakikati yazmakta ufkunu ne kadar zorlayabileceğinin bir kanıtı. Gçen yıl yayımlanan "La Haine de La Famille" adlı romanında çizdiği aile portresinde de böyle cesur. İngiliz edebiyatının gözde eleştirmenlerinden biri olan David Lodge, "Jane’in Derdi" için yazdığı notta kitabı "Edebi oyun içine saklanan bir psikolojik gerilim," sözleriyle nitelendirdi. Cusset, kitabında Türk okurunun da kendisini bulacağı kanısında.
Le probleme avec Jane
Catherine Cusset.
KÜLTÜR & SANAT


Kadınlar ve sırları
Çok dinlenenler
Haberiniz olsun
Çok izlenenler
Çok okunanlar
James Dean gibi gitti
Dahiydi. Deliydi. Çoktu!
Bin yılların bilgeliği
"Kanım canım şizofrenim"
Jane’in derdi ne?
Bol iğneli denemeler
Garip akımı da garip kaldı
Sanat tarihinde devri alem
Kültürel mirasla dans eden resimler
Onun düşleri var
Parti öncesi şarkılar
Sessiz ‘Beatle’
İster sev ister sevme
Zehra Yıldız’a saygıyla
Zor para
Bir yönetmen doğuyor
1 trilyonun sahibi kim olacak?
"Ağır Roman" pek ağır geldi
Bu tarifin tadı başka
Vakit gece, işçiler yorgun
Hayat atölyesi
Yeni yayınlar
SAYFA BAŞI

|
|

|