|
 |
|
|
Aşk çeşitlemesi
Kıbrıs'ı bir yana bırakıp tüm zamanların derin gündeminde olan konudan, aşktan söz edelim birazcık.
Bir yanda Ferhan Şaylıman'ın kitabı (N'olur Beni Eve Götür, Art Yayın, Mart 2004), öte yanda Şahnaz Çakıralp'ın (Cumhuriyet, 25 Nisan) ve Afşar Timuçin'in (Bizim Gazete, 22 Nisan) yazıları bizi de bu konuya çekti.
Başarılı bir gazeteci ve TV programcısı olan Şaylıman'ın kitabındaki öykülerin çoğunda, gençliği geride bırakmış aşkların dünyasına giriyorsunuz; kah Arap Şükrü meyhanelerinde, kah Cunda sahillerinde.
Yaşanmış gelgeç ilişkiler, Şaylıman'ın bir öyküsünün başlığındaki deyişle "paslanmış kalpler"i gerçek bir sevdaya yabancılaştırır mı? "Yıllar önce esintisine yakalandığı ilk aşkların genç yüzlerini anımsayıp, şimdi hissettiklerine iyice şaşırdı" diyor Şaylıman.
"Başka ilişkilere" yönelmeyi bilinçaltından silemeyenlerin beylik gerekçesini de söylüyor yazar:
"Beni bağışla. Bağlanmaktan, daha önce uğradığım hayal kırıklıklarını yaşamaktan korkuyorum. Korktuğum için de en güzel yerinde böylece bırakalım istiyorum."
Galiba aşk denilen "sorun"un püf noktasına Elif Korap ile söyleşisinde felsefe profesörü Afşar Timuçin değiniyor:
"Salt cinsellik bana iğrenç geliyor. İnsani duygular da olmalı içinde. İki insanın aşık olarak sevişmesi kadar güzel ne olabilir.(...) Benim için bir kadınla el ele yürümek her zaman seksten daha önemli oldu."
Prof.Timuçin'in bu "değer"ini cinsel ilişkiden sonra "haydi eyvallah" diye gidenlere anlatmak güç. Böyle bir "seriden" gelenlerin aşktan da öte bir değer olan sevdanın özüne varıp kendilerini başka ilgilerden tecrit etmeleri (yalıtlamaları) zor.
Çakıralp'ın alıntılar yaptığı objektivist bir kadın düşünür olan Ayn Mind'e göre, "Aşk, bir erkeğin veya kadının karakterinde sahip olduğu en köklü değerlerden dolayı kendine duyduğu saygının ifadesidir. İnsan bu değerleri paylaştığı kişiye aşık olur."
Yani, kendine saygısızlık gösteren bir kişiyi hiçbir şey olmamış gibi kabullenenin, kendine saygısından ve dolayısıyla aşkından ne derecede söz edilebilir?
Bir şiir
İsmet Alıcı'nın şiirinden (İnsancıl, nisan sayısı) derlediğimiz dizelerle noktalayalım, ne dersiniz:
"çoraklardan geldim ben / tuz ve yara içinde / neye dokunsam / kılıç kesti... uzaklara kaçtı o insan // bırak gökyüzünün altında kalayım / bu kadar yıldızı, kuşu, bulutu / ilk defa gördüm"
ngureli@milliyet.com.tr
|
|
|

|