22 Şubat 2004 Pazar
 
 
 BİZE ULAŞIN | ARŞiV | KÜNYE | HABER İNDEKSİ |  SIK KULLANILANLARA EKLE |  AÇILIŞ SAYFASI YAP  
  ·  SON DAKİKA       
  ·  ANA SAYFA    
  ·  GÜNCEL         
  ·  SİYASET         
  ·  EKONOMİ         
  ·  YAZARLAR         
  ·  SPOR         
  ·  DÜNYA         
  ·  YAŞAM         
  ·  MAGAZİN         
  ·  SAĞLIK         
  ·  KADIN & MODA         
  ·  ASTROLOJİ         
  ·  OTOMOBİL         
  ·  ÇİZERLER         
  ·  BİLİM & TEKNİK         
  ·  TV'DE BUGÜN         
  ·  İŞ YAŞAMI         
  ·  OMBUDSMAN         
  ·  HAVA DURUMU         
  ·  CUMARTESİ         
  ·  PAZAR         
  ·  BUSINESS   
  ·  POPULER KÜLTÜR   
  ·  EGE         


İzmir ve at yarışları...

    Dünden Bugüne / Sabri Yetkin
           
    Osmanlı İmparatorluğu'nun tüm kentleri içinde İzmir'in bir çok etkinliğe öncülük ettiğini bilmekteyiz. Sportif etkinliklerde de durum böyle olmuş, bir çok spor dalı ilk kez İzmir'de başlamıştır. Bu günkü yazımın konusunu oluşturan at yarışlarında da durum böyle olmuş ve programlı at yarışları ilk kez İzmir'de düzenlenmiştir.
    At, evcilleştirildiği dönemden itibaren, insanların en önemli yardımcısı, iş gücü olarak kullanılan güçlü ve duygusal bir canlıdır. At, bu niteliğinin yanı sıra, insanlara eğlence ve sportif amaçlı olarak hizmet vermiştir.
   
    İlk koşular Meles'teydi
    İzmir, Türkiye'de at yarışlarının doğduğu, geliştiği ve kurumsallaştığı bir kenttir. Düzenli at yarışlarının 19'uncu Yüzyıl'dan itibaren İzmir'deki yabancıların, yoğun yaşadıkları Buca ve Bornova'da düzenlendiği genel olarak kabul gören bir görüştür. Ancak kimi arşiv kayıtlarından bu etkinliklerin 17. Yüzyıl ortalarına kadar geriye gittiğini, Meles kıyılarındaki mesire alanlarında güz ve bahar olmak üzere iki dönem at yarışlarının düzenlendiğini anlamaktayız.
    Yine bazı arşiv kayıtları İzmir'in önemli Türk yerleşimlerinden biri olan Namazgah çayırlığında 18. Yüzyıl'da düzenli at yarışları yapıldığına dair bilgiler aktarmaktadır.
    İzmir'de koşuların düzenli olarak gerçekleştirilmeye başlandığı Buca'ya bağlı Paradiso/Şirinyer, yeşil ve sulak arazisi itibarıyla İzmir'deki varlıklı İngilizlerin ve yabancı ailelerin yaşam mekanıydı. 19. Yüzyıl'ın başından itibaren İngilizlerin yaptığı yatırımlar nedeniyle İzmir'de önemli miktarda İngiliz nüfus yaşamaya başlamıştı. İngilizler, İngiltere'deki yaşam koşullarına benzer büyük malikaneleri Buca'da inşa ettirerek, ülkelerindeki alışkanlıklarını sürdürmeye çalışmışlardır. İngilizlerin geleneksel yaşamında önemli bir yer tutan at ve at yarışları, İzmir'deki İngiliz kolonisi tarafından sürdürülmek istenmiştir. Öte yandan Türklerin yaşamında da özel bir yeri olan atçılık, farklı kültürleri İzmir'de bir araya getiren ortak bir zevk haline gelmişti.
   
    Abdülmecit şerefine koştular
    At sporunun özel yarışlar biçiminde İzmir'deki yabancılar arasında yayılması, 1840'lı yıllara kadar geriye gitmektedir. Bu yarışlar ilk dönemlerde düzensiz olmakla birlikte, önemli günlerde bu etkinlik mutlaka gerçekleştirilmeye başlanmıştı.
    1849 yılında İzmir'i ziyaret eden Sultan Abdülmecit Bey'in şerefine at yarışları düzenlenmişti. İzmirli ünlü tüccar Whittall'in çabalarıyla gerçekleştirilen yarışları izleyen Abdülmecit, koşuları çok beğenmişti. Bu günün şerefine İzmir'deki atçılık camiası, Sultan için başkent İstanbul'a biri İngiliz, diğeri Arap olmak üzere iki tay göndermişlerdi. Bu olay, Türkiye'de at yarışçılığının dönüm noktası olarak kabul edilmektedir.
   
    Sultan Kupası Koşusu
    1853 yılında Sultan Abdülmecit'in yolu bir kez daha İzmir'e düşmüştür. Padişahın at yarışlarına ilgi duyduğunu fark eden İzmir'deki ecnebiler, sultanın şerefine büyük bir koşu daha düzenleyip, İngiliz ve Arap atlarını ayrı ayrı yarıştırarak, kazananlara büyük ikramiye vermişlerdi. Yarışlardan etkilenen sultan, İzmir koşularının daha iyi yapılabilmesi için hazineden her sene 20 altın verilmesini emretmişti. Yarış düzenleyicileri bu tarihten itibaren programlarına bir de "Sultan Kupası Koşusu" ilave etmişlerdi.
    İzmir at koşuları, 1856 yılından itibaren daha düzenli hale gelmeye başlamıştı. Bu tarihte İngilizler, İzmir - Aydın arasında bir demiryolu hattı döşeme imtiyazını almıştı. Demiryolu Kumpanyası'nın direktörü Mösyö Purser, kuruluş şerefine İzmir'de düzenli koşuların yapılmasını sağlamıştı. Bu gelişme üzerine İzmir'deki Ecnebiler "Reis Kulüp" adıyla bir kulüp kurmuşlar ve İngilizlerin Jokey Kulüp nizamnamesinden esinlenerek, kendileri için bir kuruluş metni oluşturmuşlardı.
   
    Piknik, yarış ve heyecan
    1866 yılında İzmir - Aydın Demiryolu Kumpanyası'nın Buca'ya ek hat açmasıyla, yarışlar daha düzenli hale geldiği gibi, halk da yoğun ilgi göstermeye başlamıştı. Yarış günleri İzmir halkı için adeta bayram olmaya başlamıştı. Punta ve Kemer'den kalkan trenlerle, Eşrefpaşa'dan atlı arabalarla, eşeklerle Paradiso'ya gidilirdi. Bu yüzden şehrin adeta boşaldığı dönemin anılarında yer bulmaktadır. Türkler koşu alanının kıyısındaki ağaçlıklarda piknik yapıp, koşuları takip ederken, Frenkler ise kırmızı beyaz tenteli muazzam bir çadırda hizmet veren Cafe Costi'nin eşsiz yemeklerini yiyip, içkilerini içerek yarışları izlerler, hatta müşterek bahis bile oynarlardı.
    İzmirlilerin sosyal hayatında özel bir yer edinen at yarışlarını 1880'li yıllarda 9 - 10 bin kişi izlemekteydi. İzmir basını yarışlara büyük yer ayırır; bütün koşular, atlar, sahipleri, jokeyler, ayrıntılı olarak anlatılırken, gün içinde yaşananlar ile koşulara dair kritikler de yayınlanırdı.
    Bu dönemde İzmirli Whittall, Forbes, Paterson, Aliotti, Pirokako ve Balyozyan gibi ünlü tüccar ailelerin cins atları yarışır, atlara Çerkez jokeyler binerdi. İzmirli varlıklı at sahibi Türkler, Manisa, Torbalı, Salihli ve Alaşehirli büyük çiftlik sahipleri de atlarını koşu alanına getirip, burada yarıştırırlardı.
    İzmir koşularına katkıda bulunan kişi ve kuruluşların adına yarışlar düzenlenmekteydi: "Rıhtım Şirketi Koşusu, Banliyö Koşusu, Sultan Kupası, Direktörler Koşusu, Aydın Demiryolu Koşusu, Kasaba Demiryolu Koşusu, Sporting Club Koşusu vb."
   
    Refik Bey
    İzmir yarışçılık dünyasının en tanınmış kişisi Evliyazade Refik Bey'di. Çok iyi ata binen Refik Bey'i tanıyanlar; "...hipodrom meydanında ata biner, dizi ile eyer arasına sıkıştırdığı bir mecidiyeyi, pisti dolaşıp döndüğünde, düşürmeden getirirdi..." diye anılarında anlatmışlardır.
    20. Yüzyıl'a girilmesiyle birlikte İzmir koşularının daha düzenli hale getirildiğini, özellikle İl İdare- i Hususisi'nin yarışları düzenlediğini ve yarışlar için Evliyazade Refik Bey'in baş hakem olarak tayin edildiğini, Starter olarak Joly ve Herbert Whitall'in görev yaptığını biliyoruz.
    İzmir'den başlayan bu sportif ve sosyal etkinlik, gün geçtikçe Türkiye'nin bir çok tarafına yayılmış ve bu etkinlik çok büyük bir sektör haline gelerek, günümüzde milyonlarca kişinin ilgisini çekmiştir.
   
    ege@milliyet.com.tr
   

EGE


Trafikçilikten lokantacılığa
Karşıyaka'da düşüş var
Iralraraz nınaragis
Logorrhea
Gençlerin isteği
Sonuç güzel herşey güzel
Sorun takımsal bütünlükte...
İzmir ve at yarışları...





Spor
Ekonomi
Rehber


Güneş Aynacı
Gürsel Kuru
Reşat Kutucular
Deniz Sipahi
İsmail Sivri
Fatih Tanfer
Rıza Tuyuran
Sabri Yetkin