|
Deli dana
İstanbul Deri ve Zührevi Hastalıkları Hastanesi Başhekimi Nezihe Dirlik Baltalı, tıp fakültesinde öğrenciyken arkadaşları arasında "Mercedes Nezihe" diye anılırmış.
Denizli'nin ünlü tekstilcilerinden Nazif Dirlik'in kızı. Babası tıp fakültesini kazanma hediyesi olarak ona sıfır kilometrede bir Mercedes almış. Okula, bu hediye arabayla gidip geldiği için lakabı Mercedes Nezihe olmuş. Aradan yıllar geçmiş... Başhekimliği nedeniyle kendisine tahsis edilen makam aracını değil, kendi özel aracını kullanıyor.
Eşi de Aydın'ın varlıklı ailelerindenmiş.
Bunları yazıyorum...
Çünkü...
Ya "Dilim uzun diye görevden alınırsam, ya sürülürsem halim n'olur" diye düşünmüyor. İktidarda hangi parti olursa olsun sözünü sakınmıyor. Zührevi hastalıklar başhekimliği gibi belalı bir işi, kimseye "eyvallah" etmeden yürütmek kolay mı? Gerçi hiç güvencesi olmadan da omurgası doğru memurlar var ama sayıları giderek azalıyor.
Kanını kendin bul
Dr. Nezihe Dirlik Baltalı'dan dobra dobra bir söylem:
"Bugün bir sürü yerde kan alınıp veriliyor, gerekli testlerin tam ve düzgün yapıldığından emin miyiz?
Bunun için herkese öneriyorum, kendinize ait kan bankanız olsun.
Sağlık kontrollerini düzenli yaptırdığını bildiğiniz akrabalarınızdan, yakınlarınızdan birini tespit edin, size acil kan lazım olduğunda onu çağırsınlar.
Mesela, benim kuzenimle tutuyor kanım, söyledim yakınlarıma ihtiyaç olursa onu çağıracaklar.
Ben bilerek kan bankasından kan almam, ancak haberim olmadan verebilirler." (Yener Süsoy'un röportajından... Mart 2004 / Hürriyet.)
Şimdilerde patlayan "deli dana virüslü kan ithali" skandalının arkasındaki acı gerçek, duyarlı bir devlet hastanesi başhekimi söylemiyle kanıtlanmakta.
Resmen ithal edilen kanın mikroplu ve virüslü olması rezalettir... İnsanlık suçudur... Toplu cinayettir, laçkalıktır, hainliktir...
Bunlar lanetli
CNN'den Gülay Demirtaş'ın araştırmalarına göre "İlaç depolarındaki tüm kan ürünleri ithal..."
Habere göre "Bu kanlara AIDS, Hepatit B testleri yapılıyor ama deli dana virüsü olup olmadığına bakılmıyor..."
Avrupa'da deli dana virüsünün salgın olduğu yıllarda kan ithal edilirken bu virüs nasıl araştırılmaz?
Kaldı ki...
Sadece deli dana değil, yüzlerce, binlerce, milyonlarca bakteri, mikrop ve virüs var. İthal edilen ya da bağışlanan kan, kullanıma hazır halde beklemeye alınmadan önce, bütün bu olasılıklardan arınmış olmalı.
Sadece, AIDS ve Hepatit B'ye bak, onlar yoksa, diğer tüm mikrop, bakteri, virüs taşıma olasılıkları olan kanı daya hastaya(!)..
Bebeler, kadınlar, babalar, gençler, yaşlılar damardan zehirlenmişler.
Bilinen, 500 kan ürünü...
Bilinmeyen kim bilir hangi sayılara dayanıyor bu rezalet?
Tüm sorumluların yakalarına yapışılmalıdır.
Yargı önüne çıkarılmalı rüşvetle gözleri bağlanmış bu lanetliler kumpanyası.
Değneksiz köy mü?
Yolsuzluklar zaman zaman yüzeye vuran kanalizasyon patlamaları gibi...
Her taşın altında pis kokular...
Çoğunlukta zihniyet, bir yolunu bulup memuriyete kapaklanmak. Görevin çapına, yerine, uygunluğuna göre "vurmak..."
Başbakanı "Benim memurum işini bilir" demişse, rüşvete, soyguna, suiistimale yeşil ışık yanmışsa, kimi sütü bozuklar da işini bildiğini gösterecektir elbette.
Belediyelerin, renkli kaldırım taşlarının "sök yapları" gibi en basitinden başlayarak gemi, uçak alımlarına, ballı kaymaklı kredilere, turistik arsa tahsislerine, hortumlanmış kredilerde borç silmeye kadar uzanan bir pislik ve bataklık coğrafyası...
Ama en rezilce olanı, sağlıkla, hayatla oynamaktır.
Sağlık hizmetlerinde skandallardır.
........
Çok "ah" aldılar.
Allah kendi çocuklarını korusun.
Ya kendi çocukları trafik kazası geçirerek acil yardım hastanesine kaldırılırsa ve - o ziftlendikleri çıkarlar uğruna, ithaline göz yumdukları - virüslü kanlar onlara verilirse?..
g.civaoglu@milliyet.com.tr
|
|