Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim 16 Mayıs 2004 / Pazar  
Bugünkü Milliyet Gazetesi      Business      Otomobil      Cumartesi      Pazar      Ege  
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik
Popüler Kültür'e veda


Insanlar gibidir gazeteler de... Doğar, yaşar ve ölürler. Doğumları insanlarınki kadar şenliklidir.
Doğumhane kapısındakine benzer bir heyecanla beklersiniz matbaada... İsmini koymuşsunuzdur; kokusunu, rengini merak edersiniz. Onu ilk kez elinize alıp dokunduğunuzda bütün sıkıntılara değdiğini hissedersiniz.
Sonrası uykusuz gecelerdir; el emeği, göz nuru, alın teri...
Heyecanlar, düşler, düşkırıklıkları... Onca emeğe karşın bir kelebeğinkinden azdır ömrü...
Bir gece yarısı doğar; alacakaranlıkta henüz mürekkebi kurumadan dağılır sayfaları dört bir yana... Bir sabah kahvaltısında buluşur okuruyla...
Sonra... Daha 24 saatini doldurmadan ömrünün, yaşlı bir kağıt parçasıdır artık... Son sayfası çevrildiğinde ya bir ayakkabı dolabında çamur emiyordur, ya bir pilav tenceresinde buhar... Kapandığında da bir vefat ilanı olsun verilmez ardından... Bir vardır, bir yok olur. Arayan soran zor bulunur.
***
7.5 aydır yayın yönetmenliğini yaptığım Milliyet Popüler Kültür kapandı.
34 hafta ona gönül, emek, zaman verdik. Ondan güç, moral, heyecan aldık. Gazete yönetiminin güveniyle işe koyulurken hedefimiz basitti:
Popüler kültür, giderek hayatımızı esir alıyordu. Ve bu salgın karşısında yapılacak iki şey vardı:
Müptelası olmak ya da hiç aldırmamak...
Biz ikisinin de yanlış olduğuna inanıyorduk. Hem popüler kültürü görmezden gelmeyecek, hem de körü körüne eline düşmeyecek bir mesafeden olup biteni izlemek, yansıtmak, yorumlamak niyetindeydik.
Bunun için de gazeteciler kadar akademisyenleri de barındıran bir kadroyla, magazine çalmayan, ama üstten de bakmayan, tanımaya, anlamaya çalışan bir yaklaşımı benimsedik. Milliyet'e yakışan buydu.
***
İşe başlarken yanımda çocukluk arkadaşım antropolog Doç. Tayfun Atay vardı. Sonra Ali Acar Usta gazetenin tasarımını yaptı. Önce İlhami Bilecen, sonra Can Doker sayfa düzenini uyguladı. Melis Çelebi İstanbul'da işin yükünü üstlendi.
İlk kapısını çaldığım isim, bana popüler kültürü öğreten hocam Prof. Ünsal Oskay'dı. Ardından Murat Belge ve Can Kozanoğlu geldi. Tanıl Bora'nın, Muhsin Kızılkaya'nın, Orhan Kahyaoğlu'nun ve nihayet Hasan Bülent Kahraman'ın katılımıyla alanın en iyileriyle buluşmuştuk. Ahmet Tulgar başından beri yanımızda oldu.
Reşat Çalışlar, Ömer Özgüner gibi yetenekli kalemler Popüler Kültür'ün sayfalarından ilk kez düzenli okura ulaştı. Ercan Arslan nefis fotoğraflarıyla gazeteye damgasını vurdu. Ona Ankara'dan Ümit Bektaş katıldı. Yiğit Özgür çizgileriyle yeteneğini sergiledi.
Rusya'da Hakan Aksay, Amerika'da Zeynep Güven, Ankara'da Gürçim Yılmaz yazılarıyla bize katıldı.
Nazan Gezer her işte olduğu gibi burada da yanı başımdaydı.
***
Eylülden beri her hafta hayatımızı dolduran yeni yetmenin ardından hiç olmazsa bir veda yazısı yazmak ve güvenip teslim edenlere, uğraşıp emek verenlere, okuyup sevenlere huzurunuzda teşekkür etmek istedim. Bakarsınız, gün gelir, bir başka kelebeğin kanadında buluşuruz.

can.dundar@e-kolay.net








Çetin ALTAN
Aut mu, gol mü?

Melih AŞIK
Biz tarafsız mıyız?

Fikret BİLA
Temel çelişki

Hasan CEMAL
Ecevit'in öpücük krizi!

Güneri CIVAOĞLU
Sen ve sen

Can DÜNDAR
Popüler Kültür'e veda

Abbas GÜÇLÜ
Timsahın gözyaşları

Mehmet Y. YILMAZ
İnsan hayatını ne zaman değiştirebilir?

Hasan PULUR
Umumi arzu üzerine...

Derya SAZAK
Truva

Ece TEMELKURAN
Savaş film değilmiş!

Tamer HEPER
Vekâlet veren kat maliki olmalı

Osman ULAGAY
Müsekkin tedavisi derde deva olur mu?

Güngör URAS
Bizde de, New York'ta da iş yok

Serpil YILMAZ
Troya'yı bir film gibi izledik

© 2004 Milliyet