09 Temmuz 2003 Çarşamba
 
 
 BİZE ULAŞIN | ARŞiV | KÜNYE | HABER İNDEKSİ |  SIK KULLANILANLARA EKLE |  AÇILIŞ SAYFASI YAP  
  ·  SON DAKİKA       
  ·  ANA SAYFA    
  ·  GÜNCEL         
  ·  SİYASET         
  ·  EKONOMİ         
  ·  YAZARLAR         
  ·  SPOR         
  ·  DÜNYA         
  ·  YAŞAM         
  ·  MAGAZİN         
  ·  SAĞLIK         
  ·  KADIN & MODA         
  ·  ASTROLOJİ         
  ·  OTOMOBİL         
  ·  ÇİZERLER         
  ·  BİLİM & TEKNİK         
  ·  TV'DE BUGÜN         
  ·  İŞ YAŞAMI         
  ·  OMBUDSMAN         
  ·  HAVA DURUMU         
  ·  CUMARTESİ         
  ·  PAZAR         
  ·  KÜLTÜR & SANAT   


İki Robert Kolejlinin filmlerine ödül

Amerika’da yaşayan yönetmen ve film yapımcısı Binnur Karaevli ve yine film yapımcısı Mehmet Eryılmaz’ın iki ortak özelliği var: İkisi de Robert Kolej mezunu ve ikisinin de filmleri yabancı festivallerde ödüller aldı

     ALİN TAŞÇIYAN

     Binnur Karaevli adını ilk kez 1996 yılında Ankara Film Festivali’nde duydum. Jüri üyesi olduğum Kısa Film Yarışması’na iki filmiyle Amerika’dan katılan genç bir kadın yönetmen olarak. "Çöllerin Evelyn’i" ve "Dance of the Whirling Dervish"i o zaman izledim. Binnur Karaevli yedi yıl sonra ABD gibi geniş bir sinema endüstrisinde şirket sahibi olmuş bir yapımcı olarak çıktı karşıma. Karaevli’nin Marmara’dan Kaliforniya’ya uzanan yaşamöyküsünden esinlenerek çevirdiği "Searching for Paradise / Cenneti Ararken" adlı belgesel bu yıl Moondance ve Winfemme festivallerinde ödüller kazandı. Göç, göçmenlik ve Doğu-Batı kültürleri çatışması ve buluşmasını konu aldığı bu belgeselin ikinci bölümünü ay sonundan itibaren İstanbul’da çekmeye başlayacak olan sinemacı, bir yandan da ABD’de Colin Firth’ün oynayacağı "Once in a Blue Moon" adlı uzun metrajlı filmin yapımcılığını üstlenmeye hazırlanıyor.
     
Amerika’ya giderken amacınız öğrenim görmekti sanıyorum...
     Robert Koleji bitirdim. Ben tiyatro yönetmeni olmak istiyordum. Türkiye’de konservatuvarlar daha çok oyuncu yetiştirir. Ünlü Carnegie Mallon Üniversitesi’nde tiyatro yönetmenliği okumaya gittim. Okul sırasında ve sonrasında yoğun biçimde New York Theatre Workshop’a, Washington Arena Stage’e devam ettim. Los Angeles’a geldikten sonra LA Theatre Center’da çalıştım. Dramaturji, asistanlık, genç yönetmenlik yaptım. Women Artists Group ve Platform adında iki grup kurdum. Sonra Güney Kaliforniya Üniversitesi’ne üç yıllık bir mastır programına kabul edildim.
     
Bu dönemde tiyatrodan geçiminizi kendiniz sağlayabildiniz mi?
     Okul ücreti için ailemden destek aldım elbette. Bana hep çok destek olmuşlardır zaten. Bir yandan da çalıştım. Televizyon için belgeseller çevirdim, asistanlık yaptım. Ridley Scott’un reklam şirketinde prodüktör yardımcısı olarak çalıştım. ZDF’ye ve Amerikan kanallarına Los Angeles üzerine belgeseller hazırladım. İki kısa filmimi bu dönemde çektim.
     
     "Amerikalıların Doğu’ya ilgisi filmi popüler yaptı"
"Cenneti Ararken" nasıl oluştu?
     Doğu-Batı kültürünün sentezi ve çelişkisi, İstanbul, göçmenlik, kültürel ve kişisel kimlik konusunu anlatan bir film yapmak istiyordum. Sonunda belgeselde karar kıldım. Parasının bir kısmını çeşitli merkezlerden buldum. Türkiye’den annem başta olmak üzere pek çok kişi yardımcı oldu. İstanbul’un yüzyıllar boyu Doğu-Batı arasındaki enteresan bir şehir olması ve benim de Batı kültürüyle yetişmiş Batı’da yaşayan, tabii Doğu kültürünü de almış biri olarak kimliğim ortaya çıktı. Film şiirsel oldu. 11 Eylül’den sonra film patlama yaptı. Amerika’da halk Doğu kültürünü tanımaya ilgi duydu. Film de çok popüler oldu.
     
Tepkiler nasıl?
     Amerikalıların tepkileri şu: "Aman tanrım, yarın Türkiye’ye gitmek, İstanbul’u görmek istiyorum." Göçmenlerinki farklı: "Ah, aynı şeyleri bizim ailemiz de hissetmişti." Amerikalılar yalın yaklaşımı takdir ediyor, propaganda kokan filmleri hemen hissediyor. Türkler ise çok etkileniyor. Tabii "Bizi niye Doğulu gösterdiniz?" diyenler de çıktı.
     
Amerika’daki çalışma ortamınız nasıl?
     Amerika’da uluslararası bir çalışma ortamı var. Türkiye ile de böyle bir ilişki kurulsun isterdim. Amerika’dan klip çekimleri için ekipler göndermek istedim ama Türkiye’nin fiyatları çok yüksek. Çünkü rekabet yok. Çok az yerde iyi ışık ve kamera var. Reklam piyasasından iyi para kazanmaya alışıklar.
     
Türkiye yollarında geçen ödüllü bir film: "CRUDE"
     Türkiye’de yaşayan Amerikalı yönetmen Paxton Winters’ın ilk filmi "CRUDE"’un yapımcısı da Binnur Karaevli gibi Robert Kolej mezunu bir Türk: Mehmet Eryılmaz. "Crude" Uluslararası Los Angeles Film Festivali’nde en iyi film ödülünü ve 50 bin dolarlık ödülü aldı. Ayrıca Kuzey Amerika’nın en prestijli film festivallerinden Uluslararası Seattle Film Festivali’nde de jüri özel ödülünü kazandı.
     Filmde, Amerikalı oyuncular David Connolly ve Paul Schneider ile Hazır Kart reklam kampanyası ve "Estağfurullah Yokuşu" dizisinden tanıdığımız Yiğit Özşener başrolü paylaşıyorlar. "İkinci Bahar" dizisinden hatırladığımız İpek Değer ve ressam Mehmet Güleryüz de oyuncular arasında.
     Film Amerika’nın önyargılarını, popülist medyayı ve globalleşmeyi tatlı-sert bir dille eleştiriyor. Aynı zamanda bir yol filmi olan "Crude", İstanbul’da başlayıp Kapadokya, Antep, Urfa, Mardin, Doğubeyazıt ve Bodrum’a doğru uzandıktan sonra New York’ta son buluyor.
     Yapımcı Mehmet Eryılmaz filmin en kısa zamanda Türkiye’de de vizyona gireceğini belirtiyor.
     





 Ahmet Turhan Altıner
 Ali Rıza Kardüz
 İlber Ortaylı
 Yalvaç Ural
 Yasemin Çongar