Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim 03 Nisan 2005 / Pazar  
Bugünkü Milliyet Gazetesi      Kariyerim      Business      Arabam      Cumartesi      Pazar      Ege      Vitrin  
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilişim
  Eğitim
  TV Rehberi
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Çemişgezek bandosu

8'i kız, 12 nüfuslu voleybol takımı, minibüsün boşluklarını domates, peynir, salatalıkla doldurmuştu. Çünkü ellerinde sadece 250 milyon lira vardı. Tunceli şampiyonu oldular, dönüşte şarkılar tutturdular

OHAL'den BU hale!..

ERCAN GÜVEN Yazdı. Cengiz MALGIR Görüntüledi


"Çemişgezek neden misal verilir; kenarda ve uzak gösterilir" diye isyan etmiş şair. Bu kadar doğru söylenir. İklimi çetin, arazisi sarp, yolları eziyet, ürünü kıt olması hesaba katılmaz da, kabahat Çemişgezek'e yüklenir.
Göç verdikçe güçten düşen Çemişgezek'e kimse sormaz niye dargın gibi durursun diye.
Kimse derdini bilmez. Dinlemez.
Onlar da pek anlatmaz; kaba esprilerinde güzel Çemişgezek'lerini malzeme edenlere.
Bize anlattılar.
Tunceli'de Çemişgezekli kızlar ve başlarındaki okul müdürü İzzet Demir, Tunceli'ye nasıl geldiklerini, ne yiyip ne içtiklerini ve nasıl şampiyon olduklarını tek tek anlattılar.
Hatta bando çaldılar Türkiye duysun diye.
Şampiyonların Çemişgezek Bandosu sol minör başladı ama, her şeye rağmen genç yüreklerden fışkıran sevinçle sürdü. Sanki yaşadıkları, hak ettiklerinden fazlaydı. Sanki kanıksamışlardı yokluğu.
İnanmayanlar olabilir, ama onların çektiği eziyet Anadolu'nun gündelik durumu:
* * *
Çemişgezek ile Tunceli arası 98 kilometreydi, ama minibüs dört saatte kat ediyordu. Sekizi kız sporcu 12 nüfus, minibüsün boşluklarını peynir, domates, salatalıkla doldurmuşlardı. Altı gün kalacakları Tunceli'de, yatacak bir okul bulurlardı, ama yemek de önemliydi sonuçta. Çünkü ellerinde sadece 250 milyon lira vardı. O para da Çemişgezek Kaymakamı'ndan gelmişti. Kızların aileleri ise çiftçi, memur ve işçiydi. Hiçbiri deplasman için harçlık veremezdi çocuklarına.
İşte bu koşullarda yola koyuldular. Hava geceleri eksi 17 derece oluyordu. Yine de yürekleri sıcaktı. Maçlarının hepsini kazandılar. Voleybolda il şampiyonu oldular. Ve 250 milyonu "yetirerek" ayrı bir rekor daha kırdılar.
Yanlarında getirdikleri okul bandosunun malzemeleri çıkarıldı şampiyonluktan sonra. Bir şarkı tutturdular popüler mi popüler. Söylediler, çığlıklar attılar. Sonra yine minübüse doluşup, alaca karanlıkta yola koyuldular.
Çemişgezek Ertuğrul Gazi Çok Programlı Lisesi müdürü, kafile başkanı İzzet Demir'le konuştum günler sonra. Ordu'daki Türkiye Şampiyonası'na da gitmişler. Ne yazık ki finale yükselememişler. Ancak, bu kez 750 milyon verilmiş kaymakamlıktan. İl Jandarma Komutanlığı da bir midibüs tahsis etmiş. Hayli rahat etmişler.
Bir daha Çemişgezek'in kenarda ve uzak olduğunu ima eden bir cümle duyduğumda bu kızları anlatacağım onlara. "İçinde bulundukları koşullara göre" dünyadaki en sevinç dolu insanlar olmalıydı gördüğüm Çemişgezekliler.
İnanmıyor musunuz; işte size Tunceli yemini: Düzgün baba olsun ki.

Yasak şehirde spor

On yıl önce Tunceli yasak şehirdi.
Elinde bir kilo şekerle şehirden çıkamazdı Tuncelili. Gazeteci ise giremezdi. Resmi olmasa bile örtülü bir yasak vardı. Zaten gitmek isteyen kimdi?
Biz basın kartlarımızı saklayıp kontrolları atlatmıştık kente girerken. Ya da öyle sanmıştık. 15 dakika sonra enselenmiştik.
Yanımıza korumalar takılmıştı vali bey tarafından; asıl görevleri sakıncalı yerlerin fotoğrafını çektirmemek olan korumalar. Hiç unutmam, spor salonunun çekimlerinde bile sorun çıkmıştı. Şehrin 5 kilometre dışındaki spor salonu terk edilmiş madenci kasabası gibiydi. Ardındaki dağdan eşkıya inmesi an meselesi bir hedefti.
Bu kez gittiğimde salonu bulmakta zorlandım. Çevresi evlerle dolmuş, büyüyen kentin içinde kalmıştı. İçine girince hayretim bir kat daha arttı. Arı kovanı gibi işliyordu salon. Gece yarısına kadar sporcular geliyor, sporcular gidiyordu.

Siyah kuşaklı Tunceli

Celal Cüvelek karate hocası. Karate sert bir spor olsa da, Cüvelek'in kalbi öyle yumuşak ki, normal mesaisi dışında kimsesizler yurdundan 12 çocuğa da ders veriyor ve bir tanesine de babalık ediyor. Dört yaşındaki Sonay'ın "yeni" babası, aslında Karayolları teknisyeni olarak gelmiş Tunceli'ye. Bir daha da ayrılmamış. 1990 yılında karateyi sıfırdan başlatmış. 1997'de 5 tane Türkiye finali yapmış. Tam 23 tane milli karateci yetiştirmiş Tunceli'den. Son yıldızları da kızlarda Sinem Sönmez ile İlknur Çevder, erkeklerde Sühan Yavuz.
İlginç prensipleri var Celal Cüvelek'in. Mesela sporcularının ders durumunu çok sıkı izliyor. Derslerde başarısız olanlar ağzıyla kuş tutsa, hocadan "Sporu bırak" emri alıyor. Disiplin her şeyin önünde geliyor. 150 talebesi tapıyorlar ona. Bir kere Tunceli'den ayrılmaktan bahsetmiş, tüm sporcular ağlayarak çıkmış Sivas'ta mindere. Beş final yapmışlar, hocayı caydırmışlar. Cüvelek'e göre reçete belliymiş: Emek başarı getirir. Başarı keyif ve isteği. Tunceli'nin karate yelpazesi her geçen gün genişliyor. Siyah kuşak, sanki yasak şehrin geride kaldığı umulan kara talihini simgeliyor.

'Polis amca'

Tunceli Emniyet Müdürü Osman Öztürk, toplum destekli güvenlik konseptinin eski OHAL bölgesindeki uygulayıcıları arasında belki de en titizi. Henüz kapkaçla tanışmayan bu kentte de madde bağımlılığı, büyüme eğilimli bir sorun olarak ortada. 30 civarı uçucu ve uyuşturucu müptelası varmış Tunceli'de. Aileleriyle toplantılar yapılmış, okula gitmeyenler okula yönlendirilmiş. Gerektiğinde polis aracı tahsis edilmiş gençlere. Okula gitmeyenlere yardımlar bulunmuş, iş sağlanmış. Okul polisi diye bir uygulama başlatmışlar. Çünkü polisten korkan gençlik istemiyorlar. Peki spor ?.. Osman Öztürk o konuda da var. Çünkü o bir futbolcu. 200 futbol topu, ayakkabı, emniyet müdürünün bulduğu sponsorlar ile okullara dağıtılmış. Emniyet genel müdürlüğü imkanlarıyla 200 öğrencinin yararlanacağı Polis Spor Kulübü kurulmak üzereymiş. Amaç zorlu yıllardan sonra; "polis amca", "polis abla".

Ne olmuştu Tunceli'de?
En hızlı müdür

Birincisi terörün nefesi kesilince gençler sporu keşfetmişlerdi yeniden. İkincisi, bir il müdürü tayin edilmişti Tunceli'ye. Enerjisiyle sporda vites yükselten.
Haydar Doğan'dı bu il müdürü. Türkiye'nin en büyük atletlerindendi ve Tunceli'yi görmeyen bir Tunceliliydi. Genel Müdür Mehmet Atalay teklif ettiğinde, bir an bile düşünmedi; gitti memleketine. Elindeki olanaklarla kısa bir zamanda küçük mucizeler yarattı.
Ve durmadan yeni projeler geliştirmekteydi Haydar Doğan. Salona gelecek gençlere bedava otobüs kartından tutun, Munzur Festivali'ni bir aya yayıp maraton da dahil spor şölenine çevirmek gibi. Kanodan, raftinge kadar sporları Tunceli'de yaptırmak gibi. Tıpkı Tunceli'yi badmintonla tanıştırdığı gibi. Gençlik arzulu, yönetici enerjik olunca geride kalan 10 yılın acısı çabuk çıkacak gibi.




SPOR
Fener'e + bonus
Schumi geri döndü
Çemişgezek bandosu
Mustafa Ağa!
'Her maç final'
Asla yalnız yürümeyecek
Güneşli mesaj
'Kop'armayın
Boğa 12'den vurdu
Cim-Bom'un zaferi: 3-2
Ç.Rizespor kaçamadı
Klasikler yola çıktı
Böylesi görülmedi
Müthiş takip
Sakarya fırtınası: 2-7
Haber turu...
Seat Cup'ta start günü
Erciyes altın buldu
SİZ HAKEM OLSAYDINIZ
Sen misin rapor yazan!
TARİHTEN YAPRAKLAR
1'er puan yetti
Maç bitti zannetme
Zulmün böylesi!
Sürpriz skor
Altın goller
F.Bahçe'ye yakıştı
At yarışları
Harika kızlar: 61-62
Utah yine kayıp





 PUAN DURUMU
 FİKSTÜR


Rıdvan DİLMEN
Maç bitti zannetme
Puan farkı ikiye düşünce oyuncuları bir telaş...
Fuat ERCAN
Zulmün böylesi!
Zulmün "çifte kavrulmuşu" vardı dün Zeytinbur...
Cemal ERSEN
Sürpriz skor
Yılmaz Vural'ı böylesi öfkelendiren ve çilede...
Erdoğan ŞENAY
Altın goller
Fenerbahçe'nin son lig oyunlarında üç puanın ...
Gökhan TÜRE
F.Bahçe'ye yakıştı
Fenerbahçeli bayanlar, Napoli'deki müthiş müc...



 Atina 2004
 Dünya Kupası 2002
 Euro 2000
 Sidney 2000
 Dünya Kupası 98

© 2005 Milliyet