|
 |
|
|
Arif olan anlar!
ALİ Kırca da yazınca...
Doğrusu sarsılmadım değil.
Yanlış mı düşünüyordum...
1000 kişi, 1 kişinin dediğinin tersini söylese, bu o 1000 kişinin haklı olduğu anlamına mı gelir?
Hayır...
* * *
Batıya açılan pencere denen Galatasaray'da Allah aşkına aklı başında bir adam da mı yok.
Galatasaray'da olanların herkes farkında. Taraftar da, seyirci de.
Arif'e sulananlar, Arif'e sulanmıyorlar.
Bu böyle bilinsin.
Artık bardak doldu...
Taşıyor.
Hepsi bu.
Arif'e denk geldi, o kadar.
Ayrıca...
Seyirci, 15 sene oynayıp büyük başarılar kazanmış birine tabii küfretmemeli.
1,5 maç oynayıp hiç başarı kazanmamış birine de etmemeli.
Tabii hakaret de...
Ama seyirci istediği oyuncuya tepki koyabilir.
Hatta Kral'ına bile.
Belki ayıp eder.
Staddaki binler arasında ayıp edenler de olabilir ama.
Bunu en iyi bilmesi gereken de seyirciyiye ayıp ediyorsunuz diyen Gheorghe Hagi.
Yorumlara bak
Dünyanın hiçbir ülkesinde, ilk doksan dakikasında üç gol atan, kalan dakikalarda da dördüncüyü, beşinciyi atma ihtimali bulunan bir oyuncu sahadan alınmaz.
Ben Hasan Kabze olsam Hagi'yi İnsan Hakları Mahkemesi'ne şikayet ederdim.
Hayatında belki bir daha hiç bulamayacağı bir şansı elimden zorla aldığı için...
Ve haklı çıkardım.
Ve...
Üçüncü golden sonra Hasan Kabze anlamıştı ileride başına gelebilecekleri.
Sonrası Allah Kabze'yi korusun olurdu.
Hagi akıllı.
Hasan Kabze'yi önce o korudu.
* * *
On maç kaldı.
Teknik direktör, santrfor ve arkadaşlarına rağmen başaramayacağını biliyor.
O tribünlerin bir I love You'su, ama Galatasaray tribünlerinin en I Love You'su. Terim'in başına gelenleri de biliyor.
Rıdvan (Dilmen) gibi bir süper yorumcu bile santrfor için bakın neler diyor.
O, atmasa da boş koşular yaparak, boşalttığı alanlara giren arkadaşlarına attırmasını biliyor.
Herkes de bu yoruma balıklama atlıyor...
Pes.
Bir milyon dolara boş koşular da yapmayacaksa...
Evet, Arif'e sulananlar, Arif'e sulanmıyorlar.
Galatasaray'da bardak taşıyor.
Hagi tribüne tepki koyarken, samimi değil, "oynuyor".
Baksanıza, dün Sabah'ta santrforun söylediklerine.
"Hagi'nin oyunculara fazla karışması gençleri tedirgin ediyordu. İkaz ettik kendisini. Şimdi o kadar sık karışmıyor."
Evet, Hagi cin gibi.
Başkan'a, yönetime, seyirciye postasını koyuyor.
Kime konuşacağını biliyor...
Kime susacağını da..
Keşke küme düşse...
GALATASARAY küme düşse ne olur?
Ne tuhaflar.
Galatasaray düşmüş zaten.
Bu hale düşmüş.
Küme düşmesi belki de bu kadar düşmenin en haysiyetlisi.
Sporun içinde küme düşmek de var, şampiyonluk da...
Üstelik düşse bile Play - Out oynayacak, İkinci Lig'nden gelen üçüncü ve dördüncü ile. İlk iki olursa yine ligde kalacak.
Tabii Galatasaray'ın yüzüncü yıldaki yönetimi bu şekilde ligde kalmaya utanmazsa.
Ayrıca...
Basketbol farklı. Kimse Galatasaray'ın küme düşmesini istemez. Hatta Fener, hatta Beşiktaş.
Belki kıyak yaparlar.
Tabii Galatasaray yönetimi bu kıyağı kabul edecek kadar bitmiş değilse...
Galatasaray Futbol Kulübü
Basketbol deyince akla ilk gelen spor kulübü Galatasaray, basketbolcu başkanının döneminde ne hallere düşüyor.
Galatasaray'ın abilerinin yorumları vardı gazetelerde.
Galatasaray'ı bu hale düşürenler hâlâ reçete yazıyorlar.
Yıllarca aralarındaki çekişme bitmedi. Hepsi sorumlu bu düşüşten.
Ve o abilerin 'ben ben'ciliğinden kaçan diğer küçük abiler.
Hâlâ çözüm üretiyorlar.
Galatasaray'da yapılması gereken her çağdaş takımın yaptığı, öyle çok karışık bir şey de değil. Önce bir patron menajer (Lütfi Arıboğan gibi) ve onun altında şekillenecek olan yeni bir yapılanma. Ve tabii para. Ve tabii abiler hiçbir şeye karışmayacak. Sadece destek olacaklar.
Yalçın Granit'le bağlayalım.
Hani hiç olmazsa kapattırmadım şubeyi demişti, başarılıyım.
Ne diyeceğimi biliyorsunuz.
Son kez.
Keşke kapattırsaydı.
Açık hali buysa...
Pivot'tan
CNN Türk, Formula 1'i aldı ve büyük iş başardı. Sezon sonuna kadar bazı Pivotları yiyecek Formulacılar.
Bu hafta Pivot yok.
Pivot'ta başka sorun yok.
Vıdı vıdı yapmayın.
Hâlâ delirtemediklerinizdeniz
TRT 1'de Mutluhan, Ümit Bozkurt'a (Gençlerbirliği) soruyor. Maç taze bitmiş.
Daha dumanı üstünde. Gençlerbirliği 88'de gol yemiş.
Hır çıkmış.
Ümit de olayların en içindeki adam, adrenalini en üst seviyede.
Mutluhan maşallah psikolojinin hiçbir harfinden nasibini almamış.
"Bu ne hırs böyle Ümit?"
Gerçi o Ümit'den de hırslı.
Kaptan kibar adam, sormadığını ben soruyorum
"Mutluhan, bu ne hırs böyle."
Ümit'in cevabı küfür gibi...
"Teşvik aldık."
Mutluhan afallıyor.
Yılın haberini mi yakaladım yoksa havasına da bürünmez mi.
Belli ki o da teşvik almış.
Gençlerbirliği kaptanı, "İyi oynadık mı hemen böyle senaryolar yazılıyor" gibisinden birşeyler daha söylüyor. Belli ki dolu kaptan, ama canlı yayında kendini frenliyor.
Stüdyoya, teşviği verene bağlanıyorlar.
Faik (Çetiner) öyle pişkin ki. "İşte biz böyleyiz" diyor. (Mutluhan ve kendisini kastediyor herhalde). "Bir takım iyi oynadı mı hemen böyle senaryolar yazılıyor işte" gibilerinden de bir şeyler söylemez mi!.
Ümit'e yaptıkları en hafifinden ayıp.
Hem devletin televizyonu, hem de co yayıncı onlar.
Gençlerbirliği Kaptanı'nın, Mutluhan'a "Bu tip maçlardan sonra hep böyle saçma sapan sorular soruyorlar" deyip bir de isyanı var ki...
Bizimkinin suratını görmenizi isterdim o anda.
Saçma sapan soruyu soran Mutluhan hele bir de evet deyip kafasını sallamaz mı...
SERİ İLANLAR
Pazartesi - Çarşamba 09.30 - 10.00 Radyo D'de
Cuma'ları ise Milliyet'teyiz (Başka şubemiz yoktur.)
İmza: Köyün Delisi
bilgingokberk@mail.com
|
|
|

|