|
Bir dünya masalı (2)
Dünden devam...
Şimdi 100 bin yıl süren buzul çağının ardından 10 bin yıllık "ılıman ara" sürecindeyiz. Yarısını da aştık.
İkinci 100 bin yıllık buzul çağı yaklaşıyor. Anlatayım... Dünya iki kez kıyamet yaşadı, 213 milyon yıl önce muhteşem bir dönem başladı. Jurassic dönemi... Dinozorları ile 213 milyon yıl sonra Spielberg'e 100 milyonlarca dolar kazandıracak süreçti bu... Çeşit çeşit böcekler, çiçekli bitkiler, modern memeliler ortaya çıkarken, yüz binlerce senede bir görülen bir darbe daha geldi.
2. göktaşı Meksika'yı vurdu
10 kilometre çapında olduğu sanılan bir asteroid, şimdiki Meksika'nın Yucatan Körfezi dolaylarına çarptı. Tarifi olanaksız çarpma, buharlaşan kayalar, şok dalgalarıyla dünyanın diğer tarafında harekete geçen volkanlar, havalanan toz ve kil tabakasıyla kaplanıveren atmosfer, kararan - soğuyan dünya...
Sonuç: Güzelim dinozorların sonu...
Günümüze 66 milyon yıl kala memeliler, çeşit çeşit bitkiler, ilk atlar, Moby Dick'in ataları, film değil, yaşam sahnesindeydiler.
Oligocene, Miocene, Pliocene dönemleri birbirini takip etti. Kimler geldi, kimler geçti; ne memeliler, ne primatlar, ne hominidisler, ne homohabilisler... Ve gelindi 1 milyon 800 bin yıl öncesine, dördüncü jeolojik devre...
Dünyanın Güneş'e göre astronomik pozisyonunun değişmesiyle korkunç bir buzul çağı dönemi başlamıştı. Buzullar, Avrupa'nın, Asya'nın ve Kuzey Amerika'nın büyük bir kısmını kaplamıştı. Yıllık sıcaklık ortalamaları sıfır derecenin çok altlarındaydı. Ara sıra ılık dönemler de olmuyor değildi; ama buzul dönemleri 100 bin yıl sürüyorsa, ılık dönemler sadece 10 bin yılcık sürüyordu.
Pleistocene döneminde artık ilkel insan da ortaya çıkmıştı. Henüz modern değildi. Daha Kazıklı Voyvoda'lara, toplama kampları fırınlarında yakmalara, kimyasal - biyolojik ve nükleer silahlara on binlerce yıl vardı.
Günümüze 10 bin yıl kala, son buzul dönemi bitip ılık Holocene başladığında, yeryüzü asteroidden beter bir belayla, insanın evrimleşmişi ile tanıştı: Homosapiens.
Ve işte medeniyet
Ve medeniyet başladı. Gerisini biliyorsunuz. İki buzul dönemi arasındaki 10 bin yıllık kısacık ılık dönemin sonlarındayız. Havalar gene sapıtmaya, buzullar gene oynamaya başladı. 100 bin yıllık buzul çağına, yok oluşa yaklaşıyoruz.
Ömrünüz, şu anda "küresel ısınma var" diye dövünürken, ardından mutlaka gelecek uzun buzul çağını görmeye, şu bir derecelik ısınmanın kıymetini anlamaya, ondan korkmamaya yetmez.
Belki şu anda bunaltan hayat pahalılığından, dönüp duran dolaplardan, aslında milyarlarca yıldır yaşamaya uygun yegâne minicik, mikroskobik koşullarda ve zaman dilimciğinde olduğumuzu yani bu müthiş şansı anlamaya da yetmez.
Kıtalar yükselmeye, hareket etmeye, dünyanın dikey aksı, Güneş'in etrafındaki yörüngesini değiştirmeye devam edecek. Kaçınılmaz olarak ekinoks - yani güneş ışınlarının ekvatora dik olarak geldiği, gece ile gündüzün eşit olduğu tarihler yine değişecek, Fikret Kızılok'un ölümü artık bir ekinoks gecesine denk gelmeyecek.
İçinde bulunduğumuz ılık dönemden on misli daha uzun sürecek bir buzul çağı daha mutlaka gelecek.
Belki Hasan Dağı patlayacak, belki yıldızlı bir gecede komşunun bahçesine üzerine Küçük Prensi'yle bir asteroid düşüverecek.
Dinozorlara bile yar olmamış yeryüzünde, bizim de neslimiz tükenip gidiverecek, fosillerimiz bulunacak kuruttuğumuz nehir yataklarında, Mars çiçeği tarlalarında.
.....
Merhaba sizlere
Bir gün duracak dünyamızdan
Bugün de çarpan yüreklere
Doğan güneşe, yıldızlı gecelere
Şu minicik zaman diliminde
Hâlâ gönderebilirken
Sevgiler hepinize...
.....
Not: Bu yazı Eylül 2003'te bu köşede yayımlandı.
Kaynak: Düş Hekimi. Dr. Yalçın Ergir, Çınar Yayınları, 2002.
g.civaoglu@milliyet.com.tr
|
|