04 Ağustos 2003 Pazartesi
 
 
 BİZE ULAŞIN | ARŞiV | KÜNYE | HABER İNDEKSİ |  SIK KULLANILANLARA EKLE |  AÇILIŞ SAYFASI YAP  
  ·  SON DAKİKA       
  ·  ANA SAYFA    
  ·  GÜNCEL         
  ·  SİYASET         
  ·  EKONOMİ         
  ·  YAZARLAR         
  ·  SPOR         
  ·  DÜNYA         
  ·  YAŞAM         
  ·  MAGAZİN         
  ·  SAĞLIK         
  ·  KADIN & MODA         
  ·  ASTROLOJİ         
  ·  OTOMOBİL         
  ·  ÇİZERLER         
  ·  BİLİM & TEKNİK         
  ·  TV'DE BUGÜN         
  ·  İŞ YAŞAMI         
  ·  OMBUDSMAN         
  ·  HAVA DURUMU         
  ·  CUMARTESİ         
  ·  PAZAR         
  ·  BUSINESS   


'İşadamı' da 'memur' gibi 'lojman'da oturmayı sever

   
Anlı şanlı işadamlarımızın çoğu şirketlerinin misafirhanesinde kalır. Evdeki hizmetli, şirket çalışanıdır. Fındık fıstık parası şirkete ödettirilir. Şirketler halka açıldığı için bu tür harcamaların yüzde 30 - 40'ı hisse senedi satın almış ortağın cebinden çıkar

        GÜNGÖR URAS
   
    Leona Helmsley, ABD'nin en lüks otel zinciri olan ve kendi adını taşıyan "Helmsley Oteller Zinciri" 28 otelin, 950 büro katının, 50 apartman dairesinin ve ABD'deki ünlü Empire State Building isimli yüksek binanın sahibesi idi. Gayrimenkullerinin değeri 5 milyar doların üzerinde tahmin ediliyordu.
    Bir ihbar sonucu, 1983 - 1985 yılları arasında kendi evindeki bazı tamiratlar ve bu arada havuz yapımı ve bakımı için yapılan harcamaların, otellerin harcamaları arasında gösterildiği belirlendi.
    Leona Helmsley, "harcamalarla doğrudan ilgilenmediğini, bu nedenle faturaların otel giderlerinden karşılandığından haberi olmadığını" söyledi. Ama mahkeme 1998 yılı sonunda New York sosyetesinin en önemli kadınını hapse mahkum etti.
    Leona Helmsley uzun süre hapis yattıktan sonra yakınlarda tahliye oldu. Ama bu işten hayatı kaydı.
    Leona Helmsley "Oteller de benim, ev de benim... Otel harcamasını da ben yapıyorum, ev harcamasını da..." diyemedi... Çünkü ev ayrıdır... İşyeri ayrıdır. Veya cingözlük yaparak "evini otel olarak gösteremedi..." "Misafirhane" diye gösteremedi...
    Bunları neden yazıyorum... ABD'de eğitim görmüş, bir zamanlar gençlere örnek olmuş, yaşlıların hayranlığını kazanmış bir bankacımız, başı derde girince, Boğaz'daki yalısının kapısına bir şirket levhası astı. İstanbul'un en ünlü yalısının işyeri olduğunu beyan etti. Ve de bir mahkeme bunu normal karşıladı... Geçtiğimiz hafta benzer bir gelişme medyaya yansıdı... Bir başka genç müteşebbisimiz, mahkeme takibinden kurtarmak için gene Boğaziçi'nde bulunan köşkünün kapısına işyeri levhası asmıştı...
    Bu iki genç işadamının davranışlarının moral - ahlaki - etik boyutu tartışılabilir ama, bu işi yapanlar sadece bu iki genç işadamı değil ki...
    Başkalarının ve yaşlılarının neler yaptıkları medyaya yansımadığından kamuoyu onlardan habersiz.
    Türkiye'de işadamlarımız işlerinin kasası ile kendi ceplerinin aynı olduğuna inanır. Ceplerini kullanmak yerine, işlerinin kasasından harcama yapmaya bayılır.
    Şirketler halka açık değil iken bu konu sadece vergi dairelerini ilgilendirirdi. Şimdi ise şirketler halka açıldı. İşadamı şirketten yaptığı harcamanın yüzde 30'unu - 40'ını hisse senedin satın alan ortağının cebinden yapar hale geldi.
    Bugün anlı şanlı işadamlarımızın çoğu şirketin lojmanında veya misafirhanesinde kalır. Evdeki müstahdem şirket görevlisi, mutfak harcamaları şirket harcamasıdır. Et, sebze, içki, fındık, fıstık faturaları şirkete ödettirilir.
    Bu davranışın etik yanı dışında maddi sonuçları vardır. Burada bir vergi kaçağı vardır. Burada halk ortaklarının hakkını yemek vardır.
    Aslına bakılır ise bu anlı şanlı işadamlarımızın çoğunun bu tür bir davranışı gerektirecek durumları yoktur. Özel varlıkları daha parlak bir yaşamı sürdürmeye imkan verir. Ama bu bir alışkanlık meselesidir.
    Bir yalıda ve bir köşkte kapılara levha asılması nedeniyle ortaya çıkan durumun istisnai olmadığını en iyi bilen vergi daireleridir. Ama vergi daireleri simitçi, bakkal, şoför peşinde koşar. Bu olayları görmezden gelir.
    ABD'de Leona Helmsley olayını ortaya çıkaran, Leona Helmsley'i mahkum ettiren vergi daireleridir. Vergi disiplini iş aleminde etik / ahlak düzenlemede en etkili araçtır.
   
   
ABD'de 'etik'
    Boeing ve Lockheed Martin ABD'nin dev sanayi kuruluşları. Bunların ihtisas sahaları havacılık. İleri teknoloji ile hava ulaşım araçları üretiyorlar. Hava ulaşım araçlarında teknolojiyi geliştirmeye büyük önem veriyorlar.
    En büyük müşterileri ABD Hava Kuvvetleri...
    Bu iki dev sanayi kuruluşu teknoloji rekabeti nedeniyle birbirlerinin gelişmesini izlemek zorunda. Boeing firmasının ihale hazırlık safhasında "sanayi casusluğu" yaptığı belirlendi. Bu büyük bir skandal yarattı.
    Ama iş o kadarla kalmadı.
    ABD Hava Kuvvetleri "Askeri Uydu Fırlatma Projesi" ile ilgili ihaleye "sanayi casusluğu yaparak iş etiğine uymayan" Boeing firmasının katılamayacağını açıkladı.
    Basına yansıyan haberlere göre Boeing'in hatası 1 milyar dolar kayıp etmesine neden oldu.
    Boeing firmasının ihaleye hazırlanırken, iki çalışanının rakip Lockheed Martin firmasının belgelerini ele geçirmeleri iş ahlakına / etiğine aykırı bulunduğundan Boeing mahkemeye verildi ve Adalet Bakanlığı da soruşturma açtı.
    Bizde kamu ihalelerinde acaba benzer davranışlar nasıl netice verir? Her kamu ihalesinde bazı firmaların rakip tekliflerden haberdar olduğu ve hatta ihale açılmadan ihale şartlarını şekillendirdiği iddia edilir. Ama neyin ne olduğu hiçbir zaman araştırılmaz.
   
    Spiker "spekülasyon" yapar mı?
    Maria Bartimoro genç ve güzel bir kadın. 1993 yılından bu yana CNBC'de çalışıyor. Finans haberleri sunuyor.
    Canlı bir yayında konuğu Citigroup Başkanı Weill'e "- Elimde Citigroup hissesi var. Dursun mu, satayım mı?" diye sorması büyük tartışmalara neden oldu.
    Güzel spikerin Citigroup hissesi 45 bin dolar değerindeydi... Acaba finans programı yapanlar hisse senedi satın alabilir mi? Bu hisse senedinin değerini yükseltecek veya hisse senediyle ilgili "inside" bilgi alacak sorgulamalar yapabilir mi?
    İş ahlakı - etik bakımından önemli bir konu. Spikerin işvereni CNBC, bu gelişmeleri sessizce izliyor.
    Türkiye'de de çok sayıda medya görevlisi, gazetelerde, dergilerde, ekranda hisse senetleri borsada işlem gören firma yetkilileriyle söyleşi yapıyor, bilgi derliyor, bilgileri yorumluyor...
    Bizde bu görevlerde bulunanların hisse senedi satın almaları ve borsa işlemlerine karışmaları ahlaki bakımdan / etik bakımından normal karşılanmıyor. Hatta bu tür davranışlar ortaya çıktığında işverenler çalışanın iş akdini hemen fesih ediyor.
   

BUSINESS


Başkan mı, para babası mı?
Sen artık benim hiçbir şeyimsin...
Ve Cem Bey T-box'ı yarattı
Bir bardak frappuccino'nun 40 yıl hatırı var
Cola Turka daha çok çalışmalı
'İşadamı' da 'memur' gibi 'lojman'da oturmayı sever
Hızlı oto servisi Fransız Speedy'yi Türkiye'ye getirdiler
OECD'nin 29 + 1 Türkiye formülünü biliyor muydunuz?
Rokfor peyniri, şampanya ve Bordo şarabı kavgası
Cd çalarlı, klimalı lüks kabini var...
Mahlep likörünü Vasfi Diren buldu
Çeklerin fotokopisini alın, imzalı - kaşeli muhafaza edin, başınız ağrıyabilir
'Keşke Mustafa'nın yanında daha çok bilge kişi olsaydı'
Her şeyi başardı, bir tek tuttuğu balıkları eşine pişirttiremedi!
Okulu bitiren ortak oluyor
'Her yükü çekebilen cemiyet hamalıyım'
Önce 'bağımlı' yaptı, sonra sattı
14.5 milyara elmas taçlı kalem 2.5 milyara Beluga havyarı
Osmanlı'nın torunları, haydi kalelere