21 Temmuz 2003 Pazartesi
 
 
 BİZE ULAŞIN | ARŞiV | KÜNYE | HABER İNDEKSİ |  SIK KULLANILANLARA EKLE |  AÇILIŞ SAYFASI YAP  
  ·  SON DAKİKA       
  ·  ANA SAYFA    
  ·  GÜNCEL         
  ·  SİYASET         
  ·  EKONOMİ         
  ·  YAZARLAR         
  ·  SPOR         
  ·  DÜNYA         
  ·  YAŞAM         
  ·  MAGAZİN         
  ·  SAĞLIK         
  ·  KADIN & MODA         
  ·  ASTROLOJİ         
  ·  OTOMOBİL         
  ·  ÇİZERLER         
  ·  BİLİM & TEKNİK         
  ·  TV'DE BUGÜN         
  ·  İŞ YAŞAMI         
  ·  OMBUDSMAN         
  ·  HAVA DURUMU         
  ·  CUMARTESİ         
  ·  PAZAR         
  ·  KÜLTÜR & SANAT   



   
Türk ABD ilişkileri

       
    Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hilmi Özkök, ABD'nin tezkere nedeniyle Türkiye'ye mesafeli davranışını değerlendirirken, "Umarım, yeniden bize ihtiyaç duymak zorunda kalmazlar" anlamında konuşmuştu.
   
   
ÖZKÖK, HAKLI ÇIKTI
    Tezkerenin reddedilmesi nedeniyle adeta Türkiye'yi cezalandırmaya yönelen ve son olarak Süleymaniye skandalı ile bu yaklaşımını doruğa çıkartan ABD, Türkiye'nin katkısına ihtiyaç duydu. Irak'ta güvenliği tam olarak sağlayamayan ABD, bir uluslararası istikrar gücü oluşturma çabasında. Bu çabasının da, kapısını çaldığı ülkelerce çok sıcak karşılandığı söylenemez. Şimdi bu güce katkı vermesi için Ankara ile görüşmeler yürütüyor.
    Ancak, ABD'nin Türkiye'nin bu desteğini alabilmesi ve sürekli kılabilmesi, her şeyden önce iki ülkenin amaçları arasındaki çelişkilerin giderilmesi ve amaç birliğinin sağlanmasına bağlıdır.
    Ülke güvenliği, 25 yıldır Kuzey Irak'tan gelen saldırılar nedeniyle tehdit altında olan Türkiye'nin bu bölgedeki kaygılarını göz önüne almadan Ankara'nın ABD'ye tam destek vermesi kolay değildir. Bu bölgede, hükümete ve TSK'ya güvensizlik duyduğunu açıkça ortaya koyan ABD'nin bunun nedenlerini izahta güçlük çektiği de bir gerçektir.
    Türkiye'nin Kuzey Irak'ta askeri mevcudiyetinin temel nedeninin PKK / KADEK olduğu yıllardan beri biliniyor. Bu tehdit ortadan kalktığında Türkiye'nin bu bölgedeki askeri mevcudiyetinin nedeni de ortadan kalkacaktır. Ankara, bunu defalarca her fırsat ve düzeyde ifade ettiği halde TSK'ya hala kuşku ile bakılması, yanlış değerlendirmelerin bir sonucudur.
    Irak'ın toprak bütünlüğü, tek bir ordu ve polis gücünün bulunması, bölgede bu güçler dışında silahlı grupların mevcudiyetine son verilmesi, ABD ile Türkiye'nin ortak amaçları olarak sayılabilir. Eğer ABD, dünya kamuoyuna açıkladığı bu hedeflere ulaşmak konusunda samimi ise Türkiye ile çelişen politikalar izlememesi gerekir.
    Politik hedeflerde örtüşme sağlandıktan sonra askeri, ekonomik, sosyal hedeflere dönük işbirliği ortamı ve olanakları çok daha kolay sağlanacaktır.
    Bölgesel güçlerin bölgesel amaçları doğrultusunda etki altında kalınmadan Washington ve Ankara'nın Irak halkının çıkarlarını ve güvenliğini esas alarak işbirliği yapmaları mümkündür. Ancak, Washington'un Süleymaniye'de yaşandığı gibi onarılması çok güç yaralar açan hareketlerden özenle kaçınması gerekir. Hükümetin ve TSK'nın, Süleymaniye gibi bir olaya daha tahammülleri yoktur.
    Ankara'nın olgun tutumuyla aşılabilen Süleymaniye krizinden gerekli dersler çıkarılmalıdır ki, geriye dönük işbirliğini sağlayacak yeni bir döneme geçilebilsin.
    Türk - ABD ilişkilerini bu eksene oturtmak, ABD'nin Irak'taki sorunları göz önünde bulundurulduğunda, Ankara'dan çok Washington'un kavraması gereken bir gerçektir.
   
    fbila@milliyet.com.tr
   
   





Çetin ALTAN
Çoraplar

Fikret BİLA
Türk ABD ilişkileri

Yasemin CONGAR
İnceldiği yerden...

Hasan PULUR
Teröre karşı kadın istihbaratı...

Derya SAZAK
7. uyum paketi

Ece TEMELKURAN
Kopuşlar Holding buluşması!

Yaman TÖRÜNER
Başka bir ülkede bankanız batsa idi...

Osman ULAGAY
Otomobil ve hayat uçup gidiyor

Güngör URAS
Dolar ne çokmuş "al al bitmiyor"