
|

Hemen acele bez getir, elini çabuk tut tez getir...
Siyasal kulis dedikoduları:
- Tayyip Bey, eski bir futbolcu. Şut çekmede büyük bir becerisi var.
- Beni kaygılandıran, aynı anda iki ayağıyla birden, şut çekmeyi denemeye kalkması...
- Nasıl yani?
- Aynı anda sağ ayağıyla AB’ye, sol ayağıyla ABD’ye birer şut...
- Sen niye kaygılanıyorsun bundan peki?
- Ya dip üstü oturursa diye...
***
Başkan Bush, Bekri Mustafa’ya sormuş:
- Bekri, sen bilirsin, yeni Dışişleri Bakanı Abdullah Gül’ün soyadı sizin dilde, kahkah kihkih "gülmek" fiilinden mi geliyor; yoksa malum "gül" çiçeğinden mi?
Bekri:
- Vallahi, demiş, henüz ben de bilmiyorum; yanıtını ancak sonbahara doğru verebilirim...
- Niye bekliyorsun sonbahara kadar?
- Çünkü sonbahara kadar dış ilişkilerde durum tümden boka sararsa; bizim ünlü şairimiz Tevfik Fikret’in bir mısraı, hemen yazılmaya başlar Abdullah Gül’ün karikatürleri altına; gülüp duran bir Abdullah Gül karikatürü ve altında lejandı: "Güleriz ağlanacak halimize..."
- Ya Abdullah Bey’in soyadı "gülmek" fiilinden gelmiyorsa?
- Hep beklemek gerekiyor sonbahara kadar. Dış ilişkilerde yine durum boka sararsa; bu kez de Abdullah Gül’ün karikatürü altındaki lejand şöyle yazılır: "Gülü takdime ne hacet, ne çiçektir biliriz..."
- Ya o zamana kadar kabineden çekilirse?
- O zaman da, vazosu değiştikten sonra, soldu gitti bizim gül, deriz.
Bush:
- Demek, demiş, o nedenden soyadı "Gül" olan bir siyasetçiyi, önce Başbakan, sonra da Dışişleri Bakanı yaptınız. Ne diyeceğinize önceden değil de, işler boka sardıktan sonra karar vermek için...
***
Nasreddin Hoca’ya sormuşlar:
- Hoca, bak Tayyip Bey ne diyor, "usta kaptan fırtınalı denizlerde belli olur" diyor; ne düşünüyorsun bu iddia hakkında?
Hoca:
- Doğru diyor demiş; yalnız pusulayı şaşırıp, limanı kaybetmemek şartıyla...
***
Bundan böyle yeni kabinelerde yer alamayan eski bakanlara; bakanlıklardaki koltuklarını evlerine götürmeleri önerilecekmiş. Koltuğu kaybettik, diye üzülmemeleri için...
Ve bir de...
Şayet koltuğa alışmışlarsa, değişik yöntemlerle koltuk aramaya kalkmamaları için...
***
Oldum bittim, hangi siyasetçiye:
- Niçin siyasete atıldınız, diye sorsanız; yanıt hep aynı olur:
- Millete hizmet için...
Biliyorsunuz, Tayyip Bey de, çok sık tekrarlıyor bu gerekçeyi...
Ve nedense insanın aklına, siyasal tarihimizde en kısa kürsü konuşmasını yapmış olan eski Maarif Vekili Necati’nin ünlü sözü geliyor:
- Hayat bir katakulliden ibarettir.
***
Dostlardan B. Düzdemir’in elektronik postayla hatırlattığı eski bir fıkra:
Adamın biri, kendini arpa tanesi sanıyor ve tavuklardan korkuyormuş, beni yiyecekler, diye...
Sonunda alıp akıl hastanesine götürmüşler kendisini.
Uzun bir telkin tedavisi:
- Sen arpa tanesi değil, insansın, diye...
Bir süre sonra adam iyileşmiş:
- Yok canım, ben arpa tanesi değil, insanım, demeye başlamış.
Ve hastaneden çıkarmışlar adamı...
Ama çarçabuk hastaneye geri dönmüş adam. Doktorlar:
- Niye geri döndün, demişler, sen iyileştin artık. Arpa tanesi değil, insan olduğunu biliyorsun...
Adam:
- Ben, demiş, bilmesine biliyorum arpa tanesi olmadığımı ama, ya tavuklar bunu bilmiyorsa...
Hani yani bizim siyasetçiler de, bilmesine biliyorlar bizim çok güçlü bir ülke olduğumuzu da...
Yine insanın aklına bir kuşku düşüyor, ya Bush bilmiyorsa, diye...
c.altan@prizma.net.tr
SAYFA BAŞI

|
|

|