17 Şubat 2003 Pazartesi


BİZE ULAŞIN



HABER İNDEKSİ



ARŞiV



YARDIM



KÜNYE



·  SON DAKİKA  
·  ANA SAYFA  
·  GÜNCEL  
·  SİYASET  
·  EKONOMİ  
·  YAZARLAR  
·  SPOR  
·  DÜNYA  
·  YAŞAM  
·  MAGAZİN  
·  SAĞLIK  
·  KADIN & MODA  
·  ASTROLOJİ  
·  OTOMOBİL  
·  ÇİZERLER  
·  BİLİM & TEKNİK  
·  TV'DE BUGÜN  
·  İŞ YAŞAMI  
·  OMBUDSMAN  
·  HAVA DURUMU  
·  CUMARTESİ  
·  PAZAR  
·  KÜLTÜR & SANAT  
·  SERİ İLAN  

 




Profiterolün adı da tadı da uydurma!..

Önder Şenyapılı, sözcüklerin şaşırtıcı öykülerini bir kitapta topladı. Kitabın en ilginç bulgularından biri de şu: Profiterol, kelime olarak ANLAMSIZ!

     SERHAT OĞUZ İstanbul

     Beyoğlu’nda doğup, Türkiye’nin hemen tüm pastanelerinin mönüsünde vazgeçilmezler arasına giren tadına doyulmaz ‘profiterol’ tatlısını bilmeyen yok.
     Kimine göre İtalyan kökenli bir tatlı, kimine göreyse, akademik kariyeri olan bir bilim adamının muhteşem formülü. Tatlının acı gerçeğiyse şu: Profiterolün hiçbir anlamı yok. Bu ‘cismen tatlı’, ‘ismen ise acı’ gerçeği ortaya çıkaran ise, kendisini sözcüklerin anlamlarına adayan Ortadoğu Teknik Üniversitesi (ODTÜ) Mimarlık Fakültesi Öğretim Görevlisi Önder Şenyapılı.
     
     Luca’nın ‘icadı’
     Önder Şenyapılı’nın ODTÜ Yayınları’ndan çıkan ‘Her Sözcüğün Bir Öyküsü Var’ adlı kitabında, profite-rolün öyküsü şöyle anlatılıyor:
     "Türkiye’ye 15 yaşın-dayken gelen Arnavutluk doğumlu Luca Zgonidis, babasının ölümünden sonra pastacı çıraklığı yapar. 1940’ların parasıyla 45 bin lira hava parası vererek İnci Pastanesi’nin bulunduğu mekânı tutarlar. Zgonidis, şöyle devam ediyor: ‘İlk günler çok zorluk çektik. Kendim birşey icat edip bir de isim uydurunca çok iyi tuttu. Anlayacağınız profiterolün kendi de adı da uydurmaca."
     
İşte birkaç sözcük ve ilginç öyküleri:
     Şenyapılı’nın kitabındaki diğer ilginç sözcük öykülerinden bazıları da şöyle:
     Abiye: Tören ya da davetlere uygun zarif giyime denen abiye, Arapça kökenli ve yüzünü örten utangaç kadın anlamına geliyor.
     Afyonu patlamak: Osmanlı döneminde afyonkeşler, oruç tutarken afyon alamayacakları için sahurda üç dört kâğıt üst üste sarılmış afyon yutardı. Bu gündüz midede patlayınca tiryaki keyfini bulurdu.
     Avokado: Aztekler, bu meyveyi, erkeğin erbezlerine benzetip bu anlama gelen ‘ahuacatl’ adını vermişler. Üstelik, bu meyvenin olgunlaştığı dönemde bakirelerin evden dışarı çıkmaları yasaklanmış.
     Kahve: Ağacının anavatanı Habeşiştan’daki Kaffa bölgesi olduğu için bu adı aldı.
     Kanyak: Türk brendisi üretildiği zaman konyak deniliyor ancak Fransızlar ismi tescil ettirince, Türkler bu ismi kan - yak olarak değiştiriyor. Konyak ise Fransa’nın Cognac kentinde üretildiği için bu adı alıyor.
     Keşkül: Dervişlerin yardım toplamak için kullandığı çanağa keşkül deniliyordu. Fazla pahalıya gelmeyen sütlü tatlıya keşkül - ü fukara deyiminden yola çıkılarak bu ismin verildiği zannediliyor.
     Palavra sıkmak: Küçük çaplı kısa namlulu hafif toplara ‘palavra’ deniyor. Denizcilikte selamlama törenlerinde selamlama atışı bunlarla yapılırdı.
     Paparazzi: Fellini’nin La Dolce Vita filminde Marcello Mastroianni’nin sadık sağ kolu foto muhabirinin ismi Paparazzo’ydu. Paparazzo süratli, iş bitirici olduğu için ünlüleri izleyen hızlı magazin gazetecileri artık böyle anılıyor.
     



 YAŞAM


Kadının güzellik tutkusu hiç bitmedi
Profiterolün adı da tadı da uydurma!..
Mehmetçik iki gence can verdi
Paraya karşı ‘tutukluk’ yaptı
İklimimiz değişiyor!
10 binlerden savaşa karşı aerobik...
Yardıma giderken canından oldu!
‘Biz filiz, haklıyız kazanacağız!’
Trafiğe 82 kurban
Kameralar ilaçlı bisküviyi ‘yemedi’
Bu da ekmek arası çorba
Haydarpaşa’da 9 parça ceset
Kraker yerken boğulup öldü


 SAYFA BAŞI 






© 2002 Milliyet