Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim 11 Eylül 2004 / Cumartesi  
Bugünkü Milliyet Gazetesi      Business      Otomobil      Cumartesi      Pazar      Ege      Vitrin  
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik
Enerji sorunu bir yana...
Katerina ile Baltacı'dan ne haber?

Rus-Türk ortak tarihinin çetin meselelerine rağmen bana hep Katerina-Baltacı ilişkisi sorulmuştur. Gevşeyen bir çehreyle sorulan bu sualde Katerinaların numaralarını karıştırmasalar bari

Fax: (0312) 427 20 64

Moskova Rusyası dediğimiz tarihi dönem kapanmak üzereydi; Rusya'nın deli dahisi, geleceğin "Büyük Petro"sunun birinci karısı Evdokya Tolpuhina ile arası hiç de iyi değildi. Nitekim bu evlilikten olma oğlu Aleksei de babasına isyandan dolayı çarın emri ile tarih sahnesinden silinecektir. Çar Petro'nun serbest, maceralı çocuk hükümdarlık döneminde edindiği halktan arkadaşları vardı. 19'uncu yüzyılda Kırım Savaşı'nın patlayışını hızlandıran kötü diplomat Prens Menşikov'un büyük dedesi bunlardan biriydi. Aleksei Menşikov çocuk çarın arkadaş olduğu zeki, sevimli bir serseriydi. Çar onu knez yaptı, rütbe verdi ama sinirlendiği zaman bu zeki fakat gevşek ahlaklı çalışma arkadaşını eşek sudan gelene kadar dövmekten de çekinmezdi.

İki Katerina'yı birbirine karıştırmayalım
Diğer bir sevgili kulu büyük şair Puşkin'in dedelerinden olan Habeş köle İbrahim Gannibal'dı. Sevimli ve dahi bir çocuktu. Çar onu Avrupa'da okuttu. O da orduda tırmandı ve çarın dünürlüğü ile Puşkin ailesinden bir kızla evlendi. Ahalinin devam ettiği meyhanelerden birinde hizmet gören, aslen Litvanyalı bir köylünün kızı olduğu halde "Moskovalı Marta" diye bilinen genç kız da bunlardan biriydi. Çarın maiyetindekilerin arasına girmişti. Galiba Menşikov'un metresiymiş. Çar bu iyi huylu, zeki, hoş kıza tutuldu; uzun yıllar beraber oldular ve nihayet evlendiler. Petro ona Rusya tacını giydirdi ve dolayısıyla Petro'dan sonra da Ortodoks adı Katerina olan bu kız I. Katerina unvanıyla bütün Rusya çariçesi oldu.
Sakın ha onu 1762'de Rusya tahtına çıkan, aslen ve kanunen Anhalt-Zerbst Dükalığı prensesi, dedikodulara göre de Prusya Kralı Büyük Frederik'in kızı olan
II. Katerina ile karıştırmayın. II. Katerina birincisinden 45 yıl daha gençtir ve ne Baltacı'yı ne de I. Katerina'yı görmüştür. Suvorov ve Rum Yantzev gibi generaller sayesinde ve devlet-i Osmaniye'nin felaket asrında, 1774 Küçük Kaynarca Antlaşması ile Osmanlı'dan Kırım Hanlığı'nı ve mülhakatını, Polonya'dan da okkalı bir parçayı koparan Rusya'nın uzun ömürlü çariçesidir.
Biz dönelim I. Katerina'ya... Rusya tahtında iki yıldan biraz fazla oturan bu çariçe Büyük Petro'ya Anna ve Yelizaveta gibi iki prenses doğurdu. Bunların ikisi de Rusya tahtına geçen son gerçek Romanovlardır. Zira onlardan sonra Romanov hanedanından denen Rusya hükümdarlarının Ruslukları farazidir; hepsi de su katılmamış Almandır. I. Dünya Savaşı öncesi hükümdar fotoğraflarına bakarsanız Rus Çarı Nikola, Alman Kayzeri Wilhelm ve İngiltere veliahtının birbirleriyle ne kadar benzeştiğini görürsünüz; eh büyükanneleri sayılacak Kraliçe Viktorya da aralarındadır. Lakin, bizde Osmanlı hanedanını gayrimilli ilan eden amatör tarihçilerin aksine, Rusya'da kimse bu durumdan dolayı çarları gayrimilli ilan etmez.
Büyük Petro Rusyası, II. Viyana bozgunu yıllarında Osmanlı'ya karşı oluşan kutsal ittifaka katıldı. Kırım'da Azak Kalesi'ni aldı ve Rusya'nın ebedi özlemi
olan denizlere açılacak donanmanın inşasıyla meşgul oldu. 1699 Karlofça Antlaşması ile Azak'ın ilhakı tanındı, 1700'de İstanbul Sözleşmesi ile başkentimizde Rusya daimi elçiliği açıldı ve ünlü yazarın büyükdedesi Knez Tolstoy İstanbul'a atandı. Bu hava çabuk değişti; Osmanlı bizim mektep kitaplarında yazıldığının aksine henüz Rusya karşısında çökecek raddeye gelmemişti. Poltava'da İsveç'i yenen ve İsveç Kralı Demirbaş lakaplı XII. Karl'ın ülkemize sığınmasıyla muzaffer ve mağrur Osmanlı ile kapışan Büyük Petro'yu, Osmanlı'nın deyişi ile Deli Petro'yu, orduyu humayun Prut bataklıklarında çeviriverdi.

Rusya karşısındaki tarihi gerileme ve kadın meselesi
Devir III. Ahmed devri... Barış havası bütün devlet mekanizmasına sinmiş, ordunun başındaki serdar, baltacı ocağından yetişen Mehmet Paşa. Kuşatma uzuyor, açıkçası Petro'nun kuvvetlerine nihai darbeyi vuracak teknik imkan yok; çünkü Osmanlı askeri reformları henüz Rusya'nın düzeyine ulaşamamış. Petro'da da çemberi yaracak kuvvet kalmamış, şecaat yok. Bu tarafta yeniçeriler arasında şamata ve firar başlamış; Kırım hanı, XII. Karl ve Polonya kralının, serdar-ı ekrem Baltacı Mehmet Paşa'yı direnme ve nihai tahrip için ikna etmesi, daha doğrusu paşanın onlara bakarak kuşatmaya devam etmesi mümkün değil... Nihayet serdar kuşatmayı kaldırdı, Prut Barışı ile Petro 1699'daki bütün kazançlarından vazgeçti, Azak Kalesi'ni de boşalttı. Daha fazla şeyler isteyen Kırım hanı, İsveç kralı ve Polonyalı müttefikler bu barıştan hiç memnun olmamışlardı. Onların İstanbul'daki taraftarları, daha doğrusu onlar gibi düşünenler de boş durmadı. Padişahı kışkırttılar. Bugünün bazı tarihçileri de onlarla bir ağızdan bizi kışkırtıyor. Çarın adamı Şapirov'un Baltacı Mehmet Paşa'ya mücevherler getirdiği ve Katerina'yı peşkeş çektiği söylendi. Sonunda paşa kelleden oldu, Rusya'nın karşısındaki tarihi gerilemeyi kadın meselesine indirgeyen tarihçi ve toplumsal zihniyet karşısında ise halen itibarı iki paralık.
Besbelli peşkeş adedi ile rüşvet karışmıştı. Tarihçilerin bir kısmı hâlâ karıştırıyor. Cevahir gelse dahi, nasıl ve ne için gelmişti; miktarı dahi belli değil. Rus-Türk ortak tarihinin bunca çetin meselesine rağmen milletin aklını Katerina'dan kurtarmak mümkün olmuyor, Başkan Putin'e dahi Katerina'nın encamı soruldu. O da kızın ırzını kurtarıp rüşvetten söz etmiş. Hepsi karanlık iddialar; Rusya-Türkiye tarihi deyince, ne Gazi Osman Paşa ve General Todleben'in Plevne stratejileri, ne Sarıkamış ve Kırım savaşları, ne General Suvorov ve Amiral Uşakov ile Cezayirli Gazi Hasan Paşa'nın tartışılması gereken icraatı ele alınıyor. Şahsen bana en çok sorulan soru, hep Katerina-Baltacı ilişkisi olmuştur. Gevşeyen bir çehreyle sorulan bu sualde hiç değilse Katerinaların numaralarını karıştırmasalar bari...

Devamı haftaya...

PAZAR
"Evde rüküşlük muskası gibiyim"
Osman Hamdi piyasada bir numara mı?
"Evde kitabın çatışmasını yaşadık"
"Türklerin davranışları Almanların da önyargıları ile dalga geçiyoruz"
British Council beş yıldızlı otele taşındı
"Demokratik" şaraplar
Tek seansta diş güzelliği
Halsizliğin nedeni demir eksikliği olabilir
Bir mayınla dağılan iki hayat
Cevizin kilosu elli kuruş
Kahkaha dolu bir haftaya hazır mısınız?
Kişiye özel onarım
Suçüstü mü suç altı mı?
Saralı tatlısı muhteşem
Katerina ile Baltacı'dan ne haber?
- Bu ders neye yarıyor? - Hiiiiç!
Aruz meğer sadece kalıp değilmiş





Ahmet Turhan Altıner
Ali Rıza Kardüz
İlber Ortaylı
Tuba Akyol
Ülkü Tamer

© 2004 Milliyet