|
Geyikler ve adamlar
Günlerdir manşetlerde sırıtan, sırıtkan bir adam görünüyor. Sırıttıkça çoğalıyor, çoğaldıkça sırıtıyor. Polisler kollarından tutarken, devletin "pençesi" boynundayken belli ki kendini "evinde" gibi hissediyor!
Sonra hikayeler söylenmeye başlıyor hakkında adamın. Dehşet ve korkuyla çevrelenmiş hikayeler. Bu hikayeler gazetelerden insanlara, insanlardan diğerlerine geçiyor. Anlatıldıkça çoğalıyor, çoğaldıkça hikayeler, resimler daha da fena sırıtıyor.
Böylece artık muktedirin yeni bir gaddarlık etmesine gerek kalmıyor; hikayeler onun yerine sokaktaki sisten askerleri olarak insanları sindiriyor. Sokaklardaki herkes, "mafya" denen muktedirin hikayelerini anlatırken sırıtkan adamlar yeniden ve yeniden doğuyor.
Mafyayı taklidimdir!
Erkekler, dışarıdaki hayatta "geyikleri avlamak" gibi bir rol sahibi olduklarından bin yıllardır, iktidarla, güçle, avcılar ve geyiklerle daha yüz yüzedir. Bu yüzden geyiği avlayana yakın durmayı bellemişlerdir. Giderek geyikleri avlayanlar gibi giyinmeye, öyle konuşmaya, onlar gibi davranmaya başlarlar. Özal döneminde erkeklerin giderek aynı biçime doğru evrildiğini hatırlıyor musunuz? Altın kravat düğmeleriyle bütün erkekler ANAP'lı gibi giyinmeye çalışıyordu. Muhtemelen bu hep böyleydi; Menderes zamanında Menderes gibi, Tayyip Erdoğan zamanında onun gibi, Hitler zamanında keza. Geyiğe kim yakınsa, kim en büyük silaha (!) sahipse onun gibi göründü erkekler. Bin yıldır bu böyle...
Şimdi de işte gözaltına alınırken sırıtanlar en büyük iktidar. Artık en büyük geyiği o sırıtkanlar avlıyorlar. Bunu gören erkekler ne yapıyorlar? Önce saçlarını o sırıtkanlar gibi kestirip sonra saçlarından dibe, daha içeride onlar gibi düşünüyorlar. Çünkü büyük geyikler avlamak için sırıtkanlar gibi olmak gerektiğini biliyorlar... Etlerine işlemiş bir refleks bu, kendilerine engel olamıyorlar!
Kadının etten bilgisi
Kadınların da bir içgüdüsü var tabii. Onlar da büyük geyikleri avlayan erkeklerden gebe kalmak istiyorlar. Artık camdan binalarda yaşayıp uçaklara binsek de, diş macunlarımız olsa da çift fuloridli, o etten bilgi idare edebiliyor kadınları. Onlar da bu kez o adamlara doğru bakmaya başlıyorlar. Eve en büyük et parçasını getirecek adamları seçiyorlar. Sırıtkanlar böylece döllüyor kadınları, çoğaltıyorlar çocuklarını...
O manşetler gördüğünüz adamlar, sırıttıkça daha büyük geyikleri avlayacaklar. Geyiklere sahip oldukça kadınlara da sahip olacaklar, çoğalacaklar... Bu, etin bilgisi çünkü.
İnsan beyninin içinde, beynin dibinde bir sürüngen beyni vardır. Şiirsel değil, bilimseldir söylediğim. Beslenmek, üremek, hayatta kalmak için gereken faaliyetleri bu sürüngen beyni yürütür. Bir de onu çevreleyen ve doğru ile yanlışı, güzel ile çirkini ayırt etmeye yarayan bir başka beyni vardır insanın; beynin insan kısmı. Vicdan, aşk, haksızlığa duyulan öfke, adalet hep orada oluşur. İnsanlık tarihi bu iki beyin arasındaki savaştır. En büyük geyiği avlamaya çalışmak sürüngenlikle, avdan uzak durmak insanlıkla ilgili bir seçimdir. Geyikleri avlayan sırıtkanlardan döl almamak da öyle...
Ama manşetler, şimdi, geyikleri ve insanlığı avlayan, sonra da sırıtan, sırıtıp duranların elinde. İnsan beyni manşetlerden anons edilen avcı hikayeleriyle sindirilmekte...
ecetem@hotmail.com
|
|