|


Eski bir özeleştiri "Ne utanmaz köpekleriz"...
Önceki gece sabaha karşı 5.6 şiddetindeki Urla depreminde 170 kişi yaralanmış, 4 - 5 ev çökmüş, birçok yapı çatlamış, bir caminin minare alemi kırılıp düşmüş.
21 günlük Irak savaşında ölen Amerikalıların sayısı 102, İngilizlerin sayısı da sanırım 70...
Son Kocaeli depreminde ise ölenlerin sayısı 30 bindi bizde...
Demek ki bizde deprem, savaştan daha sakıncalı...
***
Depremlerimiz savaştan daha sakıncalı olunca da, durumdan hemen görev çıkarma sorumluluğuyla, hamasi bir dörtlük yazmak gerekmez mi depremler için de?
Bendeniz de, hamasetçi ozanlarımızdan miras kalan bir coşkuyla, depremler için bir dörtlük yazmaya çalıştım:
Depremlerle sallanıp ölsek de biner biner,
Şanlı tarih ayakta yükseltir bayrağını.
Cesedimizden dahi düşmanlar korkup siner,
Türk'ü gördüğü yerde denk alır ayağını.
Söz aramızda 70 yıl önce böyle bir dörtlüğün telif hakkı, ya bir mebusluk, ya - koşullar uyuyorsa - hareketli bir semtte noterlikti...
Hey gidi günler hey...
***
Hamaset ve övgü manzumeleri yanında, yergi ve sövgü nazmı da çok gelişmiştir bizde...
İşte Nef'i'nin "Siham - ı Kaza - Yargı Okları"ndan bir örnek. Ama önce 17. yüzyılın başına ait küçük bir tarih özeti:
1623'te 14 yaşında tahta çıkan IV. Murat, padişah olur olmaz, Sadaret Kaymakamlığı'na, yani Vezir - i Azam vekilliğine Gürcü, yahut Hadım Mehmet Paşa'yı atamıştı.
Bostancıbaşılıktan, yani saray cellatlığından gelme Kaptan - ı Derya Topal Recep Paşa, çocuk yaştaki Padişah'ın yaptığı bu atamadan deliye dönmüştü. Kendisi geçmek istiyordu Gürcü Mehmet Paşa'nın yerine; hem de sadrazam vekili olarak değil, sadrazam olarak...
Recep Paşa'nın, yerine göz diktiği kişilere karşı, el altından yeniçeriyi ayaklandırmak gibi sinsi bir taktiği vardı.
Gürcü Mehmet Paşa aleyhine de, yeniçerilerle sipahileri "Gürcü enflasyon yapıyor" fısıltılarıyla ayaklandırdı.
"Enflasyon" sözcüğünü kullanmadı ama, "sikkenin ayarını bozuyor" suçlamasını yaydı.
Böylece 90 yaşındaki Vezir - i Azam Vekili'nin konağında boğdurulmasına neden oldu. Tarih 1626...
***
Nef'i de, Gürcü Mehmet Paşa'nın aleyhinde yürütülen kampanyaya, uzun bir yergi kasidesiyle katılmıştı.
Kasideden birkaç beyit işte:
Gürci hınzıri a sammsuni muazzam (korkunç zehirleyici) a köpek
Kandesin kande negehbanii alem (alemin bekçisi) a köpek
Vay ol devlete kim ol mürebbisi anın
Bir senin gibi deni (alçak) cehli mücessem a köpek
Ne güne kaldı medet Devlet - i Ali Osman
Hey yazık hey ne musibet, bu ne matem a köpek
***
Şark kültüründe - siyasetle ilişkili olarak - övgü ve sövgü çok gelişmiştir...
Ranta dayalı kapı kulluğu, burjuvalaşamadığı; köylülerin de, işçi sınıfına dönüşemediği "ümmet" topluluklarında, ozanların tek piyasası siyasal egemenliği ellerinde tutanlardı.
Ozanlar da, ya onları överek, ya onların kızdıklarına söverek, ödüllenirlerdi.
Bu gelenek, oligarşik yapıya uyum göstermek koşuluyla, çok partili döneme geçildikten sonra da sürüp gitti.
Haset, çürütmecilik, yok sayma, birtakım başarı ve çalışmaları görmezlikten gelme, kuşaklardan kuşaklara geçen kalıtımsal bir biçimlenmedir Şark'ta...
Onun için de merak ediyorum, Saddam'ın da acaba övgücü ozanları var mıydı?
***
Bu arada bizde bazı özeleştiriler de yazıldı. Namık Kemal'in mi, Deli Hikmet'in mi olduğu bir türlü netleşmemiş bir taşlama işte:
Edepsizlikte tekleriz
Kimi görsek etekleriz
Hak'dan da ümit bekleriz
Ne utanmaz köpekleriz
Biz bakmadan sağa sola
Düşman girdi İstanbul'a
Vatanı sattık bir pula
Ne utanmaz köpekleriz
Dalkavuklukla irtikap (rüşvet, avanta)
İşte etti bizi harab
Sen söyle ey Şevketmeab
Ne utanmaz köpekleriz
İnsan mı neyiz seçilmez
Bir zehiriz ki içilmez
Tavrımızdan da geçilmez
Ne utanmaz köpekleriz
Gitme vatan kavgasına
Yetiş rütbe yağmasına
Daldık dünya sefasına
Ne utanmaz köpekleriz
Vatanın girdik kanına
Leke getirdik şanına
Topumuzun bok canına
Ne utanmaz köpekleriz
***
Benim çocukluğumda da bir halk deyimi dolaşır dururdu evde:
Sen seni bil sen seni
Sen seni bilmez isen
Patlatırlar enseni...
Köylülükle rant ekonomisinden kopamamış ve evrensel sınıflar yaratamamış Şark işte...
c.altan@prizma.net.tr
|
|

|