Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim 08 Haziran 2004 / Salı  
Bugünkü Milliyet Gazetesi      Business      Otomobil      Cumartesi      Pazar      Ege      Vitrin  
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik
Baba oynayacak, oğlu yönetecek

Ünlü oyuncu Ferhan Şensoy, senaryosunu yazdığı "Pardon" adlı filmde başrolü oynayacak. Oğlu Mert Baykal ise aynı yapımda yönetmen koltuğunda oturacak

ASLI ÇAKIR

Bu hafta çekimlerine başlanacak olan "Pardon" isimli filmde "yılların oyuncuları" rol alıyor. Ortaoyuncular ekibinin çoğunlukta olduğu filmde başrollerde Ferhan Şensoy, Rasim Öztekin, Zeki Alasya, Bülent Kayabaş var. Sinan Çetin'in Plato Film çatısı altında yapımcılığını üstlendiği film üç arkadaşın suçsuz yere nezarethanede yatmasının ve sonrasında da bir "Pardon"la serbest bırakılmasının öyküsü.
Senaryosunu da Ferhan Şensoy'un yazdığı filmin en önemli özelliği, yönetmenliğini genç ve yepyeni bir ismin üstlenecek olması. Bu yönetmen Ferhan Şensoy'un "oğlum" dediği, Derya Baykal'ın ilk eşinden olan çocuğu, 24 yaşındaki Mert Baykal.
Ferhan Şensoy anlaşıldığı kadarıyla Mert Baykal'a bu konuda çok güveniyor. Baykal da babasının yardımıyla bu işin altından kalkabileceğini düşünüyor. İkisi de arkadaş gibi bir ilişkileri olduğunu belirtiyor ve "Görüşemiyorduk, şimdi bu film bizi birleştirdi" diyor.

Ferhan bey, son filminizden 14 yıl sonra aniden iki filmle birden karşımıza çıkıyorsunuz. Bu "Pardon" filmi ve bir de Küba'da çekilen, başrolünde olduğunuz "Şans Kapıyı Kırınca"...
Ferhan Şensoy: "Pardon", aslında Küba'daki filmden önce de vardı. Ama Türkiye'de hiçbir film zamanında başlamadığı için iki yıldır çekilemiyordu.

Neden 14 yıldır film yapmıyordunuz?
Ferhan Ş.: Benim sinema yapabilmem için tiyatro tarihinin, sezonun dışında çekimler yapılması gerekiyor. Başka film teklifleri de aldım, beğendim ama turneme, tiyatro sezonunun başlangıcına, eylüle denk geldi, olmadı. Küba'daki film pat diye çıktı. Küba'da çekilecek olması da cazip geldi. Ayrıca tarihleri de tiyatroda ölü sezon dediğimiz bir döneme denk düştü. Bir de o filmde iki başrol birden oynuyorum. Bir oyuncu için caziptir aynı filmde iki rolü birden oynamak.

"Yönetmenliğe inanamadım, 'Hadi ya' deyip durdum"
Mert bey, sizinle ilgili birçok sorumuz var. Sizi hiç tanımıyoruz. Neredeydiniz, ne okudunuz, ne zaman film işine girdiniz?
Mert Baykal: Ben Bilgi Üniversitesi'nde sinema-televizyon okuyordum. Ondan sonra Amerika'ya transfer oldum. İletişim fakültesinde medya prodüksiyonu okudum. Döndükten neredeyse 10 gün sonra Plato Film'e girdim. İki sene önce. Stajyer olarak girdim buraya. Altı-yedi ay sonra rejiye geçtim. Sonra ikinci asistan oldum, ardından Sinan beyin birinci asistanı. Buranın diğer yönetmenlerine de asistanlık yaptım. Bu çok büyük tecrübe.

Peki, bu filme Mert'in yönetmen olmasına nasıl karar verildi?
Mert B.: Kafamda böyle bir şey yoktu. Bu proje ben buraya girdiğim zaman da konuşuluyordu.
Ferhan Ş.: O zaman benim yönetmen olmam düşünülüyordu. Sonra gerçekleşmeye yakınlaşınca dedim ki, "Ben bu filmin neredeyse her karesinde görünüyorum. Böyle bir filmin yönetmeni ben olmasam, başka, anlaşabileceğim biri yönetse benim için daha iyi olur." Sinan'a "İstersen sen çek" dedim. O da "Mert çeksin" dedi. "Aa, bak bu çok iyi olur" dedim. O, Mert'e güveniyordu ama bana da "Sen herkesle çalışamazsın, Mert'le olur mu?" diye sordu. "Gayet güzel olur" diye düşündüm.
Mert B.: Benim için sürpriz oldu. Yönetmenlik yapmayı elbette düşünüyordum ama daha ileride.
Ferhan Ş.: Sinan "O yönetmen oldu, onun film çekmesi lazım artık" dedi.
Mert B.: Sinan bey söylediğinde iki-üç saniye durdum. Peki dedim. Bir-iki gün de inanamadım, "Hadi ya" deyip durdum.

Siz Mert'i nasıl buluyorsunuz? Birlikte provalar yaptınız, yani çalışma imkanı buldunuz.
Ferhan Ş.: Çok beğeniyorum. Aynı üslupta olmamız da çok önemli. Mert ilkokul öğrencisiyken bizim tiyatroda oyuncu olarak başladı bu işe. Bu espriyi çok iyi biliyor, oyuncuları çok iyi tanıyor. Filmi de kafasında çekmiş, görmüş yani.

"Ailemizde otoriter ilişkiler yoktur, biz de arkadaş gibiyizdir"
İş dışında ilişkiniz nasıldır?
Ferhan Ş.: Bizim ilişkimiz arkadaş gibidir. Öyle çok da hiyerarşik bir ilişki değildir.
Mert B.: Evet, arkadaş gibiyizdir. "Babamın dediği olur" diye bir ilişki değildir.
Ferhan Ş.: Ailemizde otoriter ilişkiler yoktur.
Mert B.: Herkes kendinden sorumludur, zaten öyle yapılmayacak şeyleri de kimse yapmaz.

Birlikte neler yaparsınız?
Mert B.: Ben son iki-üç senedir Türkiye'deyim. Ondan önce dört yıl Amerika'daydım. Bir de öyle bir vaktimiz olmuyor sürekli buluşup bir şeyler yapacak. Ben burada 24 saate yakın çalışıyordum asistanlık yaparken. Görüşemiyorduk bile.
Ferhan Ş.: Vakit bulduğumuz zaman beraber yemek yeriz, muhabbet ederiz.
Mert B.: Evet bir-iki kadeh içeriz. Bazı hafta sonları evde bir arada oluruz. Ama ikimiz de ayrı evlerde oturuyoruz. Çok görüşemiyorduk, bu film de bizi biraz öyle birleştirdi.

Babanıza sevgililerinizi anlatır mısınız?
Mert B.: Ben o tarz şeyleri pek konuşmam zaten. Ne yaptığımı bilirler ama çok paylaşmam. Onları da çok ilgilendiren bir şey değildir açıkçası.

"Kız kardeşlerim baba demeye başlayınca ben de baba dedim"
Sizin baba-oğul olmanız Ferhan Şensoy ile Derya Baykal'ın evliliğinden sonra oldu. Mert kaç yaşındaydı o zaman?
Mert B.: 9 yaşındaydım.

Hemen kaynaştınız mı? Şimdi çok rahat "Babam", "Oğlum" diye konuşuyorsunuz.
Ferhan Ş.: Biz o dokuz yaşından da küçükken tanıştık. Derya'yla tanıştığımızdan beri birbirimizi biliyoruz Mert'le zaten.

Hemen mi baba demeye başladınız?
Ferhan Ş.: Hayır, hemen değil. Sonradan çıktı o. Kızlar baba demeye başlayınca...
Mert B.: Kızlar baba demeye başladı, "Ben niye demiyorum?" dedim. Bir de galiba şöyle bir şey olmuştu: Annem bir gün "Oğlum kızlar da doğuyor, onlar yavaş yavaş konuşmaya başlayacaklar, sen de baba dersen onlar da senden öğrenir" dedi. Bunun da etkisi olmuştur. Ben Ferhan abi demeye çok alışmıştım. Ama iyi oldu, Ferhan abi uzundu.

Gerçek babanız nerede?
Mert B.: Babam Ankara'da. Levent Baykal. İkisine de baba diyorum.

Babalar Günü'nde ne yapıyorsunuz?
Mert B.: İkisini de arıyorum, kutluyorum. İki babamla da çok iyi bir ilişkim var.

"Ailece rol aldığımız reklamlarda beni zorla oynatıyorlardı"
Levent Baykal ne iş yapıyor?
Mert B.: İşadamı.

Siz bu taraftan etkilendiniz ve sinemayı, tiyatroyu tercih ettiniz...
Ferhan Ş.: Tabii, annesi de oyuncu. Böyle bir ailenin içinde bu seçim normal. Ama bu işlere çok da bilinçli olarak başlamadı. Bir tane küçük sultan rolü vardı, 9-10 yaşlarında. Onu oynattık. Öyle başladı. Çok keyif aldı.
Mert B.: Ama daha sonra sevmedim çünkü çok zor bir şey oyunculuk.

Yine de kopamadınız bu işten ve kamera önünden arkasına geçtiniz...
Mert B.: O zamanlar bir Akbank reklam filmi durumları vardı. Ailece rol alıyorduk. Ben nefret ediyordum, beni zorla oynatıyorlardı. Hiç oynamak istemiyordum ama "Öyle anlaştık" diye beni kandırıp sete getiriyorlardı. Sinan Çetin çekiyordu. İşte ben o zaman kamera arkasını daha çok sevdim. Sinan Çetin'in sete hakimiyeti beni çok etkilemişti.
Ferhan Ş.: Arkamıza saklanıyordu. Sinan sürekli "Görünmüyorsun" diye bağırıyordu.

Ve yönetmenliğe bu filmle başladınız. Zor olmayacak mı? Ferhan Şensoy'u saymıyorum bile... Zeki Alasya, Bülent Kayabaş gibi ağır topların olduğu bir sette patron olabilecek misiniz? Höt demeniz gerektiğinde ne olacak?
Mert B.: Zor olacaktır tabii. Ama ben bu insanların hepsini tanıyorum zaten. Zaten öyle bir "höt" durumu olacağını sanmıyorum sette. Ben fikirlere açığım. Özellikle de bu ilk filmim. Onlardan fikir almak benim filmimi iyi etkiler.

Işıkçısından set işçisine kadar Ferhan beyi patron olarak görebilirler sette diye de sordum deminki soruyu.
Ferhan Ş.: Öyle değil. Film işindeki herkes raconu bilir. Oyuncu yönetmene teslim olmak zorundadır. O filmi o çekecektir.

Türk filmlerinin hepsinde mutlaka bir medyatik isim oluyor, siz bunu kullanmıyorsunuz. Bu konuda neler düşünüyorsunuz?
Ferhan Ş.: Dediğiniz gibi şu rolü Sergen oynasın, bu rolü Ali Kırca oynasın, içinde Selahattin Duman da bulunsun diye bir mantık var son filmlerde. Bunun filmin pazarlaması açısından da ne kadar yararı olduğunu bilmiyorum. Biz bu filmde bundan kaçarak sadece iyi oyunculardan oluşan bir kadro yapmaya uğraştık.
Mert B.: Bizim senaryomuzda zaten öyle ünlü, medyatik isim ekleyecek bir alan yok. Öyle bir şey için senaryoya abuk sabuk eklemeler yapmalısınız. Bizde de Hülya Avşar'ın oynayacağı bir rol var. Böyle bir seçim yapacaksak da sinemada deneyimi olan, iyi bir oyuncu olsun diye düşündük.

Yine özel hayata geçeceğim. Şimdi her şey iyi ama siz Derya Baykal'la ayrıldıktan sonra Mert'in arada kalma durumu oldu mu bir süre?
Ferhan Ş.: Biz karı-koca ilişkimize son verdik ama aile ilişkimizi bozmadık. Yine pazar günleri buluşuyoruz, birlikte yemek yiyoruz, telefonlaşıyoruz. Biz evlerimizi ayırdık Derya'yla, o kadar. Mert'in evi zaten ayrıydı.
Mert B.: Arkadaşlarımın bazıları bu tip konularda çok büyük tepkiler gösteriyor. "Ayırtmam onları" falan diyorlar. İki insan arasındaki aşk ilişkisi bambaşka bir şey. Böyle mutlu olunacaksa böyle olunsun. Biz çocuklar olarak onların kararlarına saygı duyuyoruz.

Ama başlarda bir süre annenize destek olmuşsunuzdur...
Mert B.: Elbette.

PAZAR
Artık İstanbul'suz yapamıyorlar
Baba oynayacak, oğlu yönetecek
Dünyayı turlayanlardan Koç'a öneriler
Ünlü reklamların Türk yönetmeni
Rönesans tablolarında UFO'lar varmış!
"Cenazeden kafamı kaldıramıyorum"
Tuzlu suda yüzün, sıtma aşısı olun
Hasta ve okullu!
"Aldatıyorum, vicdan azabı çekiyorum ama mutluyum"
"Kaymak gibi" içkiler...
Vekilliğin sırrı: Seçmenden kopmamak
Şenliğin bütün geliriyle öğrenciye burs veriyorlar
Ancyra sofralarımızda
Uçuş coşkusu... Uçak kuşkusu...
Paris'te bir "Paris lokantası"
İmtihanda başarılar
İyilik yap, piyasaya at
"Siz bu oyunda Bolşeviklik görmediniz mi?"
Bilmediğimiz Bizans





Ahmet Turhan Altıner
Ali Rıza Kardüz
İlber Ortaylı
Tuba Akyol
Ülkü Tamer
Yasemin Çongar
© 2004 Milliyet