11 Ocak 2004 Pazar
 
 
 BİZE ULAŞIN | ARŞiV | KÜNYE | HABER İNDEKSİ |  SIK KULLANILANLARA EKLE |  AÇILIŞ SAYFASI YAP  
  ·  SON DAKİKA       
  ·  ANA SAYFA    
  ·  GÜNCEL         
  ·  SİYASET         
  ·  EKONOMİ         
  ·  YAZARLAR         
  ·  SPOR         
  ·  DÜNYA         
  ·  YAŞAM         
  ·  MAGAZİN         
  ·  SAĞLIK         
  ·  KADIN & MODA         
  ·  ASTROLOJİ         
  ·  OTOMOBİL         
  ·  ÇİZERLER         
  ·  BİLİM & TEKNİK         
  ·  TV'DE BUGÜN         
  ·  İŞ YAŞAMI         
  ·  OMBUDSMAN         
  ·  HAVA DURUMU         
  ·  CUMARTESİ         
  ·  PAZAR         
  ·  BUSINESS   
  ·  POPULER KÜLTÜR   
  ·  EGE   


Mustafa Kocabey

   
Problemli ve disiplinsiz değil, uyumsuz da değil. Ama bulunduğu yerden çabuk sıkılan kişiliği ile çıkınını hep hazır tuttuğu gerçeği de var

        Bir zamanlar manşettiler / Ebru Köksaldı - 3

   
    Geçtiğimiz hafta ajanslara bir haber düştü: "Galatasaray'ın alt yapısından yetişen ve halen Çanakkale Dardanelspor'da oynayan Mustafa Kocabey'in liglerdeki 200. golüne ulaşması için 10 golü kaldı. "
    Futbolcularımıza daha olgunlaşmamışken yıldız oyuncu benzetmeleriyle yüklediğimiz sorumluluk, bazen çok acımasız bir taklitçilik gibi kalıyor. Mustafa Kocabey'in, Papen ile stil benzerliği epey tartışma götürmesi bir yana, daha 20 yaşlarında bu unvanın ağırlığını omuzlamak zorunda bırakılmıştı.
    10 yaşında Galatasaray alt yapısından başlamış, 18 yaşında (1992) profesyonel olmuştu. Ama herkes onu, A takıma yükseldiğinde değil, 1992'de Portekiz'i 2 - 1 yenerek Avrupa Şampiyonu olan genç milli takımla kafasına kazımıştı.
    Sivas'ın Zara ilçesinden, Balat'ın arka mahallelerine gelmiş bu minyatür gol makinesini "Kralların Varisi" diye takdim etmekten kimse çekinmiyordu. Ama Galatasaray A takımında çoğunlukla yedekten gelerek sadece 2 yıl oynaması ve bu kadar kolay bırakılması üzücü ve kabullenmesi zor bir anıdır futbol defterimizde. Yimpaş Yozgat, Samsun, Konya, Çanakkale Dardanel ve niceleri. Niye bu kadar çok takım değiştirdiğini kendisi şöyle yorumluyor: "Bence bu kadar çok takım değiştirmenin iki nedeni olabilir. Bunlardan biri ya çok problemlisinizdir, ya da çok aranan futbolcu olduğunuz içindir. Ben hep aranan futbolcu oldum. Çünkü Türkiye'de golcü sıkıntısı çok yüksek seviyede. Bir de ülkemizde gol deyince akla gelen futbolcular arasında yer alıyorum."
    Problemli ve disiplinsiz değil, uyumsuz da değil. Ama tercih edildiği kadar, kendisinin de bulunduğu yerden çok çabuk sıkıldığı, motivasyonunu kaybettiği, değişiklik hevesi içinde olup, çıkınını hep hazır tuttuğu gerçeği de var. Ve çok haklı, milli takımda yana yakıla golcü aranırken, alternatifsizlikten şikayet edilirken, bir zamanlar Metin Oktay'ın "Mustafa benden sonra gelecek en önemli futbolculardan biri olacak, yeter ki arkası kollansın" dediği bir futbolcu olarak tam istenen isim.
    Mustafa devam ediyor: "Metin Oktay, bu olaydan iki yıl sonra vefat etti. Gerçi o yıl Galatasaray'ın A takımına yükseldim. Eğer ben A takıma yükseldikten sonra vefat etmeseydi Galatasaray'da kalırdım."
    Yine de yoluna devam ediyor, ama söylediğine göre artık Çanakkale Dardanelspor da ona dar geliyor.
   
    Bülent Uygun
   
Fenerbahçe ile özdeşleştiği düşünüldüğü bir sırada kulüpten uzaklaştırıldı. O meşhur asker selamını son kez çakmaya fırsat bulmadan

    1993'te Fenerbahçe'ye gelen Osieck, futbol anlayışını en temel ve en basit noktadan başlayarak değiştirme cesaretiyle farkına varmadan kulüpte dönüm noktası olmak üzereydi. Osieck'in yetersiz ve dengesiz, tekniği mücadele becerisinin gerisinde kalan bir kadro ile taştan su çıkarma operasyonunun en ilginç örneklerindendi 22 yaşındaki Bülent Uygun. Bir orta saha oyuncusundan liglerin en genç gol kralı çıkmıştı, hem de ilk senesinde. 14 Kasım 1993'deki bir röportajında bu dönüşüme yorumu şu olmuştu: "Sakarya alt yapısında oynadığım zaman Ekrem Karaberber hocam bizi çok yönlü yetiştiriyordu. Tek yönlü futbolcu olmamamız için çok çalıştırırdı." Sakarya'dan tanıdığı ağabeylerinin (Oğuz, Aykut,..) varlığının adaptasyonunu kolaylaştırdığını söylüyordu. Hedefi yaşıtlarından farklı değildi: "3 büyüklerden birinde oynamak ve milli takıma girmek. Bunları başardım. Sonraki idealim Avrupa'nın iyi bir kulübünde oynamak."
    Bunun için o büyük takımda süreklilik yakalaması ve Avrupa'da görünmesi gerekiyordu. Ama Fenerbahçe ile özdeşleştiği düşünüldüğü bir sırada önce o ağabeyleri, sonra da kendisi uzaklaştırıldı. O meşhur gol sonrası asker selamını son kez çakmaya fırsat bulamadan...
    Fenerbahçe'ye gelişi de pek sessiz sedasız değildi. Galatasaray'a prensipte evet demiş, peşinatta anlaşamadığı için Fenerbahçe'ye imza atmıştı. O sezon olimpik milli futbolcuların etrafında pervane olan takımlar, fiyatları tavana vurdurmuştu. 13 yaşına kadar güreş yapan Bülent müthiş rakama imza atıyordu.
    Fenerbahçe sonrası Trabzonspor, Çanakkale Dardanel, Göztepe, Zonguldak, Üsküdar Anadolu ve Sivasspor'la şansını denedi, araya giren bir ayak kırılma olayıyla yıkıldı, bir daha o sarı lacivertteki 3 yılın pırıltısını yakalayamadı. Şimdi menajerlik yapan ve Zaman gazetesinde köşe yazısı yazan Bülent, yine bu gazetede çıkan röportajında "Fenerbahçe'den koparılmasaydım bugün çok daha farklı yerlerde olabilirdim. Ama beni Fenerbahçe'den koparmasına rağmen Ali Şen büyük başkandı. Beni göndermesi, bazı gazetecilerin dolduruşuna gelmesiyle oldu. Zaten sonrasında Ali Şen beni göndermekle hata yaptığını söyleyerek itibarımı iade etmişti" diyor. (9 Ağustos 2003)
   
    Serkan Aykut
   
Birçok yıldızın olduğu büyük takımlarda, daha az topla ve daha verimli olma mecburiyetinin ağırlığını kaldıracak dirence sahip olamadı

    2000 Temmuz'unda 4.5 milyon dolar bonservisle Gatasaray'a gittiğinde Serkan'ın başarılı olacağından kimsenin şüphesi yoktu. 1999 - 2000 sezonun gol kralı (33 maçta 30 gol), 1. ligde o tarihe kadar 114 gol atmış, Samsun alt yapısından yetişen 25 yaşındaki Serkan, Tanju nostaljisi idi Türk futbolu için.
    İmzası kurumadan ise İstanbul ve özel yaşamı çoktan mercek altına yatmıştı. Bir gece kulübünde görüntülenmesi Galatasaray'ı huzursuz etmişti.
    Tekniği, vuruş becerisi ve bitiriciliğini günümüzün sert futbolunda, zorlu maçlarda gölgede bırakan narin yapısı en zayıf yanlarındandı. Birçok yıldızın olduğu büyük takımlarda daha az topla buluşma ve daha verimli olma mecburiyetinin ağırlığını kaldıracak dirence sahip olmadığını bir süre sonra kendi itiraf etmişti: "Samsun'da iken herkes bana çalışıyordu. Ancak Galatasaray'da gol atmak için daha çok koşmak gerekiyor. Ve tabii forma aslanın ağzında. Bu takımda herkes yıldız".
    O da kendince suçun bir kısmını Lucescu'ya yüklüyordu. İstatistikler de ona omuz veriyordu: 47 maçta 30 gol. Oysa diğerleri özel yaşamına dikkat etmediği, antremanlarda iyi çalışmadığını söylüyordu. Fatih Terim ile çıkışa geçeceğine inanıyordu; ama o 27 yaşında tekrar Samsunspor'un yollarına düştü. İstanbul'da tutunamayan biri daha dedi herkes. Samsun'daki arkadaşları Fevzi, Celil, Oktay, Ertuğrul gibi.
   
   
   

SPOR


FENER'İN EMRİNDEYİM
At yarışları
Avrupa Ligleri
Aslan, Kartal'a rövanşı vermedi: 55-41
İKİNCİ LİG PUAN DURUMU
Hidayet döktürdü
Ilie artık Kartal
Rus komedisi
Tek yumruk olma zamanı
Trabzonspor'a gençlik iksiri!
Mustafa Kocabey
Başbakan Erdoğan'ın kapısını çaldılar
Kiev kararı çıktı: 3-2
Haber turu...





 İSTATİSLİKLERLE LİG
 EURO 2000
 SIDNEY 2000
 DÜNYA KUPASI 98