|
Faizi ödeyen 'devlet' değil, 'halk'
Halkımızın ödediği 100 lira verginin 47.5 lirası faize gidiyor. Yetmiyor. Maliye Bakanı faiz ödemek için her gün bir vergi icat ediyor. Merkez Bankası, gecelik borçlanma faizini düşürdü ama gene de yıllık birikimli yüzde 16.20 faiz ile para topluyor. Hazine faizi düşürdü ama gene de bono satın alanlara yıllık yüzde 17.98 faiz ödüyor. Bu faizler Merkez Bankası ile Hazine'nin cebinden çıkmıyor. Onlar aracı. Onlar "raconu" kesiyor. Faturayı halk ödüyor.
Bu faizleri halk vergi olarak ödüyor. Hükümet 2005 bütçesini düzenlerken, halktan 118 milyar YTL vergi toplanmasını, bunun 56 milyar YTL'sinin faiz olarak, devlete borç verenlere ödenmesini öngördü.
Faiz ödemekten perişanız
Borcumuz var. Tamam... Bu borcu ödemeyeceğiz, döndüreceğiz... Bu da tamam... Ama bu borcu döndürmek için ödediğimiz faiz çok çok yüksek bir faiz... 2004'te yaklaşık yüzde 12 reel faiz (enflasyondan arındırılmış faiz) ödedik.
ABD'de faizler yükseldi diye kıyamet kopuyor. Yükselen faiz yüzde 4.5 dolayında bir faiz. Halbuki ABD'de yaklaşık yüzde 3.0 enflasyon var. Enflasyon ile faiz arasındaki fark 1.5 puan dolayında.
Eğer bir yıl sonra enflasyonun yüzde 8'e inmesi bekleniyorsa, Hazine'nin bono satın alanlara ödediği faiz ile enflasyon arasındaki fark 10 puanlarda dolanıyor demektir...
ABD'de reel faiz yüzde 1.5'ler dolayındayken, Türkiye'de devlet yüzde 10, yüzde 12 oranında reel faiz öderse, tabii ki dışarıdan bu ülkeye "sıcak para" girişi olur. Gelenler "Vah vah... Türklerin döviz açığı var. Döviz gönderelim de açığı kapatalım" diye değil, "yüksek faizi ceplerine indirmek için" gelir. Bundan doğal da bir şey olamaz.
Halkta derman kalmadı
Halkın cebinden bu yüksek reel faizin ödenmesini savunanlar diyor ki: "Ülke riski olduğu için reel faiz yüksek. Bütçe açığı var. Döviz açığı var". Bütçe açığı ve döviz açığı "sebep" değil, "netice"dir. Yüksek reel faiz ödeyen ülkenin bütçesi de açık verir, cari işlemler hesabı da açık verir.
Maliye Bakanımız her gün yeni bir vergi ile halkın cebindeki paranın bir bölümünü daha çekme arayışında.
Tamam da... Halka bir şeyler versinler ki, verdiklerinin bir bölümünü de geri alma hakları ortaya çıksın. İstikrar tedbirleri uygulaması bahanesi ile hükümetimizin halkımıza bir şey verdiği yok. Halkımızdan devamlı bir şeyler alıyor. Sonra da bu aldıklarını devlete borç veren yerlilere, yabancılara faiz olarak ödüyor. Fakirden devlete, devletten bono sahiplerine, bono sahiplerinden yurtdışına bir gelir transferi sürüp gidiyor. Maliye fakiri sağıyor, sütünü bono sahiplerine faiz olarak dağıtıyor.
Borcumuz borç... Tamam... Faizsiz borç olmaz. Tamam... Ama bu "reel faiz" denilen şey çok yüksek. Bir türlü normal çizgiye gerilemiyor. Halkımızın bunu ödeyecek gücü kalmadı. Halkımızla ilgiyi kesmiş olan Büyük Türk Büyükleri'ne arz olunur...
guras@milliyet.com.tr
|
|