20 Ekim 2003 Pazartesi
 
 
 BİZE ULAŞIN | ARŞiV | KÜNYE | HABER İNDEKSİ |  SIK KULLANILANLARA EKLE |  AÇILIŞ SAYFASI YAP  
  ·  SON DAKİKA       
  ·  ANA SAYFA    
  ·  GÜNCEL         
  ·  SİYASET         
  ·  EKONOMİ         
  ·  YAZARLAR         
  ·  SPOR         
  ·  DÜNYA         
  ·  YAŞAM         
  ·  MAGAZİN         
  ·  SAĞLIK         
  ·  KADIN & MODA         
  ·  ASTROLOJİ         
  ·  OTOMOBİL         
  ·  ÇİZERLER         
  ·  BİLİM & TEKNİK         
  ·  TV'DE BUGÜN         
  ·  İŞ YAŞAMI         
  ·  OMBUDSMAN         
  ·  HAVA DURUMU         
  ·  CUMARTESİ         
  ·  PAZAR         
  ·  BUSINESS   
  ·  POPULER KÜLTÜR   


'Bazen buralıyım bazen dünyalı...'

   
23 yıl sonra Türkiye'ye gelen Ciwan Haco: "İstanbul'da, Yaşar Kemal, Ahmet Altan, Yılmaz Erdoğan, Sezen Aksu ile Boğaz'ı gezmek isterim"

        AHMET TULGAR

   
    Ciwan Haco herhangi bir Kürt müzisyeni değil. Diyasporada kıymete binmiş 'memleketten bir ses' ya da 'sürgün ideolojisi' nin ürünü bir politik mitos hiç değil. Onun iyi müzisyen oluşu, bu kuvvetli durum, olası algılanış biçimlerini aşan bir şey.
    Onun 23 yıl sonra Türkiye'ye gelişinin uyandırdığı heyecan, merkezi medyada bulduğu yer de Türkiye'nin demokratikleşme sürecinde aldığı mesafeyle açıklanabilecek bir şey değil. Ondan, orada burada bölük pörçük bir şeyler dinlemiş olanlar bile ortada iyi bir müzik olduğunun farkında.
    Eğer Ciwan politik sloganlara saplanıp ucuz bir müzik yapıyor olsaydı provokatif bir kullanıma, istismara bile yol açardı, Batman'da yüzbinlerle kucaklaşması.
    Ama iyi müzik provokasyona yer bırakmaz.
    İyi müzik kahramanlığa da izin vermez. Bu yüzden kahramanlar ve mitoslar üretim merkezi Güneydoğu'da ve sol cenahta bile Ciwan daha çok aşık olunabilecek bir erkek etkisi yapıyor hayranları üzerinde.
   
    23 yıl sonra Türkiye'ye gelirken uçakta neler hissediyordunuz, ne bekliyordunuz?
    Büyük stres içindeydim. Neyle karşılaşacağımı bilemiyordum. Türkiye'deki gelişmelerin farkındaydım ama yine de insan bu tür durumlarda çok iyimser olamıyor. Allah'a şükürler olsun ki her şey iyi gitti uçaktan indikten sonra. Ben bile şaşırdım gösterilen ilgiye.
   
    Bu kadarını beklemiyor muydunuz?
    Anlatıyorlardı burada ne kadar sevildiğimi ama insan kendisi yaşamadan ikna olmuyor.
   
    Kendinizi bu topraklara, bu coğrafyaya bağlı hissediyor musunuz, yoksa daha çok bir dünya vatandaşı gibi mi hissediyorsunuz?
    İkisi de. Bazen bir dünya vatandaşı, bazen de Ortadoğulu bir Kürt gibi. Bu, şarkıdan şarkıya bile değişiyor.
   
    Bu iki durum arasındaki gerilimin müziğinize olumlu katkısı olduğu kanaatinde misiniz?
    Bence olumlu etki ediyor. Bu tür gerilimler, sanatın her türüne olumlu etki yapar. Yeter ki insan, bu gerilimli durumda niçin bulunduğunu bilsin.
   
    Müziğini yaptığınız bu toprakları özler misiniz?
    Evet ama bu özlem benim elimi kolumu bağlamıyor. Yurtdışında yaşıyor olmam, beni ben yapan etkenlerden biri.
   
    İster istemez bir politik kimliğinizin de olduğunun farkında mısınız?
    Evet ama bu benim istediğim bir şey değil. Ben politik bir kimlik, politik bir sanatçı değilim. Politik bir insanım, politik şarkılar da yapıyorum, aşk şarkıları da.
   
    Tek bir şarkı söyleyecek olsaydınız bir aşk şarkısını mı tercih ederdiniz, politik bir şarkıyı mı?
    Bu konjonktürde politik bir şarkı söylerdim herhalde. Çünkü çok mesafe kat edilmiş olsa da bu topraklarda hâlâ çözülmemiş birçok sorun bulunuyor. Bu toprakların sanatçılarının da bir sorumluluğu olduğunu düşünüyorum. Bana bu süreç böyle bir işlev yüklemiş.
   
    Bu işlevin sanatınızın, müziğinizin politikaya indirgenmesine neden olmasından korkmaz mısınız?
    Bu, yapılan işin kalitesiyle ilintili bir şey. Bir politik şarkı gibi, bir aşk şarkısı da kolaylıkla ucuzlatılabilir.
   
    Hiçbir politik sorumluluk yüklenmeden, Güneydoğu'nun ve Kürtler'in duygularını sömürerek büyük servet kazanan ve albümlerinin en çok satıldığı Güneydoğu'ya senelerce gitmeyen İstanbul'daki Kürt türkücülere, arabeskçilere ne diyeceksiniz?
    Ne diyebilirim ki? İnsan bu çağda, kimliğini cesurca ifade edebilmeli. Korkarak sanatçı olunmaz.
   
    Türkiye sizce Kürt sorununun çözümü konusunda ne aşamada?
    Ben politikacı değilim. Ama binlerce yıldır bir arada yaşayan iki toplumun barış içinde geleceğe yürümesi hem Kürtler'in hem Türkler'in özlemi. Ben bu konuda bir şey söylemek yerine, bu özlemi insanlara derinden hissettirecek müzikal bir söylem üretmeyi tercih ederim.
   
    Sezen Aksu ile Tarkan'ı beğendiğinizi söylemişsiniz. Neyi beğeniyorsunuz bu iki isimde?
    Sezen Aksu hem iyi bir müzisyen, hem de cesur bir aydın bence. Nevroz'da Diyarbakır'a gitmesi önemli bir çıkıştı. Tarkan'ın da kendine güvenini beğeniyorum.
   
    Kürt ve Türk genç kızların size yoğun ilgisinin farkında mısınız? Size politik bir işleve bakar gibi değil de, çekici bir erkeğe bakar gibi bakıyorlar.
    Evet, yurtdışındaki konserlerde de kızların çok yoğun ilgisi oluyor. Bir müzisyen ilginin her türünden hoşlanır. Ne diyebilirim ki? İlgileri hoşuma gidiyor.
   
    İstanbul'da nereye gitmek isterdiniz?
    Yaşar Kemal, Ahmet Altan, Yılmaz Erdoğan ve Sezen Aksu ile Boğaz'da bir tekne turu yapmak isterdim.
   
   
"Ben de insanım ama bizim Kürtler bunu anlamıyor"
    Ciwan Haco, Batman'dan İstanbul'a geldiğinde perişandı. Peşinde geçici, portatif bir aşiret oluşmuş, nereye gitse kendisini takip ediyordu. Misafirlerin yoğunluğundan kaldığı otelde sorun çıkmıştı. Ayrıca çok yorgundu. Batman'da her gün 2 bin kişinin kendisiyle fotoğraf çektirdiğini anlatıyor. "Tabii ki bu ilgi çok hoşuma gitti" diyor, "ama yine de ben de bir insanım. Bizim Kürtler beni perişan ettiler."
   
   

POPULER KÜLTÜR


Yok böyle bi hayat!
Televizyonda düğün var
Asmalı Konak'ın sırrı
Yokedici Arnie, şimdi Vali
'Bazen buralıyım bazen dünyalı...'
Dedeni yedim, affet!
Savaş ve popüler kültür
Seyyar heykelciler
Arabeskin yeraltı sarayı
Hem kanat yiyin, hem oynayın
Birader 'kumam' olursa
Savaş, bilgisayar ekranında
Mecburen nostaljikler!
Bir dönem böyle geçti-medi
Zevkli yanılgı: Futbol
POPUN YARIM ASRI