Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim    Kurumsal 23 Mayıs 2005 / Pazartesi  
   Milliyet Online    Kariyerim    Business    Arabam    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilişim
  Eğitim
  TV Rehberi

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
IMF'nin uzman raporu yayımlanması ısrarının nedeni


Uluslararası Para Fonunun (IMF) geçen yılın temmuz ayında hem IV. madde, hem de bir önceki stand-by anlaşmasının sekizinci gözden geçirmesi kapsamında yaptığı görüşmelere ilişkin uzman raporları yayımlandı. Raporlarda yer alan cari açık ve döviz kuruna ilişkin değerlendirmeler kamuoyuna yansıyan görüşlerden oldukça farklı.
Raporlar geçen yılın temmuz ayında yazılmış. O tarihte 2004 sonunda yüzde dört olması beklenen cari açık/GSMH oranının yüzde beşin üzerinde gerçekleştiğini belirtmekte yarar var.
Raporun rekabet gücü ve cari açık başlıklı kutusunda yer alan tespitler dikkat çekici.. Yapılan analizde;
Kısa vadeli borcun resmi rezervlere oranı uluslararası standartlara göre yüksek olduğu için resmi rezerv biriktirmeye önem vermek gerektiği vurgulanmış,
Türkiye'de uzun dönemde dış borç yükünü GSMH'ye oran olarak yüzde 40'a düşürmek için cari açık/GSMH oranı yüzde üçü geçmemeli deniyor. Ancak doğrudan yabancı sermaye girişi gibi borç yaratmayan fonlarda artış olması veya verimlilik artışlarına bağlı olarak TL'nin değer kazanmasının bu oranın daha yüksek olmasına imkan verebileceği söyleniyor.
Analizde cari açık/GSMH oranını yüzde üçe çekmek için gereken bir uzun dönemli denge reel kur seviyesi hesaplanmış. 2004 yılında reel kurun, hesaplanan denge kurundan yüzde on daha yüksek olacağı öngörülmüş. Kurdaki sapmanın Türkiye'nin AB üyeliğine ilişkin olumlu beklentilerden, yüksek reel faizlerden ve yatırımcıların risk tercihlerinden kaynaklanabileceği belirtiliyor.

Cari açık düşecek
Bir başka ifadeyle IMF, yüzde üçü aşan cari açık/GSMH oranı yüksek ve sürdürülebilir değil, mevcut aşırı değerli TL ile de bu düşmez diyor. Ama yaptığı bu tespitten on ay sonra IMF yeni stand-by kapsamında çok daha değerli bir TL tahminine rağmen 2005 yılında cari açığın düşeceğini öngörebiliyor.
Diğer taraftan cari açık riskine karşı, ekonomi yazınında yer alan, tedbirlerin bir çoğuna raporda da değinilerek açık kapı bırakmamaya özen gösterilmiş.
Bu tedbirler arasında en açıkça ifade edileni daraltıcı maliye ve gelirler politikalarının sürdürülmesi ve gerekirse daha da daraltılması. Bu çerçevede yapılan asgari ücretle ilgili değerlendirmeler kamuoyunda çok tartışılıyor. Aşağıdaki diğer tedbirler ise rapora biraz daha yumuşak ifadelerle girmiş.
IV. madde kapsamındaki incelemeyle ilgili uzman raporunun 79. paragrafında tepkici davranmayıp düzenli döviz alımlarına ısrarlı bir şekilde devam edilmesinin hem rezervleri güçlendireceği, hem de TL'nin aşırı değerlenmesinin önüne geçeceği söylenmekte.
46. paragrafta ise, geçen yıl başında yaşanan ani faiz ve kur hareketlerine karşı mali sistemin dayanıklılığını artırmak amacıyla, denetim otoritesinin bankaları güvenlik kurallarına uymaları konusunda daha da zorlaması gerekir deniyor.

İyimserlik en önemli risk
IMF kısa vadede en önemli sorunun cari açıktaki artış olduğunu açıkça söylüyor. Oysa aynı dönemde hükümet yetkilileri içeride bunu söyleyenleri işi bilmemekle suçluyorlardı. Yeni ekonomik düzende beklentileri yönetmek önemli. Ama aşırı iyimser söylemlerle, samimiyetsizlik veya bilgisizlik izlenimi yaratma tuzağına düşmek, beklentileri yönetirken karşılaşılabilecek en önemli risk.
AB çapasına bağlı olarak sermaye girişi sürerse artan cari açık kısa vadede sorun olmayabilir. Bu durumda IMF cari açık konusunda ısrar ederek iyi giden bir işi bozan olmak istemiyor. Ancak sermaye hareketlerinde herhangi bir nedenle duruş olursa büyüme ve fiyatlarda ciddi bir dalgalanma yaşanır. Böyle bir durumda IMF, Asya krizinde olduğu gibi, bu riski göremeyen bir kurum durumuna bir daha düşmek istemiyor. Uzman raporlarının yayımlanmasının bir şart olarak yeni anlaşma kapsamına girmesinin ardında, niyet mektubuna yansımasa da bazı risk analizlerini kayda geçirme çabası da var.
Tabii birileri kendilerini sağlama almaya çalışırken, sermaye hareketlerinin etkisiyle adeta kura dayalı bir istikrar programına dönüşen mevcut programın böyle sürmesi veya sermaye hareketlerinde ani bir duruşun gerçekleşmesi hallerinde, yaşanabilecek durgunluk ve işsizlik göz ardı ediliyor.

foztrak@yahoo.com








Taha AKYOL
Kaldırımlar, ağaçlar, belediyeler
DİKKAT ettiniz mi? Şehirlerimizde yolların ke...
Çetin ALTAN
Alacakaranlıkta sokak şarkıları
Alacakaranlığın akşamdan geceye doğru kolları...
Yasemin CONGAR
Bush'un Özbekistan sınavı
George W. Bush'un 2003'te dış politikasının t...
Semih İDİZ
Entelektüel ve sorumlu gazeteciliğin artan önemi
Genel Yayın Yönetmenimiz Sedat Ergin, rahmetl...
Faik ÖZTRAK
IMF'nin uzman raporu yayımlanması ısrarının nedeni
Uluslararası Para Fonunun (IMF) geçen yılın t...
Hasan PULUR
Yeni nüfus kâğıtları...
ALLAH başımızdan eksik etmesin, devletin takı...
Yaman TÖRÜNER
Çin'den ne istiyorlar?
Dünyada olması gerektiğinden değerli ve olmas...
Osman ULAGAY
'Avrupa'nın hasta adamı'ndan Türkiye'ye dersler
The Economist dergisi bu haftaki sayısında ka...
Güngör URAS
IMF 'felaket tellalığına soyundu'
İç borç devamlı büyüyor. Biz bunu ödeyemeyece...
Serpil YILMAZ
Uçakta diplomasi
Suriye Devlet Başkanı Başar Esad'ın eşi Esma ...

© 2005 Milliyet