|


İki öğretmen ve bu şiir kimin?
ÖLÜM var, tantanayla kalkar, çarşaf misali ilanlarla, ölüm var bando mızıkayla uğurlanır, ölüm var sessiz sedasız, Yunus Emre'nin dediği gibi:
"Bir garip ölmüş diyenler
Üç günden sonra duyalar
Soğuk su ile yuyalar
Şöyle garip bencileyin."
* * *
AYSUN Karalar'la, Burçin Ünal da böyle öldüler, ikisi de Ağrı'da öğretmendiler, öğrencilerden biri çabuk yansın diye "tiner"i tezeklerin üzerine dökünce soba tutuştu, iki öğretmen de öğrencilerini kurtarmak isterken yandılar, öldüler.
İkisi de genç kızdı, ikisi de hayatın baharını sürüyorlardı, daha görecekleri çok şey, yaşayacakları çok şey vardı.
Ama göremediler, yaşayamadılar, öldüler, şehit oldular.
* * *
BİR iki gazete dışında, televizyonlar da olayı fazla önemsemedi, yılbaşı gecesi, kıçını, başını, göbeğini, memesini açanlara verilen yer, ayrılan süre, iki öğretmene verilen değeri gösteriyordu.
Çünkü bu ülkeyi çocukları okutarak aydınlatan öğretmenler değil, kıçı, göbeği açık kadınlar çağdaş yapacaklardı!!!
* * *
1980'li yılların sonundan 1990'lı yılların ortalarına kadar, Doğu'da ve Güneydoğu'da, PKK kaç öğretmeni öldürdü bilir misiniz?
138 öğretmeni...
379 okul da yakıldı...
PKK niçin öğretmenleri, niçin okulları hedef alıyordu?
Çünkü okullar yakılınca, öğretmenler öldürülünce bölge çocukları cehaletle baş başa kalacaklardı.
Hele bir cinayet vardı ki!
Genç kız, Güneydoğu'nun bir köyüne atanmış, garip babası, kızını yalnız bırakmak istememiş, o da gitmişti.
Bir gece köy evini bastılar, öğretmen kızı dışarı çıkarıp babasının gözü önünde kurşunda dizdiler.
Bunlar masal değildir, hepsi belgelidir, göreve giderken kurşuna dizilen öğretmenlerin fotoğrafları hala belleğimizdedir.
* * *
VE o günlerde "entellikleri kendilerinden menkul" birtakım yazarlar Taksim'le Galatasaray arasında yürüyüş yaparak "devlet terörünü" kınıyorlardı, PKK terörünü değil...
Doğan Hızlan'ın vicdanı buna izin vermedi, "Ayıptır! Bu öğretmenler, çocuklara okuma, yazma öğretecek, onlar da sizin kitaplarınızı okuyacaklar!" diye isyan etmişti.
Eğer yanlış hatırlıyorsak, Doğan Hızlan düzeltsin!
* * *
SOBADAN tutuşan, öğrencisini kurtarmak isterken yanan iki genç öğretmen, bakın bize neleri hatırlattı!
Yunus Emre, "Bir garip ölmüş" diyordu; zaten onların doğumu da bir garipti.
Ezberimizde bir şiir var:
"Sen doğduğun gece
Ne melekler indi gökten
Ne toplarla selamlandı gelişin
Zifiri karanlığın ortasında
Bir garipçeydi beklenişin."
Acaba hafızamız bize ihanet ediyor mu?
Bu şiir böyle midir, şairi kimdir?
Aziz okurlarımız, bize yardımcı olur musunuz?
h.pulur@milliyet.com.tr
|
|

|