|
Başbakan'ın düşünme biçimi
MİLLİYET yazarları olarak Başbakan Erdoğan'la sohbet ediyoruz. Başbakan'ın "düşünme biçimini" anlamaya çalışıyorum.
Genelkurmay'ın hazırladığı yeni Milli Güvenlik Belgesi taslağında yer alan Patrikhane, ruhban okulu, azınlıklar gibi konular konuşuluyor.
Başbakan'ın sorunları ele alış tarzı:
"Doğru politikalar geliştirmek için sadece kendi temennilerimiz yetmez. Konuların muhatapları nasıl bakıyor, ona da dikkat etmek lazım..."
Ve Başbakan, Türkiye'de azınlıkların durumuna değiniyor, Bozcaada'da bir Rum vatandaşımızın tapu sorunuyla nasıl ilgilendiğini, çünkü bir Rum'un kanun önünde Ahmet'le, Mehmet'le eşit olduğunu söylüyor. Ama Yunan hükümeti Atina'daki üç camiyi kapalı tutuyor, Batı Trakya Türkleri 'Türk' adıyla dernek kuramıyor...
Başbakan'ın vardığı sonuç:
- Sorunları bütünlüklü olarak, ilişkili olduğu bütün meselelerle birlikte ele almak lazım.
Düşünme biçimi: Bir konuyu irtibatlı unsurlarıyla birlikte ele almak... Bu esneklik ve avantaj sağlar tabii...
Pragmatik akılcılık
KOMPLO teorileri... "IMF bizi sömürüyor" falan gibi...
Başbakan diyor ki:
- Televizyonda dinliyorum, konuşanın adının önünde 'Prof' yazıyor. Nasıl sömürüldüğümüzü anlatırken, IMF'ye 32 milyar dolar borcumuz olduğunu söylüyor. Bilmiyor ki, biz 2 yılda bunu 20 milyar dolara indirdik, vadesini de uzattık; farkında değil ama konuşuyor! Üniversitede ders veriyor üstelik!
Erdoğan, somut bilgilere ulaşmadan hayali komplo teorileri kurmanın kolay olduğunu söylüyor:
- Değil mi Hasan Cemal Bey, biz de gençliğimizde böyle çok slogan attık! İşin içine girince insan gerçekleri daha iyi görüyor. Bilgi ve tecrübe çok önemli!
Bunu bilhassa önemsiyorum. Çünkü Erdoğan, sorunlara "önsel yargılar" açısından bakmıyor, "iş"in gerçeklerini, tecrübelerin ürettiği somut verileri dikkate alarak düşünüyor. Hemen her soruna yaklaşımında bu pragmatik mantık kendini gösteriyor.
Düşünme biçimi: Kitaptaki adıyla "pragmatik akılcılık"...
Pratik çözümler
ÇÖZÜM de bu mantığa göre... Soyut ideolojik formüllerle değil, pratik, uygulanabilir yaklaşımlarla çözüm aramak...
Doğuda kızları okula çekmek için, sınırlı sayıda kız okulları açmak! Meral Tamer, Prof. Çiğdem Kağıtçıbaşı'nın bu önerisini hatırlatıyor. Erdoğan, mealen diyor ki:
- Önemli olan kızları okula almak, al da nasıl alırsan al, maksat üzüm yemek değil mi?! Ben böyle bakarım, sınırlı sayıda kız okulları düşünülebilir. Ama o zaman laiklik kavgası başlamaz mı?! Bazen çözümleri böyle kendimiz çıkmazlara sokuyoruz!
Evet CHP ve 'kurumlar' derhal laiklik savaşı açar gerçekten!
Pragmatik ve ideolojik yaklaşım tarzlarının çok tipik farkı! Deniz Baykal da, "Siyasal Katılma" adlı doçentlik tezinde ideolojik CHP ile pragmatik merkez sağ arasındaki zihniyet farkını aynen böyle anlatır!
Aşırı derecede değer yargıları yüklenmiş, soyut, ideolojik düşünce çok kolaydır ve en çok az gelişmiş ülkelerde görülür!
Analitik ve pragmatik düşünce ise, çağın "problem çözme" mantığının ifadesidir.
Bu mantığa sahip bir Başbakan'a "gizli ideolojik gündem" yakıştırmak ancak 'anlamamakla' mümkündür.
t.akyol@milliyet.com.tr
|
|