|
 |
|
|
Petrolcülerin adamı Bush petrolde mi boğulacak?
Geçen yıl, Irak'a saldırmayı kafasına koymuş olan Bush yönetimi saldırıyı haklı gösterecek uydurma gerekçeler ararken, sahibi bulunduğu yayın organlarında savaş çığırtkanlığı yapan medya imparatoru Rupert Murdoch, savaş sonrasında petrol fiyatlarının 20 doların altına düşeceğini ve bunun dünya ekonomisini rahatlatacağını ileri sürmüştü. Stratejist diye geçinen kimileri de ABD'nin öncelikle petrolü ucuzlatmak için Irak'a saldırdığını iddia etmişti.
Başkan deviren petrol
Bu kadar isabetli(!) karar almak ve öngörüde bulunmak için ya Bush'un akıl hocaları gibi üstün yetenek(!) sahibi olmak ya da Rupert Murdoch gibi sezgileri güçlü(!) bir medya imparatoru olmak gerekiyor herhalde. ABD yönetimi Irak'ta her şeyi yüzüne gözüne bulaştırarak nasıl sonuçlanacağı henüz bilinmeyen büyük bir kargaşa yaratırken bir varil hafif petrolün fiyatı da 45 dolara geldi dayandı. Petrol fiyatındaki düşüşün dünya ekonomisini rahatlatacağı yolundaki tahminlerin tam tersine, petrol fiyatındaki tırmanışın dünya ekonomisini durgunluğa itip itmeyeceği tartışma gündemine geldi oturdu şimdi.
Anımsanacağı gibi, zengin - sanayileşmiş ülke ekonomileri, 1973'deki petrol şoku sonrasında durgunluk içinde enflasyon sarmalına girmiş ve bundan çıkmaları hayli uzun sürmüş, özellikle istihdam cephesinde hatırı sayılır bir fatura ödenmişti. ABD'de 1980'de Jimmy Carter'ın ve 1992'de baba Bush'un başkanlık seçimini kaybetmelerinde de petrol şoklarıyla gündeme gelen ekonomik durgunluk önemli bir rol oynamıştı.
Petrol fiyatlarındaki tırmanış, şimdi de başı her bakımdan belada olan oğul Bush'un yeniden seçilme şansını azaltabilecek gibi görünüyor. Temmuz ayında yaratılabilen yeni iş sayısının beklenenin onda biri düzeyinde kalması, Bush'un başını yiyebilecek olan sürecin bir göstergesi.
Petrol fiyatlarındaki tırmanışın Amerikalı seçmeni üç kademeli bir süreç içinde olumsuz etkilemesi söz konusu. Birincisi, petrole, daha doğrusu otomotiv yakıtı olarak kullanılan petrol ürünlerine harcanan para, otomobil bağımlısı Amerikalıların en önemli harcama kalemlerinden birini oluşturuyor. Dolayısıyla petrol ürünlerinin fiyatlarındaki artışlar Amerikalıların satın alma gücünü olumsuz yönde etkiliyor. Petrol ürünlerindeki fiyat artışlarının hızla tırmandığı dönemlerde Amerikalıların hayat standardındaki düşüş de o kadar fazla oluyor.
İkincisi, petrol fiyatlarındaki tırmanıştan kaynaklanan bu negatif "gelir etkisi", petrol dışındaki ürünlere yönelik talebi olumsuz etkileyebiliyor ve büyük ölçüde tüketici talebine bağımlı olan ABD ekonomisinin büyüme hızını olumsuz etkileyebiliyor. İç talebin ve büyüme hızının olumsuz etkilenmesi, yeni iş alanları yaratılmasını geciktirebiliyor ve istihdamda beklenen artışlar sağlanamıyor.
Üçüncüsü, istihdamdaki artışın sınırlı kalması da sonuçta iç talebi olumsuz etkileyebiliyor ve böylece bir kısır döngüye girilmiş oluyor.
Olaya piyasa mantığıyla baktığımızda sorunun çözümü de görünüyor. Petrol fiyatındaki tırmanış kalıcı olur ve fiyat 40 doların üzerinde kalırsa bunun ABD ve dünya ekonomisini yavaşlatıcı bir etki yapması ve fiyatların tırmanmasında belirleyici olan talebi düşürmesi kaçınılmaz. Talebi karşılamakta zorlanan arz cephesinde yeni bir olay yaşanmazsa, talep düşünce fiyatın da düşmesi ve çok daha makul bir düzeyde yeni bir denge fiyatının oluşması beklenebilir.
Bush'un işi zor
Ancak kasımda yapılacak başkanlık seçimine kadar, bu sürecin tamamlanması zor. Tersine, sürecin olumsuz etkilerinin bu dönemde yaşanması olası. Bunun ötesinde, Irak'tan Suudi Arabistan'a, Rusya'dan Venezüella'ya, önemli petrol üreticisi ülkelerde her an yeni sorunlar yaşanabilir ve petrol fiyatını daha da yukarı çekebilir. Neresinden bakarsak bakalım, petrol lobisinin adamı George W.Bush'un işi zor görünüyor.
oulagay@milliyet.com.tr
|
|
|

|