|


Bitpazarına nur yağdırılamaz mı?
Ekranlarda futbol ile ilgili program ve anlatımları izlerken, neler neler gelmiyor ki aklıma?
Örneğin devlet tekelindeki radyo dönemlerinin maç spikerleri, maç sunucuları; Sait Çelebi'ler, Eşref Şefik'ler, Muhteşem Öksüzcü'ler...
Sonra eskiyle yeniyi bütünleştiren birtakım senaryolara kayıyor aklım; örneğin "siyasetçi yalanları" üstüne, yahut tıpkı Konya'daki kanlı felaket ve rezalet benzeri, Türkiye'nin çeşitli yerlerinde çöküp yıkılmış yapılar üstüne bir belgesel...
***
Böyle Azrail ağırlıklı melodramatik bir senaryoyu hafifletmek için, yönetici demeçleriyle dalga geçen karikatüristlerin eserleri de süsleyebilir belgeseli ve polisiye bir gerilim de yaratılabilir; katiller nasıl aranıyor? Colombo gibi bir sinema dedektifinin matrak bir görüntüsü ve tatil kentleriyle eğlence endüstrisinden alıntılar...
***
Bu tür sinematografik belgesellerin CD'leri yapılsa...
Örneğin "İstiklal Mahkemeleri"nin...
Bilemiyorum ilgi uyandırır mı, uyandırmaz mı? Çözümlenemez mi acaba geçmişi güncelleştirebilme sorunu?..
***
Vaktiyle yıllarca hapis yatmış ünlü bir yazarımızın, Gazi'yle arası açılmadan önce İstiklal Mahkemesi Başkanlığı da yapmış babasıyla konuşuyordum.
Kendisinin mahkeme başkanı olduğu günlerde 13 at hırsızıyla, 13 asker kaçağı yakalanmış; at hırsızlarına hapis cezası, asker kaçaklarına da idam cezası verilmişti.
Ancak her iki suçlu grubunun sayıları aynı olduğu için, hapse mahkum olanlarla idama mahkum olanlar birbirine karıştırılmış ve yanlışlıkla at hırsızları idam edilmişti.
Yazar dostumun babasına sormuştum:
- Peki sonra ne oldu?
- Maalesef, demişti, öyle karışık dönemlerde bazı hatalar oluyordu. At hırsızları için de öyle oldu.
- Asker kaçakları kurtuldu mu?
- Hayır, hata anlaşılınca, onları da ertesi gün astık...
***
Bugünkü yolsuzluk ve soysuzluk dosyalarına, küçük bir çeşni katmak için, Bahriye Nazırı İhsan Bey'in "Yavuz - Havuz" davası diye bilinen mahkemesine kadar uzanılsa...
İddia, Yavuz zırhlısının bakımı için gerekli "havuz"un dışarıdan alınması sırasında, Bahriye Nazırı İhsan Bey'in de yüklüce bir rüşvet aldığı idi.
***
İhsan Bey'in yakın dostu ve yine İstiklal Mahkemeleri'nin ünlü başkanı olan Ali Çetinkaya, dostu hakkında kovuşturma açılmasına fena içerlemiş ve Gazi ile kötü bir sahne yaşamıştı.
Buna genç yaşta "Gümrük ve Tekel Bakanı" olmuş olan Suat Hayri Ürgüplü'nün "Yüce Dıvan"ı da eklenebilir...
Ve o dönemin sanatçılarından Safiye Ayla'nın herkesin bildiği şarkısı da:
- Çile bülbülüm çile...
***
"Onlar geçmişte kaldı" barikatı aşılıp, "geçmiş" de güncelleştirilemez mi? Hem de yaygın bir ilgi uyandırarak...
TRT arşivleri taransa... Kimbilir nelere ve nelere rastlanır?
600 yıllık çınarlarla donanmış bir ozanlar belgeseli... Pir Sultan Abdal, Nef'i, Kul Nesimi gibi idam edilmiş olanlarınki de dahil; Nazım, Rıfat Ilgaz, Fethi Giray, Mehmet Kemal gibi cezaevlerinden geçmiş olanlarınki de...
Ve sonra güfteleri onlara ait besteler...
Bence harika olur ama, cinsellik piyasasının zilleriyle başa çıkabilir mi, bilemem...
***
Belki de, Nef'i'yi boğarak idam eden, sonradan da sadrazam olan Boynu Eğri Mehmet Çuvuş'un, çizgi filmle bir de değişik pozisyonlarda sevişme sahneleri eklenebilir belgesele... Ve buna benzer çizgi film görüntüleri...
Geride kalmışlardan söz ederken, çok mu ileri gittik; ne diyorsunuz?
***
Kaybolmuş spor yazarları üstüne bir belgesel yapılsa...
Örneğin Selim Sırrı Tarcan, örneğin Muvakkar Ekrem Talu, örneğin Namık Sevik...
Ve yine o dönemlerin hem eski, hem bugünkü İstanbul görüntüleri ve hem eski, hem yeni şarkılarıyla...
Her belgeselin sonuna, Konya'da çöken 11 katlı apartman da konabilir...
***
Bendeniz de bazen, bu tür hayali oyuncaklarla oynuyorum işte...
Her ne kusur ettik ise affola...
c.altan@prizma.net.tr
|
|

|