21 Nisan 2004 Çarşamba
 
 
 BİZE ULAŞIN | ARŞiV | KÜNYE | HABER İNDEKSİ |  SIK KULLANILANLARA EKLE |  AÇILIŞ SAYFASI YAP  
  ·  SON DAKİKA       
  ·  ANA SAYFA    
  ·  GÜNCEL         
  ·  SİYASET         
  ·  EKONOMİ         
  ·  YAZARLAR         
  ·  SPOR         
  ·  DÜNYA         
  ·  YAŞAM         
  ·  MAGAZİN         
  ·  SAĞLIK         
  ·  KADIN & MODA         
  ·  ASTROLOJİ         
  ·  OTOMOBİL         
  ·  ÇİZERLER         
  ·  BİLİM & TEKNİK         
  ·  TV'DE BUGÜN         
  ·  İŞ YAŞAMI         
  ·  OMBUDSMAN         
  ·  HAVA DURUMU         
  ·  CUMARTESİ         
  ·  PAZAR         
  ·  BUSINESS   
  ·  POPULER KÜLTÜR   
  ·  EGE   



   
Köşe yazarının "şahsi" (?) meselesi-2
   
Büyük firar

       
    Ey muhterem okur, sen bir "kötü gün okuruymuşsun", sağ olasın. Pazartesi günkü "kalp haritası" yazısından sonra "geçmiş olsun" diye yazmışsın, yüzlerce yazmışsın, var olasın. Ben şimdi "büyük firardayım", bilesin. Ben şimdi, dilini bilmediğim, kimseyi tanımadığım, güvenli bir memlekete kaçtım, merak etmeyesin. Bir süre ülke ülke dolaşacağım öyle ve tamamen öylesine, benim için dertlenmeyesin. Vakti gelince ve yeterince uzağa kaçtığımı hissedince nerede olduğumu yazarım sana, şimdi bu işi fazla kurcalamayasın.
   
   
Hayatın intikamı
    Ne zaman üniversitelere konuşma yapmaya gittiysem ya da ne zaman benden daha genç biri benim ondan daha fazla bir şey bildiğimi sanarak bana sorduysa "bu işin olurunu", dedim ki:
    Üniversiteyi bitirince hemen çalışmaya başlama. Git, dolaş, ülkeler gez, aç kal, meteliğe kurşun at, ama ne yap et, koşturmaya başlamadan önce biraz amaçsız yürü. Maceraya çık, bedeli ne olursa olsun bunu yap. Çünkü...
    Çünkü hayat, onu erken anladığını sananlardan çok fena alır öcünü. Bir şeyi vaktinde yaşamadan geçersen, çok sonra, seni rezil etme pahasına, sana yaşatır o eksik bıraktığın bölümü. Âşık mı olmadın on altı yaşında? Gelir seni kırk beşinde bulur, en olmaz zamanda. Maceraya mı çıkmadın yirminde? Sürükleye sürükleye götürür seni otuz beşinde. Yırtık kot, yer bezinden hallice bir kazak giyip, nasıl göründüğüne aldırmadan geçiremedinse öğrencilik yıllarını mesela, elli yaşında, artık kalabalıkların gözleri seni hiç de öyle görmeyi beklemezken, sana giydirir o kot pantolonu. Hayatı sakın erkenden yaşama, sonradan çok fena komik eder adamı. Serserilik ederek geçirmeli insan serserilik edilecek yaşları. Zira atlayıp geçtiğin ne varsa dönüp dolaşıp bulur insanın yakasını. Kendini yaşatıncaya kadar yapışıp kalır.
   
   
Sebeb-i firarım
    Git dedi kalbim! Bu yüzden ben de bu asla tahmin edilemeyecek ülkeye geldim. Dünyanın en sessiz toprağına vardım. Başka ülkelere de gideceğim. Kalbim "Burada biraz duralım" dediğinde durup, bir ses gelmezse kulağıma, yola devam edeceğim. Çünkü vaktiyle bunu yapmaya cesaret edememiştim. Ben hayatın "bir işe yarasın" diye yaşanmayacağını, henüz şimdi, yeni öğrendim. Sonunda mutlaka bir şeye yarayacaktır herhalde, bir şeyler yazıp çizeceğizdir ama, adını koymaya çalışmadan bir çiçeğe bakmayı ben yeni temrin ediyorum. Öylesine bakmayı. Öylesine.
    Ama yine de bugün bir göl kıyısında yürürken "yol defterime" bir not düştüm:
    Taşı delip çıkan çiçekler, taşla hesaplaşır. Taş durdurur, çiçek yürür. Aslında uzun düşmanlıklar da bir sadakat meselesidir. Yani çiçek de taş da birbirini bilir. Ama esas mesele yoldan öylesine geçen birinin, yani öylesine geçiverirken, çiçeği öylesine koparıvermesi ihtimalidir. Taştan çıkan çiçeğin asıl göze aldığı budur.
    Ey okur, bunun için geldim işte. Gürültüde görülmeyen şeyleri görmeye...
   
    ecetem@hotmail.com
   
   
   





Taha AKYOL
Kıbrıs ve Türkiye

Çetin ALTAN
Politikadan uzak, mööö sesleri...

Melih AŞIK
Baykal'a muhalefet

Fikret BİLA
AKEL'in durumu

Hasan CEMAL
Bu topraklar artık barışı hak ediyor

Güneri CIVAOĞLU
Pazar mezar sonbahar

Abbas GÜÇLÜ
ÖSYM'ye göre gençler sadece bir rakam

Hurşit GÜNEŞ
IMF ile yola devam etmek ve Stiglitz

Nail GÜRELİ
Bilin bakalım kim?

Fatoş KARAHASAN
'Tanıtım oksijen gibidir'

Sami KOHEN
Referandum gariplikleri

Mehmet Y. YILMAZ
Büyük bir ustaya gönül borcu ödedik

Hasan PULUR
Zerrin Özer neye ağlıyor?

Ece TEMELKURAN
Büyük firar

Yaman TÖRÜNER
Hiçbir şey eskisi gibi olmayacak

Osman ULAGAY
'Evet' ile 'hayır' arasında

Güngör URAS
Zengin ekmek, tam ekmek

M. Ali BİRAND
Kıbrıs'ta artık taksim dışı çözüm olmaz