Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim 10 Nisan 2005 / Pazar  
Bugünkü Milliyet Gazetesi      Kariyerim      Business      Arabam      Cumartesi      Pazar      Ege      Vitrin  
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilişim
  Eğitim
  TV Rehberi
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Kırmızıları dinlendirin

Yeni çıkan yerli kırmızı şaraplarımızın çoğu, aşırı talep yüzünden yeterince dinlendirilmeden, henüz hamken satılan şaraplar. Onlardan zevkli yudumlar alabilmek için, satın aldıktan sonra mutlaka en az birkaç ay dinlendirmelisiniz

şişedeki balık / MEHMET YALÇIN

Bundan iki yıl önce, İstanbul restoranlarında "trajikomik" olarak nitelenebilecek bir olay yaşanmıştı. Doluca, üst kalite liginde popüler kırmızı şarabı olan o zamanki adıyla "Özel Kav"ı, müşterilerden ve dolayısıyla restoran sahiplerinden gelen şikayetler karşısında bazı yerlerden toplamak zorunda kalmıştı. Lokanta müşterileri hayvan derisini andıran ağır kokular algıladıkları bu şarabı bozuk zannetmiş, garsonlara geri göndermişlerdi. Eh, müşteri her zaman haklı olduğuna göre, lokanta sahibinin de yeni bir şarap açıp öncekinin zararını sineye çekmekten başka çaresi kalmıyordu. İşin aslı ise, şarabın bozuk değil, Türk şarap tüketicisinin pek alışmadığı, aslında tam tersi kaliteli bir özelliğe sahip olduğuydu. Boğazkere ve Öküzgözü üzümlerinden harmanlanan bu şaraba o yıl Boğazkere çokça girmiş ve baharatsı, tanenli özelliklere sahip bu üzümümüz, şaraba üst düzey kırmızılarda sıkça rastlanan hayvan derisini, hatta afedersiniz, ahırları anımsatan şarap dünyasının çok aşina olduğu ve asla yadırgamadığı yabansı koku ve tatlar yansıtmıştı. Bu koku ve tatlar, normalde şarap karafa süzülüp bekletilerek ve geniş hazneli kadehlerde yudumlanarak azalıyor, meyvemsi nüansları da bu perdenin gerisinden yavaş yavaş ortaya çıkıyordu. Üretici, normalde birkaç yıl daha şişe içinde dinlendirip piyasaya sürmesinin daha iyi olacağı bir şarabı yoğun talep üzerine erken piyasaya vermiş, şarap açtıran müşteriler de henüz ham olan şarabın alışık olmadıkları tarzını takdir edememişlerdi.
Bu dramı aslında her gün yaşıyoruz. Zira şaraba, sağlık tavsiyelerinden ötürü de özellikle kırmızı şaraba karşı müthiş bir talep var. Toplumda güvenilir bir imaj uyandıran üreticilerin tanınmış kırmızı şarapları yok satıyor. Doluca'nın kapısında Sarafin'ler ve yeni adıyla "Kav" kırmızı, Kavaklıdere'nin kapısında ise Yakut ve Selection için kuyruk var. O yüzden de üreticiler bu şarapları ideal olgunluklarına ulaşmadan piyasaya sürüyor, kendileriyle görüştüğümüzde de bunu itiraf ediyorlar. Kırmızı şarabın dengelerinin oturması farklı üzümlerden yapılan harmanın entegre olması, şarabın hamlığının gitmesi için gereken süre ne yazık ki ona tanınmıyor.

En az altı ay beklemeli
Kırmızı şarap zevkini ham ve gereğinden buruk tatlarla zedelememek için, üreticinin yapması gerekeni artık tüketici (veya restoran sahibi gibi ara kanallar) yapmalı. Zira şu anda piyasada bulunan Kavaklıdere Selection 2002, Doluca DLC Cabernet-Merlot 2003, Sarafin Cabernet 2001, Sevilen Majestik 2004 gibi şarapların tümü de, içim olgunluğuna henüz erişmemiş şaraplar. Bu gibi tarzlarına göre genç olan şarapları öğle vakti bakkaldan alıp akşamına yudumlamak yerine, 6 ay ile 1 yıl arası dinlendirdikten sonra deneyin, ne kadar daha yumuşak, olgun ve damakta "yuvarlak" olduklarını göreceksiniz. Bunları bu kısa sürelerde bekletmek için illa şarap mahzeni ya da milyarlık kav dolabı sahibi olmanıza da gerek yok. Güneş görmemeleri, kalorifer yakınında durmamaları kaydıyla, nispeten serin ve nemli ortamda tutmak yeterli.
Peki bu hep böyle mi gidecek? Hayır... Şarap meraklıları ithal şaraplara olan korku ve çekingenliklerini atıp onlara da sofralarında yer açtıklarında, yeni üreticilerimizin de yeni yatırımlar ve yeni açılacak şaraphanelerle sayıları arttığında, üzerlerindeki talep baskısı hafifleyecek ve şarabı hakkıyla dinlendirip öyle satma dönemi başlayacak. Bugünkü saçma ve sığ "doldur-boşalt" sistemi sona erecek. O günlere kadar, hamlıktan ve keskinlikten ötürü ağız-burun buruşturan, damak büzen kırmızılara karşı tek tedbir ise, onları bu şekilde dinlenmeye, haydi daha romantik bir dille söyleyelim, "güzellik uykusuna" yatırmak...

myalcin@tnn.net

PAZAR
Üzgünüm, bu bir sanat filmi değil
Rıfat Özbek çarşıya çıkınca
Yakınları ve ailesi Çetin Emeç'i anlattı
Festivalin son haftasında neler izleyeceğiz?
Şeytan Richard'ın lokantaları
"Çay içmede birinciyiz ama Rize çayından başkasını tanımıyoruz"
"Mutfakta da arabadaki gibi performans önemli"
"Çizimler Enver Paşa'nın başka bir yönünü yansıtıyor"
Kırmızıları dinlendirin
"Japon yeninin sahtesi yoktur"
Bölgesel zayıflama
Issızlığın ortasında
Muh demeden muhalefet
Otları ve balıkları çok lezzetli
Papa'nın ölümü
Niye ölmüş bunlar? Akşam yemekte ne var?
Casino de Paris'den SSK koridorlarına
İstanbul'un romanını yazan seyyah





Ahmet Turhan Altıner
Ali Rıza Kardüz
İlber Ortaylı
Tuba Akyol
Ülkü Tamer
YASEMİN ÇONGAR

© 2005 Milliyet