Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim 15 Aralık 2004 / Çarşamba  
Bugünkü Milliyet Gazetesi      Business      Otomobil      Cumartesi      Pazar      Ege      Vitrin  
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik
IMF ile anlaşmak iyidir (...ama bizi kurtarmaz)


AB'den üyelik müzakereleri için tarih alalım almayalım, hükümetimizin üç yıllık bir program açıklaması ve IMF ile üç yıllık bir anlaşmaya varılması çok çok iyidir. Bu şartlarda yapabileceği başka bir şey yoktur. Program ve anlaşma, (AB'den tarih alalım almayalım) Türkiye'nin önümüzdeki üç yılını "rahatlatır"... Anlaşma "önümüzdeki üç yıl süresince IMF'nin Türkiye'nin arkasında olacağı" anlamını taşır. Türkiye ekonomisini (belli ölçüde) kazadan beladan korur ama "kurtarmaz." Çünkü Türk ekonomisini "kurtarmak" bizim işimizdir. IMF'nin işi ise, Türkiye'nin iç ve dış borçlarının düzenli ödenmesini sağlayacak sistemin kurulması ve işlemesi için "kahyalık" yapmaktır.
Bu anlaşma çerçevesinde önümüzdeki üç yıl içinde Türk ekonomisinde "radikal bir değişime - kabuğu kırmaya - ileriye atılıp, fırlamaya" imkan yoktur.
Program da anlaşma da ekonominin coşmasının ve koşmasının önündeki engellerin kaldırılmasını hedef almamaktadır. Bu engeller şunlardır:
(1) İç borcu yapılandıramazsak, hiçbir şey yapamayız. İç borç stokunun milli gelire oranını küçültmek işe yaramaz. Sorun, iç borcun bütçe gelirlerini yutmasıdır. 2005 yılında bütçe gelirlerinin yüzde 45'i iç borca, yüzde 25'i memur ve ücret ödemesine gidecektir. IMF ile anlaşma gereği, bütçe gelirlerinin yüzde 20'si büyüklüğünde faiz dışı fazla ayrılacaktır... Bu durumda hükümete "icra - i hükümet eylemek için" para kalmayacaktır. Bu durum üç yıl böyle devam edecektir.
(2) Devamlı dış borç bulamayız. Döviz açığını kapatmaya mecburuz. Önümüzdeki üç yıl boyunca her yıl dış ticaretin 20 milyar dolar açık vereceği, her yıl (borç ödemek için gerekli dövize ek olarak, olağan işlemler nedeniyle oluşan) döviz açığını kapatmak için 10 milyar dolar borçlanmak gerekeceği anlaşılıyor. Üst üste bu kadar borçlanmak kolay değildir.
Büyüme ile gelişme farklı şeylerdir. Büyüme üretim artışına dayanırsa, sürdürülebilir. Ama önemli olan, büyümenin (üretim artışının nimetlerinin) doğru kullanımına dayalı bir gelişmenin sağlanmasıdır. Gelişme; gelirin dengeli dağılımı, istihdam, yaşam standardında yükselme demektir. Gelişme; daha iyi okul, hastane, polis, mahkeme demektir. Eğer büyümenin geliri faize giderse, üretim ve istihdam artamaz. Gelişme sağlanamaz. Bu sorunları çözmek IMF'nin işi değildir. Bizim işimizdir. IMF'nin ana hedefi iç ve dış borçların çevrilmesi, hiçbir alacaklının zarar görmemesidir.
Gelelim en "kritik soru"ya... Mademki "kurtulmak", kısır döngüden çıkmak bizim işimiz... Mademki radikal bir değişime dönük olarak kabuğu kırmamız gerekiyor... Önceliği olan işler nelerdir? Ne yapacağız? (1) Kamu gelirlerini artırmak için er geç "Nereden buldun?" kanununu çıkaracağız... (2) Kamu gelirlerinin yarıya yakın kısmının faize gitmesini önlemek için er geç "İç borç stokunu yeniden yapılandıracağız." (3) Tarım ve sanayide ileri teknolojiye dayalı, ekonomik ölçekli işletmelerde küresel pazarda talebi olan rekabet edilebilir mallar üreteceğiz... Bunları yapmaya mecburuz... Aksi halde "IMF'nin desteğiyle... Böyle gelmiş... Böyle gider..."

guras@milliyet.com.tr








Taha AKYOL
Ermeni meselesini tartışalım
FRANSA durmadan tekere çomak sokuyor! Son ola...
Çetin ALTAN
Sepetçiler Kasrı, Fazıl Say ve müzik dünyaları...
BAZI gazeteci genç dostlar, geçtiğimiz Pazar ...
Melih AŞIK
Zafere hazırlık!
Başbakan Erdoğan, hayli gösterişli çıkışlar y...
Fikret BİLA
Bakan Gül'den AB'ye 4 şart
Ankara, 17 Aralık Zirvesi öncesinde tarihinin...
Hasan CEMAL
Ya herrü, ya merrü!
Türkiye'yle Avrupa Birliği ilişkilerinde en k...
Güneri CIVAOĞLU
Meteo balonu
Bugün Türkiye saati ile 21.00, Fransa saati i...
Can DÜNDAR
Yeni İstanbul efendisi lazım
Başbakan Tayyip Erdoğan, "İETT belgeseli" içi...
Abbas GÜÇLÜ
Kapkaç, terör, şiddet ve uyuşturucu
AKP Milletvekili Doç. Dr. Ömer Özyılmaz, ilgi...
Hurşit GÜNEŞ
Gelecek yılın pembe tablosu!
Birkaç kez yazdık. Hayal ile rüya farklıdır. ...
Nail GÜRELİ
Yeniden doğuş
Türkiye'ye özgü "hallerimiz" az değil. "Nedir...
Mehmet Y. YILMAZ
"Türkiyeli Kürtler ne istiyorlar?"
International Herald Tribune gazetesinde yayı...
Faik ÖZTRAK
Bir belirsizlik gideriliyor
Türkiye, yaşadığı önemli bir krizden sonra ba...
Hasan PULUR
"İşler A'dan Z'ye kadar bozuk!"
BİRİ kalkıp Türklerin belirgin kişiliklerini ...
Meral TAMER
Padişah Tayyip Bey'in doğum günü!
Japonya'nın İstanbul Başkonsolosu Takeo Yoshi...
Ece TEMELKURAN
Erkekliğin tarihinde kara gün: 17 Aralık
Kasabanın meydanında zorla toplanan erkek kal...
Yaman TÖRÜNER
Sermaye Piyasası Kurulu'nun tasarısı
Sermaye Piyasası Kurulu (SPK), İpotekli Konut...
Osman ULAGAY
Küresel pokerde 17 Aralık partisi
Türkiye'nin Avrupa Birliği (AB) ile bütünleşm...
Güngör URAS
IMF ile anlaşmak iyidir (...ama bizi kurtarmaz)
AB'den üyelik müzakereleri için tarih alalım ...
Serpil YILMAZ
Demir çelik sektörünün davetsiz misafiri: Evcil
Nakit akış hızı yüksek olan demir çelik sektö...
M. Ali BİRAND
Bırakın, şu olayı ağız tadıyla sürdürelim
Bu yazımda Avrupa Birliği yetkililerine sesle...

© 2004 Milliyet