12 Nisan 2003 Cumartesi
 
 
 BİZE ULAŞIN | ARŞiV | KÜNYE | HABER İNDEKSİ |  SIK KULLANILANLARA EKLE |  AÇILIŞ SAYFASI YAP  
  ·  SON DAKİKA       
  ·  ANA SAYFA    
  ·  GÜNCEL         
  ·  SİYASET         
  ·  EKONOMİ         
  ·  YAZARLAR         
  ·  SPOR         
  ·  DÜNYA         
  ·  YAŞAM         
  ·  MAGAZİN         
  ·  SAĞLIK         
  ·  KADIN & MODA         
  ·  ASTROLOJİ         
  ·  OTOMOBİL         
  ·  ÇİZERLER         
  ·  BİLİM & TEKNİK         
  ·  TV'DE BUGÜN         
  ·  İŞ YAŞAMI         
  ·  OMBUDSMAN         
  ·  HAVA DURUMU         
  ·  CUMARTESİ         
  ·  PAZAR         
  ·  KÜLTÜR & SANAT   
  ·  SERİ İLAN         



Eski bir özeleştiri "Ne utanmaz köpekleriz"...

     Önceki gece sabaha karşı 5.6 şiddetindeki Urla depreminde 170 kişi yaralanmış, 4 - 5 ev çökmüş, birçok yapı çatlamış, bir caminin minare alemi kırılıp düşmüş.
     21 günlük Irak savaşında ölen Amerikalıların sayısı 102, İngilizlerin sayısı da sanırım 70...
     Son Kocaeli depreminde ise ölenlerin sayısı 30 bindi bizde...
     Demek ki bizde deprem, savaştan daha sakıncalı...
     ***
     Depremlerimiz savaştan daha sakıncalı olunca da, durumdan hemen görev çıkarma sorumluluğuyla, hamasi bir dörtlük yazmak gerekmez mi depremler için de?
     Bendeniz de, hamasetçi ozanlarımızdan miras kalan bir coşkuyla, depremler için bir dörtlük yazmaya çalıştım:
     Depremlerle sallanıp ölsek de biner biner,
     Şanlı tarih ayakta yükseltir bayrağını.
     Cesedimizden dahi düşmanlar korkup siner,
     Türk'ü gördüğü yerde denk alır ayağını.
     Söz aramızda 70 yıl önce böyle bir dörtlüğün telif hakkı, ya bir mebusluk, ya - koşullar uyuyorsa - hareketli bir semtte noterlikti...
     Hey gidi günler hey...
     ***
     Hamaset ve övgü manzumeleri yanında, yergi ve sövgü nazmı da çok gelişmiştir bizde...
     İşte Nef'i'nin "Siham - ı Kaza - Yargı Okları"ndan bir örnek. Ama önce 17. yüzyılın başına ait küçük bir tarih özeti:
     1623'te 14 yaşında tahta çıkan IV. Murat, padişah olur olmaz, Sadaret Kaymakamlığı'na, yani Vezir - i Azam vekilliğine Gürcü, yahut Hadım Mehmet Paşa'yı atamıştı.
     Bostancıbaşılıktan, yani saray cellatlığından gelme Kaptan - ı Derya Topal Recep Paşa, çocuk yaştaki Padişah'ın yaptığı bu atamadan deliye dönmüştü. Kendisi geçmek istiyordu Gürcü Mehmet Paşa'nın yerine; hem de sadrazam vekili olarak değil, sadrazam olarak...
     Recep Paşa'nın, yerine göz diktiği kişilere karşı, el altından yeniçeriyi ayaklandırmak gibi sinsi bir taktiği vardı.
     Gürcü Mehmet Paşa aleyhine de, yeniçerilerle sipahileri "Gürcü enflasyon yapıyor" fısıltılarıyla ayaklandırdı.
     "Enflasyon" sözcüğünü kullanmadı ama, "sikkenin ayarını bozuyor" suçlamasını yaydı.
     Böylece 90 yaşındaki Vezir - i Azam Vekili'nin konağında boğdurulmasına neden oldu. Tarih 1626...
     ***
     Nef'i de, Gürcü Mehmet Paşa'nın aleyhinde yürütülen kampanyaya, uzun bir yergi kasidesiyle katılmıştı.
     Kasideden birkaç beyit işte:
     Gürci hınzıri a sammsuni muazzam (korkunç zehirleyici) a köpek
     Kandesin kande negehbanii alem (alemin bekçisi) a köpek
     
     Vay ol devlete kim ol mürebbisi anın
     Bir senin gibi deni (alçak) cehli mücessem a köpek
     Ne güne kaldı medet Devlet - i Ali Osman
     Hey yazık hey ne musibet, bu ne matem a köpek
     ***
     Şark kültüründe - siyasetle ilişkili olarak - övgü ve sövgü çok gelişmiştir...
     Ranta dayalı kapı kulluğu, burjuvalaşamadığı; köylülerin de, işçi sınıfına dönüşemediği "ümmet" topluluklarında, ozanların tek piyasası siyasal egemenliği ellerinde tutanlardı.
     Ozanlar da, ya onları överek, ya onların kızdıklarına söverek, ödüllenirlerdi.
     Bu gelenek, oligarşik yapıya uyum göstermek koşuluyla, çok partili döneme geçildikten sonra da sürüp gitti.
     Haset, çürütmecilik, yok sayma, birtakım başarı ve çalışmaları görmezlikten gelme, kuşaklardan kuşaklara geçen kalıtımsal bir biçimlenmedir Şark'ta...
     Onun için de merak ediyorum, Saddam'ın da acaba övgücü ozanları var mıydı?
     ***
     Bu arada bizde bazı özeleştiriler de yazıldı. Namık Kemal'in mi, Deli Hikmet'in mi olduğu bir türlü netleşmemiş bir taşlama işte:
     Edepsizlikte tekleriz
     Kimi görsek etekleriz
     Hak'dan da ümit bekleriz
     Ne utanmaz köpekleriz
     Biz bakmadan sağa sola
     Düşman girdi İstanbul'a
     Vatanı sattık bir pula
     Ne utanmaz köpekleriz
     Dalkavuklukla irtikap (rüşvet, avanta)
     İşte etti bizi harab
     Sen söyle ey Şevketmeab
     Ne utanmaz köpekleriz
     İnsan mı neyiz seçilmez
     Bir zehiriz ki içilmez
     Tavrımızdan da geçilmez
     Ne utanmaz köpekleriz
     Gitme vatan kavgasına
     Yetiş rütbe yağmasına
     Daldık dünya sefasına
     Ne utanmaz köpekleriz
     Vatanın girdik kanına
     Leke getirdik şanına
     Topumuzun bok canına
     Ne utanmaz köpekleriz
     ***
     Benim çocukluğumda da bir halk deyimi dolaşır dururdu evde:
     Sen seni bil sen seni
     Sen seni bilmez isen
     Patlatırlar enseni...
     Köylülükle rant ekonomisinden kopamamış ve evrensel sınıflar yaratamamış Şark işte...
     
     c.altan@prizma.net.tr
     







Taha AKYOL
Kürtler ve Türkler

Çetin ALTAN
Eski bir özeleştiri "Ne utanmaz köpekleriz"...

Melih AŞIK
Yağma kanunu

Fikret BİLA
Güven sorunu

Hasan CEMAL
Kürtlerle, Amerika'yla, Avrupa'yla çatışmak mı?

Güneri CIVAOĞLU
Çölde çay zamanı

Can DÜNDAR
17. katta 17 saniye

Abbas GÜÇLÜ
Savaşın mağdur ettiği çocuklar

Sami KOHEN
Pandora'nın kutusu açılıyor mu?

Mehmet Y. YILMAZ
Acımasız olduğu kadar zevksizdi de...

Meliha OKUR
Akaryakıt bayileri 'eylem' hazırlığında

Hasan PULUR
"Allahlık" değil "ahretlik" CHP!...

Derya SAZAK
Böyle mi olacaktı?

Meral TAMER
Faik Öztrak tabii ki gidecekti

Tamer HEPER
Kapkaç cezası ağırlaşmadı

Güngör URAS
Yoksullukla mücadelede kooperatifler

M. Ali BİRAND
Türkiye doğru olanı yaptı