Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim 18 Haziran 2005 / Cumartesi  
Bugünkü Milliyet Gazetesi      Kariyerim      Business      Arabam      Cumartesi      Pazar      Ege      Vitrin  
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilişim
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Denizde kararti var...

Kazım Koyuncu, laz müziğinin genç soluğu, haşarı çocuğu, dinmek bilmeyen türkülerin laz nakaratı, Trabzonspor sevdalısı delişmen, bu kez hastalığıyla uğraşıyordu. Hınzır hınzır gülerek...

ÖZEL RÖPORTAJ / HAKAN DİLEK


Genç ömrüne sığdırdığın onca şeye karşın bir illet yapıştı yakamıza..
İllet deme illet deme...

Tamam tamam ama Trabzonspor diyeceğim, şut diyeceğim, ceza sahası diyeceğim..
Ben de sana bacakarası atacağım -gülüyor-

Hemen boşa çıkarım...
Beni en iyi yerimden yakaladın kardeşim. Bir kere Trabzonspor deyince durur akan sular. Bak yine heyecanlandım. Bir Trabzonspor marşı yazmak, müziklemek istiyordum, o da "sanculu kunlerume" rastgeldi.

Lehçesi laz nakaratı bir futbol muhabbete girelim istiyorum Kazım..
Girelim bakalım ceza sahasına kıvrak çalımlarla.

Kıvraklık senin dilinde, müziğinde..
E futbol da bir çeşit müzik değil midir bizim için? Sen Ali Kemal için "Horon Oynar Gibi Çalım Atıyor" diye yazmıştın. Liverpool maçıydı değil mi?

Evet. 1975'te Liverpool'u 1-0 yendiğimiz maçta bekin karşısında horon oynamıştı ellerini kaldırıp...
Hah, tam da böyle bir şey futbol bizim için. Çıkacaksın sahaya ne kadar bize özgü fiziki durum varsa o maçın realitesi o olacak.

Peki sonuç?
Sonuç önemli mi kardeşim? Volkan geçen hafta senle yaptığı söyleşide "topun çizgiyi geçmesinden daha başka bir şeydir futbol benim için" demişti. Tam da böyledir. Top çizgiyi geçse ne olur, geçmese ne olur? Sen neyin varsa ortaya koyuyorsun. Horonun güzeliği, dağların soluğu devreye girer lazlar futbol oynamaya başladığında.

Bu Trabzon'a özgü bir şey mi?
Evet. Bakın Barcelona için neler söyleniyor. Eğer bir bölgeyi bir coğrafyayı temsil etmek ve onun özelliklerini taşımaksa bir futbol takımına düşen, bunun Türkiye'deki adı Trabzonspor'dur. Bu takımın bütün tartışmaların dışında bir havası, bir başkalığı vardır. Öteki takımların da vardır ama Trabzon bir başkadır. İnatçılığımız, oyunu çirkinleştirmeden futbol oynama isteğimiz tamamen bölgenin yöresel özelliklerine hizmet etmiştir. Ya da etmelidir.

Trabzon deyince bir başka oluyorsun?
İşte o başkalığımızdır Trabzon bizim. En neşeli, en hüzünlü, en duyarlı en vurdumduymaz, en hızlı, en ağır, en çabuk en acelesiz yanımızdır Trabzonspor. Bu sene olmadı bir dahaki sene kesin şampiyonuz. Ben göremem ama...

Görürsün görürsün hastalık nedir ki? Şölen yeri olsun konserimiz...
Hee nedir ki? Ha konser ha kanser -gülüyor-

Sakatlık topçunun en son düşüneceği şeydir. Hastalık da bizim için öyle olsun.
Beni de müziğin futbolcusu say. Say ki içimin bayrakları havalansın. Şöyle güzel bir çalım, iyi bir pas ceza alanının dışından, Trabzonspor'a puan kazandıracak bir gol şutu için nelerimi vermezdim ki?

Nelerini verirdin diye sorayım o zaman?
Notalarımı, parmak uçlarımdan akıp giden zamanı, yüreğimi ortaya koyardım... Trabzonsporlu topçuların da öyle olmasını istiyorum.

Şöyle bir şeyler söylemiştin bir konserinin başında; Vigzartu, e ho, a gunze gzaşi cin cevorertu. Aynen şöyle demekti; "Denizin Çocukları" hoş geldiniz!.. Nasıl etkilenmiştim bilemezsin. Gurbetteydim ve bize "Denizin Çocukları" diye seslenen bir genç vardı sahnede...
Evet Zuğaşi Berepe yani Denizin Çocukları. Taraftarları, sevenleri çok oldu o gurubun. Sözleri senin deyiminle lehçesi lazca şarkılar yazdık. Bir denemeydi, güzeldi, geldi geçti.

Yapma şimdi gelip geçmez... Sonra da devam etmiştin: "Hiç başımızdan eksik olmayan gökyüzüne, günün karanlık saatlerine, ara sıra kopsa da fırtınalara, bir gün boğulacağımız denizlere, eski günlere, neler olacağını bilmesek de geleceğe, kötülüklerle dolu olsa bile tarihe, tarihin akışını düze çıkarmaya çalışan tüm güzel yüzlü çocuklara, Donkişotlar'a, ateş hırsızlarına, Ernesto 'Çe' Guevara'ya, yollara -yolculuklara, sevgililere, sevişmelere, sadece düşleyebildiğimiz olamamazlıklara, üşürken ısınmalara, her şeyden sıcak annelere, babalara ve tadını bütün bunlardan alan şarkılara kendi sıcaklığımızı gönderiyoruz... Her şeye rağmen bu yeryüzünde şarkılar söyledik. Teşekkürler dünya." Çok etkiliydi...
Ben yüreğimden geçenlere bir biçim vermeye çalışıyordum şu çok bilmiş dünyada. Çocukluğumu özlüyordum belki. Karadeniz en talihsiz, en kötü kullanılan bölgelerden biridir Türkiye'de. O kadar ilginç hikayeler vardır ki orada. Bu da müziğimi belirledi giderek.

Yeniden topa girelim mi?
E mecal mi bıraktın bizde? Koşacak halimiz mi var?

Sen de göz presi yaparak oynarsın o zaman...
-gülüyor-

Hep adına Efsane denilecek bir durumdur Trabzonspor. Örneğin hemen aklımıza dükalığın soluğunu kestiği zamanlar geliyor... Necmiler, Ali Kemaller, Şenollar...
Cemiller, Hüseyinler, Bekirler, Necatiler... Çok iyi takımdı çok. Öylesi bir daha gelmez. Gerçi şimdi de iyi takım olduk. Şenol hoca var artık. Ona çok güveniyorum.

Biz de sana güzel kardeşim biz de sana... 27 Haziran'da hepimiz Harbiye'de Hey Gidi Karadeniz konserinde olacağız Kazım için...
Ama görünen o ki "Denizde Kararti Var"...

Efsane kadro
Şenol
Necati -Takoz Cemil- Kadir
Gökdeniz -Serdar -Hüseyin -Çaycı Ahmet- Ali Kemal
Hüseyin -Fatih- Necmi

***

1972 Hopa doğumlu, İstanbul Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi'nden terk. -Bir dalga gibi-
1992 Dinmeyen Müzik Grubu
1996 Sisler Bulvarı albümü
1993 Zuğaşi Berepe
1992-2005 200'ün üzerinde konser
Albümler
Hayde, Viya, Va Mişkunan, Salkım Söğüt, İgzas
Dizi ve film müzikleri
Sultan Makamı, Gülbeyaz






SPOR
Hükümsüzdür!
Biscan'a son teklif
Serdar tamam
Muhalefet zamanı!
Bahsi bile geçmez!
İstediğimizi aldık: 2-2
Denizde kararti var...
En Kral Malatyalı!
"Baba" topçulara
Bu maçın tekrarı yok!
Bir kanıtı olsa...
Olimpiyatta şölen
Yelkenler fora
'Taş'giller!
Atalay'a son görev
Bre'Zinha'lı samba
'Pes etmek yok'
Yanal'ın evceğizi
Tarihten yapraklar
Haber turu...
Kısa kısa
Şimdi bekliyoruz
Doğruları da siz anlatın
Fransız gitti, sıra Fransızlarda
Gençlik kampları
İstenen oldu
At yarışları
Bayanlar hazır
Apartman çocukları





 PUAN DURUMU
 FİKSTÜR


Fevzi AKSOY
Kısa kısa
Niçin bilmem... Bazı kimseler vardır ki, otur...
Mehmet DEMİRKOL
Şimdi bekliyoruz
Ustaömer maçtan bir gün önce Ukrayna'nın da s...
Cemal ERSEN
Doğruları da siz anlatın
Hadi say deseniz, federasyonun acemiliği ve i...
Bilgin GÖKBERK
Fransız gitti, sıra Fransızlarda
Gidişine şaşırmadım Fransız'ın.
Yavuz KOCAÖMER
Gençlik kampları
2001 yılında başlayan Gençlik Kampları, gerçe...
Ebru KÖKSALDI
İstenen oldu
Aliiev'in ilk iki maçtaki performansı, özelli...



 Atina 2004
 Dünya Kupası 2002
 Euro 2000
 Sidney 2000
 Dünya Kupası 98

© 2005 Milliyet