04 Ocak 2004 Pazar
 
 
 BİZE ULAŞIN | ARŞiV | KÜNYE | HABER İNDEKSİ |  SIK KULLANILANLARA EKLE |  AÇILIŞ SAYFASI YAP  
  ·  SON DAKİKA       
  ·  ANA SAYFA    
  ·  GÜNCEL         
  ·  SİYASET         
  ·  EKONOMİ         
  ·  YAZARLAR         
  ·  SPOR         
  ·  DÜNYA         
  ·  YAŞAM         
  ·  MAGAZİN         
  ·  SAĞLIK         
  ·  KADIN & MODA         
  ·  ASTROLOJİ         
  ·  OTOMOBİL         
  ·  ÇİZERLER         
  ·  BİLİM & TEKNİK         
  ·  TV'DE BUGÜN         
  ·  İŞ YAŞAMI         
  ·  OMBUDSMAN         
  ·  HAVA DURUMU         
  ·  CUMARTESİ         
  ·  PAZAR         
  ·  BUSINESS   
  ·  POPULER KÜLTÜR   
  ·  EGE   


   
Gazne Soysal'ı da kaybettik

       
Dışişleri Bakanlığı hak edenlerin mutlaka yükseldiği bir kurum olarak bilinir. Ama 40 yıllık dostum Gazne Soysal hak ettiği yere getirilmeyen biri olarak aramızdan ayrıldı

    Fax: (0312) 427 20 64
   
    Geçen yıl benim için, unutamayacağım bazı arkadaşlarımın kaybıyla kapandı. Bizim kuşağın yaprak dökümünde en çok üzüntü yaratan, 40 yıllık dostum Gazne Soysal'ı ebedi özlem diyarına yollamamızdır. Son görevi Selanik başkonsolosluğuydu. 1965-66 yıllarında Mülkiye'de taze öğrenciyken bizim fakülte öğrencilerinin çalışmak için pek beğendikleri Milli Kütüphane'de tanışmıştık. O galiba o yıl son sınıftaydı veya Dışişleri Bakanlığı'nın giriş imtihanına hazırlanıyordu. Adettir, anlamadığımızı büyüklere sorardık, Gazne ile de öyle ahbap olduk.
    Derken bu çelebi gence 1971 yılında Viyana Büyükelçiliği'nde rastladım. İlk dış göreviydi. Mutlaka çalışkandı ama benim için önemli yanı meraklı olmasıydı. Avusturya tarihinin en olmayacak barok ayrıntısıyla ilgilenir, anlattıklarımı dinler, götürdüğüm yerlere koşa koşa gelirdi. Sonra Viyana'da müsteşarken merhum büyükelçimiz Ecmel Barutçu gibi disiplini ve çalışkanlığı ile ünlü bir diplomatla çok etkin bir çalışma grubu kurmuşlardı. Viyana gibi uluslararası görüşmelerin ağırlık kazandığı bir merkezde Ecmel bey, diplomatları hayran bırakan müzakere yeteneğinde Gazne Soysal'ın faydalı yardımcılığını hep zikrederdi. Bakanlık içinde ve dışında insanların beğendiği mütevazı bir şövalyeydi. Eşi Şule Soysal da Dışişleri memuruydu. Böylece benden birkaç sınıf önceki Mülkiyeli çiftle arkadaş olduk. Hayat boyu da öyle kaldık. Eski arkadaşlıkların en önemli yani güven duygusudur.
    Gazne Soysal ile yeni kurulan ve kuruluşuna etkin olarak katıldığı Stratejik Araştırmalar Merkezi'nin icra sekreterliğini yaptığı iki yıl içinde daha yakından çalıştık. Dışişleri'nin bu araştırma merkezinin çıkardığı New Perceptions dergisinin nitelikli bir başlangıç yapması, onun emeği ve gayretiyle mümkün olmuştur. Dışişleri Bakanlığı hak edenlerin mutlaka yükseldiği bir kurum olarak bilinir. Hatta rahmetli büyükelçimiz Zeki Kuneralp; "Bu bakanlıkta hak eden mutlaka büyükelçi olur, beni bile iki kere genel sekreter yaptılar" demiştir. Şüphesiz bu sözlerle, mütareke döneminin Ankara karşıtı Dahiliye Nazırı Ali Kemal beyin oğlu olmasını kastediyordu. Yoksa Büyükelçi Kuneralp bütün dünya ölçülerinde müstesna bilgi, tavır ve zeka sahibiydi. Hak etmeyenler her yerde aradan sıyrılabilirler ama bizim Dışişleri'nde çalışan ve dosyasına hakim olanlar, bakanlık anane ve kurallarına riayet edenler mutlaka yükselirdi. Gazne Soysal iyi memurdu ama maalesef bu kuralın istisnalarından oldu. Hak ettiği yere getirilmeyenlerdendi.
   
    Eğitim sistemimizdeki aksaklık
    Siyasi müdahaleye karşı en çok direnen ve bürokrasinin dayanışma gösterdiği iki kurum ordu ve Dışişleri Bakanlığı'dır. Maliye bürokrasisi galiba 20 yıl önce bu vasfını yitirdi. Dışişleri hassas bir kurumdur çünkü orada çalışacak gençlerin bazı ilave nitelikleri olması gerekiyor. Eğer yükselme ve tayinlerde adil davranılmaz veya böyle bir intiba yayılır ise istisnai nitelikteki gençleri hariciye mesleğine yöneltemeyiz. 26 yıldır bu gibi adayların hocasıyım. Şu anda Galatasaray Üniversitesi gibi seçkin bir kurumun hukuk fakültesindeyim. Sınıflar zeki ve çalışkan öğrenci ile dolu; bunların iki dil bilmeleri doğal. Ama mezunların içinde yedi yıldır Dışişleri'ne giden ve niyetlenen yok. Sorulduğunda; "Ne olacağımız belli mi? Birilerinin keyfine göre hayatımız değişecek" diyorlar. Yeni kuşaklar daha nitelikli ve hırslı. Onun için de karşılığını bekliyorlar. Şüphesiz gençlere has abartılı değerlendirme söz konusu olabilir ama galiba parlak adayları ürkütecek bir yapı da var. Değişeceğini ümit ederiz. İstisnai mesleklerin dikkat edilecek bir düzene göre işletilmesi gerekir. Çünkü bu memlekette hem hukuk, hem siyaset bilimi, hem ekonomi bilip diplomatik nota yazacak kadar da yabancı dil öğrenen pek çıkmıyor. Eğitim sistemimiz aksak, bu nitelikteki gençleri yeter sayıda üretemiyor.
    Devlet teşkilatı yeniden düzenleniyormuş. Müzelerin başına ve uzman kadrolarına, arşiv ve kütüphanelere üniversal ölçüde dil bilenleri bu kanunla yetiştiremeyeceğimiz gibi; Maliye'ye ehil insanları, Dışişleri'ne parlak diplomatları da kanunla değil ancak istisnai nitelikteki kadrolara göstereceğimiz özen ve saygıyla kazanacağımız açıktır.
    Yılın son gününde merhum hocamız Prof. Dr. Tarık Zafer Tunaya'nın eşi Melahat Tunaya'yı kaybettik. Bir kuşağın tarih ve siyaset bilimcileri Melahat hanımın müşfik misafirperverliği sayesinde hocamızın etrafında bir araya geliyor ve tartışıyorduk. Melahat hanım bu adeti sürdürdü.
    Hayat devam ediyor. Yeni yılda sevdiklerimizle daha mutlu günler geçirmek dileğiyle.
   
   





Ahmet Turhan Altıner
Ali Rıza Kardüz
İlber Ortaylı
Tuba Akyol
Ülkü Tamer
Yasemin Çongar