11 Ocak 2004 Pazar
 
 
 BİZE ULAŞIN | ARŞiV | KÜNYE | HABER İNDEKSİ |  SIK KULLANILANLARA EKLE |  AÇILIŞ SAYFASI YAP  
  ·  SON DAKİKA       
  ·  ANA SAYFA    
  ·  GÜNCEL         
  ·  SİYASET         
  ·  EKONOMİ         
  ·  YAZARLAR         
  ·  SPOR         
  ·  DÜNYA         
  ·  YAŞAM         
  ·  MAGAZİN         
  ·  SAĞLIK         
  ·  KADIN & MODA         
  ·  ASTROLOJİ         
  ·  OTOMOBİL         
  ·  ÇİZERLER         
  ·  BİLİM & TEKNİK         
  ·  TV'DE BUGÜN         
  ·  İŞ YAŞAMI         
  ·  OMBUDSMAN         
  ·  HAVA DURUMU         
  ·  CUMARTESİ         
  ·  PAZAR         
  ·  BUSINESS   
  ·  POPULER KÜLTÜR   
  ·  EGE   



   
"Benim Sevgili Taşram"(x)

       
    NEDRET Gürcan, şairdir, yazardır, edebiyatçıdır, siyasetçidir, gazetecidir; mesela, 1966'da Milliyet'te yayımlanan "İlçe Başkanının Not Defteri" unutulur gibi değildir.
    Lakin, bize göre, Nedret Gürcan'ın en önemli işlerinden biri Dinar'da çıkardığı "Şairler Yaprağı" adındaki sanat ve kültür dergisidir.
    İstanbul, Ankara, İzmir gibi büyük kentleri mekân tutan nice şair, nice yazar, nice edebiyatçı "Şairler Yaprağı"nda sıraya girmiştir.
    ***
    NEDRET Gürcan, anılarını "Benim Sevgili Taşram" adını verdiği bir kitapta topladı. (Dünya Kitapları)
    "Elli yılın toplamı"nda Nedret Gürcan kendisini şöyle anlatır:
    "1948 yılından bu yana, bir Anadolu ilçesinden büyük kentlere uzanarak, oralardaki sanat ve sanatçı ortamını bulmak, içinde bulunmak, onlarla dost olmak, sevmek sevilmek, aranmak, bazen de horlanmak..."
    Hem de nasıl horlanmak!
    ***
    YIL 1953, Nedret Gürcan, Dinar'dan İstanbul'a gelir, Maya Sanat Galerisi sahibi Adalet Cimcoz'a uğrar, birlikte Limasollu Naci'nin fotoğraf stüdyosuna giderler; Adalet Hanım "Bir gün lazım olur!" diye Nedret Gürcan'ın fotoğrafını çektirmek istemektedir; tam fotoğraf çekilirken kapı açılır içeriye üç kişi girer: Sait Faik, Orhan Kemal ve Metin Eloğlu...
    Nedret Gürcan, gözlerine inanamaz, o anı şöyle anlatır:
    "Oturduğum taburemsi şeyin üzerinden düşüp bayılabilirdim, ancak bir düş olabilirdi bu..."
    Adalet Hanım, Nedret Gürcan'ı onlara tanıştırır, sadece Orhan Kemal "Dinarlı şair"in elini sıkar, diğerleri "taşralı"yı küçümserler, Metin Eloğlu, fotoğraf çektireceğini öğrenince alay eder, hatta bu alayı, ileride yazacağı bir şiirine bile taşır.
    Ya Sait Faik?
    "O benim, her okuyuşumda öykü sevmeme, öykünün ne olduğunu anlamama, İstanbul'u tanımama, küçük insanların dünyasında yaşamama, sihirli kalemiyle yazdığı ne varsa, bir satırını atlamadan tümünü okumama olanak veren Sait Faik..."
    Ya "o gün"den sonra:
    "O güne kadar okuduğum Sait Faik'i, içimde büsbütün öldürmemek için bir daha hiç okumadım."
    ***
    BİR de Cahit Irgat kavgası var...
    Nedret Gürcan, bir gece Edip Cansever'le "Kulis"te oturmaktadır, içeriye Cahit Irgat, girer, bara oturur, sonra garsonlara dönerek Nedret Gürcan'ı işaret eder:
    "Burası keçi kokuyor, keçi mi besliyorsunuz?"
    Berberin tıraştan sonra sürdüğü kolonyanın kokusundan Nedret Gürcan da rahatsızdır ama, bu kadarı da fazladır, fırlar Cahit Irgat'ın üzerine, sallar yumruğu patırtı gürültü polis gelir, karakola giderken, Nedret Gürcan, Edip Cansever'i arar, olayın tanığıdır diye, heyhat o çoktan toz olup uçmuştur. (Gel de burada Halit Çapın'ı arama H.P.)
    ***
    "ŞAİRLER Yaprağı"nın Ankara temsilcisi Tarık Dursun K.'dır, ünlü eleştirmen Ataç'ı hedef alan bir anket yapar, kalburüstü kim varsa, Ataç'a yüklenir, topa tutarlar, Nedret Gürcan üzülür, çünkü hem Ataç'ı sever, hem de Ataç onun şiirlerini övmüştür, her şey Tarık Dursun'un hınzırlığından çıkmıştır.
    Nezaketinden olacak, Nedret Gürcan "hınzırlık" der...
    Gürcan, Ankara'ya gittiğinde Turgut Uyar'ı araya sokar, Ataç'ın evine gidecek, bağışlamasını isteyecektir.
    Ataç, gelenin Nedret Gürcan olduğunu öğrenince önce Turgut Uyar'ı haşlar:
    "Bu serserileri başıma musallat ediyorsunuz!"
    Sonra Nedret Gürcan'a döner:
    "Çık dışarı ulan o... çocuğu!" diye bağırır.
    İki yıl sonra Ataç ölür, "Şairler Yaprağı" onun için "özel sayı" çıkarır, manşet "Türk edebiyatının Ata'sı öldü"dür.
    ***
    NEDRET Gürcan, anılarına "Benim Sevgili Taşram!" adını verirken, sanki içinde bir hüzün saklı gibi...
    Bizce yanlış!
    Bugünleri gördükten sonra, insan, taşrada yaşamının hüznünü değil sevincini duymalı...
    —————-
    (X) Osmanlı, İstanbul dışındaki yerlere "taşra" derdi.
   
    h.pulur@milliyet.com.tr
   
   





Çetin ALTAN
Battı balık, yan gider...

Melih AŞIK
TÜBİTAK'ta seçim

Fikret BİLA
İncirlik'ten rotasyon

Hasan CEMAL
Sırat köprüsü!

Güneri CIVAOĞLU
Burçin'i tanımıştım

Can DÜNDAR
Bir garip oyun

Abbas GÜÇLÜ
Bilgisayar hırçınlaştırıyormuş

Mehmet Y. YILMAZ
Çok heyecan vermese de, aşk, başkadır!

Hasan PULUR
"Benim Sevgili Taşram"(x)

Derya SAZAK
Voleybol aşkı

Meral TAMER
Telefonda serbestlik Brezilya'ya benzemesin!

Ece TEMELKURAN
Seni seviyorum sistem!

Tamer HEPER
Polis ne yapar?

Osman ULAGAY
Ekonomimiz dalganın üstünde, aman dikkat..

Güngör URAS
Bazıları laf değil iş yapıyor

Serpil YILMAZ
Gürtuna'nın yolu Kadıköy'den döndü