10 Eylül 2003 Çarşamba
 
 
 BİZE ULAŞIN | ARŞiV | KÜNYE | HABER İNDEKSİ |  SIK KULLANILANLARA EKLE |  AÇILIŞ SAYFASI YAP  
  ·  SON DAKİKA       
  ·  ANA SAYFA    
  ·  GÜNCEL         
  ·  SİYASET         
  ·  EKONOMİ         
  ·  YAZARLAR         
  ·  SPOR         
  ·  DÜNYA         
  ·  YAŞAM         
  ·  MAGAZİN         
  ·  SAĞLIK         
  ·  KADIN & MODA         
  ·  ASTROLOJİ         
  ·  OTOMOBİL         
  ·  ÇİZERLER         
  ·  BİLİM & TEKNİK         
  ·  TV'DE BUGÜN         
  ·  İŞ YAŞAMI         
  ·  OMBUDSMAN         
  ·  HAVA DURUMU         
  ·  CUMARTESİ         
  ·  PAZAR         
  ·  BUSINESS   


Oturdukları yerden 4 milyar dolar zarar veriyorlar

        ŞÜKRÜ ANDAÇ
   
    "Merak kediyi öldürür" derler... Oysa teknolojiye meraklı olmak ölüm değil, para ve şöhret getiriyor. Bilgisayara meraklı bir avuç genç, 'sınırları zorladı' ve bilgisayar sistemlerinin açıklarını araştırdı. 'Hacker' adıyla tanıdığımız bu gençlerden bazıları, güvenliği için milyonlarca dolar harcanan NASA'nın, Pentagon'un sitesine bile girdi, son derece güçlü programların basit açıklarını keşfetti. Gerçek dünyanın bilgisi sanal dünyanın otobanlarında akıp duruyor. Bu bilgiler değerli, özel bilgiler. Şirketler otobanda kimseye görünmeden iletişim için milyonlarca dolar yatırımlar yapıyorlar. Ancak yine de hacker'lar, yollarına çıkıp her şeyin yönünü değiştirebiliyor. Eğer kötü niyetliyse bu bilgileri kullanabiliyorlar. Virüs ve diğer yöntemlerle dünya ekonomisine milyarlarca dolar zarar verebiliyorlar.
    İşte tam da bu işlerinden dolayı korkulan hacker'lar güvenlik açıklarını kapatmak isteyen firmalar için de bulunmaz kişiler oldu. Sanal dünyanın otobanlarındaki bu korsanlıklardan koca bir ekonomi doğdu.
    Hacker'lar şirketlerde, yüksek ücretli, kadrolu elemanlar olarak çalışmaya, ya da uzmanlıklarına dayanarak milyonlarca dolar ciro yapan şirketler kurmaya başladılar. Hacker'lar, 'güvenlik uzmanlığı'na terfi etti ve bu alandan önemli bir iş kolu doğdu.
   
    Microsoft'un kurucusu Bill Gates, Linux'un yaratıcısı Linus Torvalds, Apple'ın kurucuları Steve Wozniak ve Steve Jobs... Amaçları bilgisayar bilgilerini kullanarak, programlara yeni işlevler yüklemek, meraklarını gidermek olan hacker'lardı. Şimdi ise durum farklı. Eskisi gibi efsaneleşmiş isimler pek çıkmıyor. Efsane isimlerin çoğu kendi şirketlerini kurmuş, hayatlarını danışmanlık yaparak, program geliştirerek kazanıyorlar.
   
    13 - 14 yaşlarında başlıyorlar
    Hacker'lar çok kimseye 'hınzır veletleri' hatırlatıyor. Günümüzde artık çocuklar daha 3 - 4 yaşlarında bu dünya ile tanışıyor ve kendileri büyüdükçe merakları da büyüyor. Türkiye'de de durum farklı değil. En önemli hacker'lar sanal dünyaya erken teşrif etmiş gençler. Bu işe 14 yaşında başlayan ve şu an 20'li yaşlara gelen Türk hacker'lar da pek çok şirketin güvenlik danışmanlığını yapmaya başladı. Hatta kendi şirketini kuran bile var.
    Bilgisayar yeraltı dünyasından bir sözle bu bölümü bitirip, sizleri yeraltı dünyasının 'hack'onomisiyle baş başa bırakıyoruz.
    "İyi bir hacker'sanız herkes isminizi bilir. Çok iyi bir hacker'sanız varlığınızdan haberleri bile olmaz..." Biz sizler için 'iyi'leri bulduk, 'en iyi'ler ise nerededir, bilinmez...
   
   
Dünyadaki her üç şirketten birine virüs bulaştı
    Hacker saldırılarının ve art arda yayılan virüslerin ekonomiye verdiği zarar oldukça büyük boyutlara ulaşıyor. 'Love letter'larla başlayan virüs saldırıları, son olarak 'SoBig.F' virüsünde olduğu gibi, tüm dünyayı alarma geçirdi.
    Hacker saldırılarının ve virüslerin ekonomiye verdiği zararın tam olarak ölçümlenebilmesi oldukça zor. Ancak ABD'de bu konuna FBI tarafından yapılan bir araştırmanın sonuçları çarpıcı veriler içeriyor. 2002 yılında ABD'de farklı hacker saldırı tiplerinden kaynaklanan zararların toplamı 456 milyon dolar olarak tahmin edildi.
    Araştırmada, kayıpların 170 milyon dolarlık kısmının 'değerli bilgilerin çalınması'ndan kaynaklandığı ortaya çıktı. 115 milyon doları finansal sistemlere yapılan saldırılardan kaynaklandı. Sadece ABD'deki bu rakamlara bakarak, dünya üzerindeki zararın boyutlarının 1 milyar dolara yakın olduğu tahmin edilebilir.
   
    Virüs faturası 3 milyar dolar
    Hacker saldırılarının yanı sıra virüslerin verdiği zararın boyutları da oldukça büyük. Örneğin 11 Ağustos'ta 'Blaster' adı verilen Air Canada'nın rezervasyon sistemlerini kilitleyen virüs, onlarca firmanın sisteme girişini de etkiledi. Olaydan 10 gün sonra 'SoBig' virüsü, Fort Worth'ta 3 bin bilgisayarı kilitledi. Trenler kalkamadı, hem sanal hem gerçek ulaşım sistemleri kilitlendi.
    Bu dönem yapılan araştırmalara göre tüm dünyadaki büyük şirketlerin yüzde 15'i ile küçük şirketlerin yüzde 30'u SoBig'in kurbanı oldu. ABD'li bilgisayar teknolojileri güvenlik şirketi TruSecure'ün araştırmasında, virüsün dünya ekonomisine zararı 2 milyar dolar olarak hesaplandı.
    Geçtiğimiz ocakta ortaya çıkan The Slammer virüsü ilk 10 dakikada 100 binden fazla bilgisayar kullanıcısını etkilemişti.
   
    Altı ayda 76 bin 500 saldırı
    Kimilerine göre 'dahi', kimilerine göre 'meraklı' olarak adlandırılan hackerların yaptığı saldırılar, yazdığı virüsler tüm dünyada bilgisayar sistemlerinin başına bela durumda.
    ABD'li araştırma kuruluşu CERT'den alınan verilere göre, virüs saldırı sayısı 2003'ün ilk altı ayında 76 bin 500'e ulaştı. Bir önceki yılın toplamı ise 81 bindi.
   
    Nasıl hack'lıyorlar?
   
    Hacker'lar, bir web sitesine genellikle bilinen güvenlik deliklerinden giriyor. Symantec'in araştırmasına göre hacklemenin başlıca biçimleri şöyle:
    - Web sitelerinin tahrifi: Web sunucusuna girilerek ön sayfa veya yeri değiştiriliyor. Siber vandalizmin en yaygın şekli. Bilinen bir açığı kullanmak için internetten indirilmiş bir istismar aracını çalıştırmak kadar kolay.
    Kredi kartı bilgilerinin çalınması: Hacker'lar bir kez ağa eriştiler mi, kredi kartı bilgilerini barındıran müşteri dosyaları gibi değerli bilgiler içeren herhangi bir dosyaya ulaşmak için aradıkları veritabanlarını tarayabilirler.
    Sunucu scriptlerinin istismarı: Web sunucusu üzerindeki komutlar yönetilerek, sistem dosyaları okunarak ve dosyalar değiştirilerek yapılıyor.
    Buffer overflow: Kurbanın sistemindeki 'isteğe bağlı' komutlar yönetılerek, program kırılıyor.
    Ana takımlar hacker tarafından bilgisayar ağına, yönetici düzeyinde erişim elde etmek için kullanıyor. Şifreyi kırarak veya bilinen bir güvenlik açığını istismar ederek, kullanıcı düzeyinde erişiliyor. Ardından da kullanıcı kimlikleri ve şifreleri toplayan bir ana takım yüklenerek ağa erişiliyor.
   
    Birlikleri ve manifestoları bile var
    Hacker'ların The Mentor adlı hacker tarafından kaleme alınan bir manifestosu var. Manifestoda, 'Suçum merakımdan geliyor', 'Biz istediğimiz servisi kullanırız ama ücret ödemeden', 'Biz bilginin ötesini keşfederiz, insanlar bize suçlu derler ama biz suçlu değil, birer kâşifiz' sözleri yer alıyor. Türkiye'deki hacker'lar geçtiğimiz aylarda sanal dünyada bir birlik kurdular. İnternette 'www.turkhackerlarbirligi.com' adresinde kurulan grubun şu ana kadar toplam 60 üyesi var. Grubunu moderatörü 'Kozan', amaçlarının, hacker mantığıyla düşünen insanları bir araya getirmek olduğunu belirtiyor.
   
   
SALDIRANLAR
    Hacker'dı, şirket kurdu
        Tamer Şahin, Türkiye'nin ilk yargılanan hacker'larından. Üç yıl önce Osmanlı Bankası'nın sistemine girdiği iddiasıyla yargı önüne çıktı, daha sonra beraat etti.
    Hacker'lığın bir "keşfetme tutkusu" olduğunu düşünen Şahin, "Sistemleri tanıyıp zayıf yönlerini keşfetmek çok cazip. İnsanların en büyük yanılgısı hacker'lığın yasadışı bir şey olduğunu sanmaları. Oysa hacker'lar idealist bir şekilde bilgiyi yaymaya çalışırlar. Para, şöhret umurlarında bile olmaz" diyor.
    Türkiye'de hacker olabilecek birikime sahip az sayıda insanın olduğuna inanan Şahin, bunların çoğunun da yanlış anlaşılmamak adına kendilerini gizlediklerini belirtiyor.
    Şahin, "iyi hacker" ile "kötü hacker" arasındaki ayrımı da şöyle yapıyor: "Eğer bir sistemi tanıyıp, zayıflıklarını keşfetme işini sadece zevk için yapıyorsanız, içinizde bir iyi bir hacker var demektir. Ama başka firmaların sistemlerine girip çaldığınız bilgileri bir başka firmaya para karşılığı satıyorsanız siz sadece bir fırsatçı, hatta "suçlu"sunuz. Hacking becerisini fırsata dönüştürdüğünüzde "suçlu" olursunuz"
   
    'Bu işin felsefesi var'
    Kurumlara bilgi güvenliği sunan bir danışmanlık şirketine sahip olan Şahin, hacker'lığın bir meslek kolu haline gelebilmesi için sayıca çoğalmaları gerektiğini düşünüyor.
    "Bilgisayar eğitimi ya da sertifika alarak, birilerinin öğretmesini bekleyerek hacker olamazsınız. Bu hem teknik, hem sosyal, hem de felsefi anlamda böyle. Hacker'lık sadece teknik bir olgu değil, teknikle felsefenin buluştuğu bir alan. İşin felsefesini bilmeden tekniği ile yola çıkmak sizi işin ruhundan uzaklaştırabileceği gibi, 'sistemleri kurcalayan' bir meraklı olmaktan da ileriye götürmez."
    Şahin, siyasi ya da dini fikirlerle yapılan saldırıları da 'münferit' olarak değerlendiriyor; "Bunları 'Hackerlık' olarak sınıflandırmamalı. Ben ideoloji barındırmasını hazmedemiyorum. Zaten kendisi başlı başına köklü ve güçlü bir felsefe."
   
   
    14 yaşında 'iş'e başladı
    Can Değer, henüz 24 yaşında. Ama "mesleğinin" en eskilerinden. İlk bilgisayarına sahip olduğu 14 yaşından bu yana hacker. Hacker'lık ruhuna sahip olanlarla olmayanlar arasındaki ayrımı şöyle ifade ediyor: "Siz TV'nin kumandasını tuşlarına tek tek basarak kullanıyorsunuz. Bizler ise aynı anda iki - üç hatta dört tuşa birden basılınca neler olabileceğini düşünüyoruz. Bunun cevabını bulmaya çalışıyoruz."
    Hacker'lığı, merak gerektiren, keşfeden ve sistemi sorgulayan bir iş olarak tanımlayan Değer, "kariyerine" 1994 yılında tanıştığı internete bedava şifre bulmakla başladı. Daha sonra sistemine girdiği bir internet servis sağlayıcı şirkete zayıf noktalarını ve açıklarını yazdı. Ve gerisi geldi. Unix, Solaris sistemleri üzerine 6 ay, network yapısı üzerine 6 aylık eğitimler aldı. Pek çok şirketin güvenlik sisteminin kurulmasında görev aldı.
   
    Özel sektör dökülüyor
    Değer, Türkiye'deki özel şirketlerin sanal güvenliğinin çok zayıf olduğu iddiasında. "Özellikle bankaların güvenlik sistemleri yetersiz. Hepsi birbirinin benzeri sistemler üzerine yatırım yapıyorlar. Bunlar girilmesi çok da zor olmayan sistemler. Bu yüzden de tek bir sistemin açığını yakaladığınızda tüm bankalara kolaylıkla ulaşabilirsiniz" diyen Değer'in normal PC kullanıcılarına tavsiyeleri ise şunlar:
    "İnternette yüklediğiniz bir dosyada her gördüğünüz 'Yes' tuşuna basmayın. Çünkü tek bir tık ile bilgisayarınızı başkalarının kullanımına açabilirsiniz hem de kendi onayınızla. Program yüklerken 'next' tuşunu da okumadan tıklamamak gerek. Yabancı kaynaklı e - postaların açılmaması zaten şart."
   
    'Milyonlarca dolar zarar kaçınılmaz'
    400 büyük şirketin güvenliğini sağlayan Koç.net'in bünyesinde hacker gibi çalışan 12 güvenlik uzmanı var. Bu uzmanlardan 10'u şirketlerin güvenlik işlerini takip ederken, ikisi sistem açıklarını bulmak için saldırı düzenliyor. Koç.net Genel Müdürü Bülent Yıldırım, güvenlik uzmanlarını kendilerinin özel eğitimden geçirdiklerini söylüyor. Kendisinin de bir hacker gibi devamlı sistemlerde dolaştığını ve açıklar aradığını söyleyen Yıldırım, "Hacker'lık bilgi demek. Bana göre, bizim hacker'lardan her zaman bir adım önde olmamız lazım ki, açığı kapatıp önlemleri alalım" diyor.
    Koç.net yeni bir projeyle, şirketlere hack testinden geçmeleri için çağrıda bulunmuş. Bugüne kadar bine yakın şirketin başvurduğunu söyleyen Yıldırım, "Hack olayları sonrası şirketlerin maddi kaybı olmasa bile itibar kaybı oluyor. Ama finansal işlem yapan banka gibi kuruluşlarda milyon dolarlara varan maddi kayıplar olabilir. Düşünün bir e - ticaret sitesi veya online bankacılık yapan bir bankanın sitesini veya sistemlerine hack'lediniz, milyonlarca dolar zarar eder. Çünkü online işlemler o kadar ciddi boyutlara ulaştı ki, milyonlarca dolar kayıp çok doğal" diyor. Yıldırım'ın anlattığına göre, Türkiye'de büyük kuruluşlar bu işe para harcıyor. Koç.net'in pek çok büyük müşterisi ayrıca uluslararası güvenlik kuruluşlarına da kendi sistemlerini test ettiriyorlar.
   
    Güvenlik uzmanları da aslında hacker
    İstedikleri sisteme girip, açıkları bulan, bu açıklar için kod yazan, savunma sistemleri geliştiren İnfonet'in dört güvenlik uzmanı da aslında birer hacker.
    Ama onlar 'beyaz' olanlardan. Bu uzmanlar anlaşma yaptıkları firmaları hack testinden geçirip, güvenlik notu veriyorlar. 300'e yakın müşterisi bulunan İnfonet uzmanları finans, teknoloji, enerji sektörü ve holdinglerin konuya önem verdiklerini belirtiyor.
    Bilgisayarla ilgili temel bilgileri almış pek çok gencin hacker diye anılmaması gerektiğini belirten uzmanlar, halihazırda internette yer alan hacking programlarını kullanarak bu işlerin kolaylıkla yapılabilir olmasının hacker'lık göstergesi olamayacağını söylüyor. Hacker olmak için bir sistemin açığının bulunup, açığı kapatılan kodun yazılması gerektiğini anlatan uzmanlar, başkasının yazdığı programlarla yapılan hacking'lerin, bilinmeden de olsa oldukça büyük zararlar vereceğini söylüyor.
    Türkiye'de firma büyüklüğüne bağlı olarak herhangi bir şirketin 5 bin dolar ile 250 bin dolar aralığında güvenlik yatırıma yaptığına dikkat çeken uzmanlar, bunu yapan firma sayısının oldukça az olduğunu belirtiyor.
   
   
Ordunun sistemi iyi, Emniyet'in kötü, şirketler zayıf...
    Hacker'lar, güvenlik uzmanları TSK hariç diğer kamu kuruluşları ve şirketlere ait sistemlerin yeterince güvenli olmadığını belirtiyor
   
    Görüş aldığımız pek çok hacker ve bilgisayar güvenlik uzmana göre Türkiye'de kurumlar ve şirketler bilgisayar sistemlerinde güvenlik zaafiyeti var. Hatta birçok kurum resmen dökülüyor. Hacker'lar ve uzmanlar yalnızca TSK'nın 'çok iyi' bir güvenlik sistemine sahip olduğunu belirtiyor. Genel güvenlik açısından da önem taşıyan Emniyet'in sistemi ise bütçe ve personel sorunu yüzünden yeterince güvenli bulunmuyor. Diğer kamu kuruluşlarının ve şirketlerin sistemlerinde ciddi ölçüde güvenlik zafiyeti var.
    Tamer Şahin, "TSK dışında ulusal yazılım kullanılarak üretilmiş açık kaynak kodlu yazılım kullanan devlet kuruluşu yok denebilir. Havelsan'ın ürettiği güvenlik duvarı, saldırı tespit sistemleri TSK'nın belli kademelerinde kullanılıyor. Diğer kamu kuruluşları ve şirketler açık kod'un güvenilirlik performansının farkında değil. Emniyet, dünyada da kitlesel problemler yaratan yazılım üreticilerine ait yazılımları kullanıyor. MS Netmeeting programı üzerinden yaptığı iletişim oldukça güvensiz. Sistemdeki şifrelemeyi kırmak o kadar zor değil. e - devlet projelerinde de durum aynı. Profesyonel tasarımdan uzak. Almanya SuSe gibi dünya çapında bir açık kodlu işletim sistemine sahip. Rusya devlette Microsoft tabanlı yazılımları yasakladı. Çin 'RedFlag' isimli kendi ulusal Linux dağıtımını çıkarttı" diyor.
   
    Dijital savaşa hazırlar
    TSK'nın kullandığı sistemlerin oldukça güvenli olduğunu belirten İnfonet uzmanları da "TSK, çok kritik sistemlerine dışarıdan ürün almıyor. Havelsan'a program yazdırılıyor. Harp okullarında, sistem mühendisi unvanıyla mezun ettiği subaylar var. Müfredatları müthiş. Dijital savaşa karşı savunma sistemleri var. Haberleşmede kullandığı telefon hatları üzerinden data aktarıyorlar internetvari bir sistemle. Fiziksel seviyede kriptolama sistemleri var. Normal bir şirket için maliyeti çok yüksek olabilir ama bu sistem Ordu'da var" diyorlar.
   
   
Bill Gates de hacker'dı
    Microsoft'un kurucusu Bill Gates, Windows 3.1'i okula giderken otobüste yazdı. Linux işletim sisteminin yaratıcısı Linus Torvalds, üniversite tezi için bir kod yazarak yola çıktı; açık kaynak kodunun yaratıcısı Richard Stelman, Xerox yazıcıyı bilgisayarına tanıtacağı sürücüyü alamayınca kendi geliştirip, açık kaynak kodlu yazılıma öncülük yaptı. Apple'ın kurucuları Steve Wozniak ve Steve Jobs telefonlardan bedava konuşmak için sistem geliştirdiler. Bu beş isimden oluşan ilk büyük hacker'lar, bugün kullanılan birçok bilgisayar teknolojisinin de ardında yer alan, bildik isimler.
    Bu ilk hacker'lar teknolojiyi seviyor ve tam olarak nasıl çalıştığını öğrenme merakı ile yanıp tutuşuyorlardı. Amaçları programlara itici güç sağlamak ve yürütmekti. O zamanlar 'hacker' sözcüğü, bugünkü gibi olumsuz bir anlama sahip değildi. Ancak basit bir merakın ve sınırları zorlayan gerçek hacker ahlakının dışına çıkıldı ve her şeyin tadı kaçtı.
    Bugünlerde hacker olmak için bilgisayar uzmanı olmaya gerek yok. Bir bilgisayar ve internet bağlantısını yetiyor. İnternetteki 30 bini aşkın hacking odaklı web sitesi herhangi birinin indirebileceği, kullanımı kolay, 'tıkla ve hack'le' programları ve metinleriyle dolu. Günümüzde birçok hacker hırs, güç, intikam kastıyla hareket edebiliyor. Hack'lemeyi bir tür spor veya oyun gibi görüyorlar.
   
   
Üniversitelerde yetişiyorlar
    Hacker'lar tam anlamıyla akıllara durgunluk veren işler yaptılar. ABD'de özel yasa çıkarıldı. Bazı hacker'ların kahve makinelerine bile dokunmaları yasaklandı
   
    İlk bilgisayar hacker'ları, üniversitelerde ortaya çıktı. Özellikle Massachusetts Institute of Technology'deki (MIT) yapay zekâ laboratuvarı hacker'ların buluştuğu bir platform oldu. 70'li yılların başında ortaya çıkan telefon hacker'ları ücretsiz görüşme yapabilmek için uluslararası telefon şebekelerine sızdı. 1971'de John Draper isimli bir Vietnam gazisi Cap'n Crunch marka mısır gevreği kutularından çıkan düdüğün tam 2600 mHz'lik bir ses çıkardığını keşfetti. Bu değer, ABD'li telekom firması AT&T'nin uzak mesafe görüşme sistemine erişim için kullanılan tonun aynısıydı. Düdük, bir telefon kulübesindeki ahizeye öttürüldüğünde makine ya da santral bir çeyreklik atıldığını zannediyor ve bedava konuşulabiliyordu. Draper daha sonra 'blue box' (mavi kutu) adlı bir cihaz geliştirerek, bedava görüşme yapılmasını sağladı. Ardından da tutuklandı. Bu blue box'ları üretenler arasında Apple'ın kurucularından Steve Wozniak ve Steve Jobs adlı iki kolejli öğrenci de vardı.
   
    Hacker'lar bilgisayara kavuştu
    80'li yıllarda telefon hacker'ları bilgisayar ortamına girmeye başladı. Bu arada ilk elektronik mesaj pano sistemleri (BBS) ortaya çıktı. Usenet'in ve e - posta'nın öncüsü olan bu panolarda hacker'lar bir araya gelerek, kredi kartı numaraları, şifreler gibi gizli bilgileri paylaşıyordu. Bu yıllarda ilk hacker grupları da kurulmaya başlandı. Özellikle ABD'deki ulusal güvenlik birimlerinin sistemlerine sızdı. Bu dönemde 414 adlı hacker grubu, nükleer silahların geliştirildiği Ulusal Laboratuvar'dakilerin de aralarında bulunduğu 60 bilgisayarı hack'ledi. ABD Kongresi, bilgisayar sistemlerini hack'lemeyi suç sayan yasayı kabul etti.
   
    İlk siber casusluk
    80'li yılların sonuna doğru, Cornell Üniversitesi öğrencisi Robert Morris, ARPAnet üzerinde kendi kendine çoğalan bir solucan yarattı. Ancak solucan kontrolden çıktı ve ağa bağlı 6 bin bilgisayarı etkiledi. Üniversiteden kovulan Morris, 10 bin dolar para ve üç yıl gözaltı cezasına çarptırıldı.
    1989'da Batı Almanya'daki hacker'lar ABD'deki kamu ve özel sektör sistemlerine sızarak, işletim sistemlerinin kaynak kodunu Sovyetler Birliği'nin gizli istihbarat kuruluşu KGB'ye satmak suçundan tutuklandı. Bu olay tarihe, 'ilk siber casusluk vakası' olarak geçti.
   
    Porsche sahibi oldu
    Dark Dante takma isimli Kevin Poulsen'in 1990 yılında yaptığı hacker'lık, onu en büyük on hacker arasında yer almasını sağladı. Los Angeles şehrinde yerel radyo yayını yapan KIIS - FM, kendilerini arayan 102'nci kişiye Porsche 944 model otomobil hediye edecekti. Poulsen, radyo istasyonuna giden telefon hatlarına girerek kendini 102'inci yaptı ve Porche markalı otomobili kazandı.
    1995 yılında efsanevi hacker Kevin Mitnick, Dijital adlı firmanın bilgisayarına girmek ve 20 bin kredi kartı numarası çalmak suçundan tutuklandı. Kahve makinelerine bile dokunması yasaklandı. Mitnick 1995'te 20 bin kredi kartı numarası çalmaktan tekrar tutuklandı. "Çok tehlikeli" suçlular için özel bir kanunla yargılandı.
    1994 yılında Rus matematikçi Vladimir Levin tarafından yönetilen bir hacker grubu, Citibank'ı 12 milyon dolar zarara uğrattı.
    1998 yılında, ünlü hacker grubu The Cult of Death Cow, Back Orifice adlı Trojan (truva atı) programını çıkardı. Basra Körfezi'nde tansiyonun yükseldiği günlerde Pentagon'un bilgisayar sistemlerine art arda saldırılar gerçekleştirildi.
   
    CIA'yı da hack'lediler
    90'lar boyunca, CIA, NASA, Pentagon ve Adalet Bakanlığı gibi ABD'nin önde gelen kurumlarının sistemleri ya da web siteleri defalarca hack'lendi. 2000'de ise bugüne kadarki en büyük 'Denial of Service' türü saldırılardan biri gerçekleşti. eBay, Yahoo ve Amazon gibi dev internet portallarını veri bombardımanına tutarak çökerten hacker'lar milyonlarca dolarlık zarara da neden oldu.
   
   

BUSINESS


Oturdukları yerden 4 milyar dolar zarar veriyorlar
Sırlar dükkânı
Kadınlarla çalışmalı mı?
'Birleşmiş Milletler' gibi mağaza
Ünlü - marka ilişkisinde kazanan kim?
İşadamlarımızın yönetici transferi ile 'iş çalma' alışkanlığı
TÜRKİYE'NİN YENİ 100'leri
Emniyet kemerini taktı ve uçtu
92'si kârlı ama kâr oranları düşük kaldı
peynirde artık süt yok
'Dişi olana elma, arazisi olana traktör satınız'
Araç alanlar dikkat! ÖTV indirimini, KDV'li fiyattan yaptırın
Irak'a tren kaldırıyor
Yeni Zelanda'nın 'Yıldız' ailesi
Gaziantepli Beşir Özyurt, Aymar'ı Unilever'den aldı, yeniden yaratacak
TIR'da topuk sesleri
ABD'deki ikiziyle telepati ile haberleşiyor
Gemilerde kongre var