Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim    Kurumsal 01 Haziran 2005 / Çarşamba  
   Milliyet Online    Kariyerim    Business    Arabam    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilişim
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Fransız solu, Türk solu!


Fransız soluyla Türk solu birbirine benzer. Daha doğru deyişle, Türk solunun Fransız solundan çok şey kaptığı söylenebilir.
Tepeden inmeciliği, ekonomide devletçiliği, devlet idaresinde merkeziyetçiliği, ulusal egemenlik alanındaki aşırı titizliği gibi konularda Türk solu belki en çok Fransız solundan esinlenmiştir.
Fransa'daki referandum aklıma getirdi bu konuyu.
Avrupa Anayasası'nın yüzde 55'le reddedilmesinde Fransız solu belirleyici oldu. Özellikle Sosyalist Parti'nin oyları yol açtı bu sonuca.
Sosyalistlerin yüzde 56'sı hayır dedi. Komünistlerin yüzde 98'i, aşırı solun yüzde 94'ü de hayırcı saflarda yer aldı.
Niye böyle?
Bazı nedenler şöyle özetlenebilir:
Yeni Avrupa Anayasası'nın fazla kapitalist olması... Devleti, ekonomide ve idarede arka plana itmesi... Ulus-devleti çok törpülemesi... 'Küreselleşme'yi fazla benimsemesi... Neoliberal olması... Sosyal hakları es geçmesi...
Geçen pazar günü hayır derken, başta Sosyalistler olmak üzere Fransız solunun kafasında böyle rüzgârlar esiyordu.
Fransız Sosyalistlerinin havası eskiden de, 1980'lerin başında da farklı değildi.
Mitterrand'ın liderliğinde iktidara geldikleri zaman millileştirmeler ve devletleştirmeler ile ekonomiyi düzelteceklerini sandılar. Ama piyasanın sopası inip kalkmaya başlayınca akıllar başa geldi.
Fakat yine de Fransa, İngiltere'de Thatcher'in ekonomide gerçekleştirdiği reformları yapamadı.
Örneğin sosyal güvenlikte, iş piyasasında ekonomiyi daha rekabetçi raya oturtarak işsizliği azaltacak reformcu bir hamleyi başaramadı.
Bunun gibi solda, herhangi bir komplekse kapılmadan ekonominin gereğini yapmış olan bir Tony Blair de çıkaramadı Fransa.
Sonuç malum:
İşçi Partisi lideri Blair ekonomi sayesinde üçüncü kez seçim kazanırken, Fransa'da ekonomiyi düze çıkaramayan iktidarlar ülkeleriyle birlikte AB'yi de çalkantıya attılar.
Fransız Sosyalistleri, AB Anayasası'na hayır derken ortaya alternatif bir model koymadılar. İşsizliği nasıl yeneceklerini, sosyal adaleti nasıl gerçekleştireceklerini söylemediler.
Kafalar karışık yani.
Küreselleşmenin alternatifi nedir?
Bu da belli değil.
Hayırda hayır var diye yola çıktıkları anlaşılıyor Fransız Sosyalistlerinin.
Oysa, küreselleşmeyi reddederek işsizliğin, adaletsizliğin yenileceğini öne sürmek çok kolaycı bir yaklaşım. Doğru olan, küreselleşmenin kurumsallaşma açısından adam edilmesi ve aşırı yanlarının törpülenmesidir.
Bir başka deyişle:
Avrupa'nın işsizliği yenecek bir büyüme rayına oturması, sosyal adaleti ve sosyal güvenliği sağlayacak kalıcı bir refah düzeyini yakalaması, küreselleşmeyi reddetmekten geçmiyor.
Tersine, Avrupa'nın Amerika'yla, Çin'le rekabet edebilmesi için küreselleşmenin gerektirdiği ekonomik ve sosyal reformları gerçekleştirmekten başka çaresi yok.
Fransa için de, Almanya için de farklı değil bu durum.
Fransız solu herhangi bir alternatif ortaya koymadan, somut bir model çıkarmadan hayır dedi, geçti.
Sadece vozurdamakla yetindi.
Tıpkı bizim sol gibi!
Bizimkiler de muhalefet için muhalefet yaparlar. Programlarında ne yazarsa yazsın, ekonomi dahil birçok alanda devletçi-milliyetçi refleksleri hiç eksik olmaz. İş alternatife gelince dişe dokunur, işlerliği olan bir şey ortaya koyamazlar.
Vozurdamak sorunları çözmüyor.
Fransa'da da çözmedi.
Türkiye'de de çözmeyecek.
Türk solunun dikkatine...

h.cemal@milliyet.com.tr








Taha AKYOL
Amerika ile Çin arasında
AVRUPA, hatta bir bakıma bütün dünya yeni bir...
Çetin ALTAN
Eski akılcı Fransa, "evrensel değişim"le çatışınca...
Avrupa Birliği'nin ortak bir anayasayı benims...
Melih AŞIK
Kaçaklar özgür!
Günlerdir gazetelerde, kaçak Kuran kurslarına...
Fikret BİLA
Serdar Denktaş: Bir devlet olmayacaksa, iki devlet olur
ABD Kongre heyetinin Ercan Havaalanı'nı kulla...
Hasan CEMAL
Fransız solu, Türk solu!
Fransız soluyla Türk solu birbirine benzer. D...
Güneri CIVAOĞLU
Aman gevşemesin
Sivilin "çok fazla askerleşmiş" olanı ve aske...
Abbas GÜÇLÜ
Üniversitelerin bilimsel üretkenlikleri
Üniversiteleri üniversite yapan özelliklerin ...
Hurşit GÜNEŞ
Çin'in çengellenmesi
Yüksek nüfusu (1.3 milyar) ve düşük işçilik m...
Nail GÜRELİ
Bunları yapan neler yapmaz?
Hâlâ AKP ne yapmak istiyor diye merak edenler...
Sami KOHEN
Hem iyi, hem kötü...
FRANSA'nın AB Anayasası'na "hayır" demesi, Tü...
Mehmet Y. YILMAZ
Bizim sorunumuz önce AB standartlarına ulaşmak
Fransa'daki referandum sonucunun Türkiye'de a...
Hasan PULUR
"Şu Çılgın Türkler..."
"KURTULUŞ Savaşı'nın romanı yazılmadı" diyenl...
Meral TAMER
DİE verileri: Yoksulluğun ilacı eğitim
Eğer gazetemizin "Baba Beni Okula Gönder" slo...
Güngör URAS
Çiftçinin derdi 'buğday' fiyatı
Bugünlerde çiftçinin derdi buğday fiyatı. Çif...
M. Ali BİRAND
"Siz kendi yolunuza devam edin..."
Bazı olaylar vardır, üzerinize doğru gelirken...

© 2005 Milliyet