
|
|
|
 |
|
|
"Sürekli 'Özal dedemdi' diyerek dolaşmıyorum"
8. cumhurbaşkanı Turgut Özal'ın kızı Zeynep Özal'ın, Asım Ekren'le evliliğinden doğan Uğur Ekren "Canın Sağolsun" adlı bir diziyle ekrana gelecek. "Sürekli dedemin cumhurbaşkanı olduğunu düşünerek yaşamıyorum" diyen Ekren "Zevk alabileceğim bir iş yapmak istiyorum. Oyunculuğu ciddiye alıyorum" diye konuşuyor
ELİF KORAP
ekorap@milliyet.com.tr
Beni çok şaşırttı. Özal ailesinde böyle bir trajedi yaşandığını bilmiyordum. Çünkü biz yıllarca "Zeynep Özal çocuklarını babası Asım Ekren'e göstermiyor" haberlerini okuduk. Şimdi o çocuklar büyümüştü ve işte ilk kez o "gösterilmeyen" çocuklardan birini dinliyordum. O yüzden de, "Babam bize verdiği randevulara gelmezdi" dediğinde de, "Bir gün Günay'a onu dinlemeye gittik ama babam bizi tanımadı" dediğinde de aynı duygular vardı içimde: Hayal kırıklığı ve hüzün.
Uğur Ekren çok iyi yetiştiği hemen anlaşılan, 18 yaşında olmasına karşın sorulara çok olgun yanıtlar veren akıllı bir genç. Aslında bizim bir araya gelme nedenimiz geçen hafta hemen hemen tüm gazetelerde çıkan "Özal ailesi dizi yıldızı oluyor" haberleri. Zeynep Özal'la oğlu Uğur Ekren'in aynı dizide rol alacakları yazıyordu bu haberlerde. Meğer Zeynep Özal'ın da rol aldığı doğru değilmiş. Özal'ın torunu da siyasetçi olmalı diye düşündüğümüzden mi, yoksa ailenin hayatına duyduğumuz gizli meraktan mı nedir, ilgimizi çekti Turgut Özal'ın torununun dizi oyunculuğu yapacak olması. Uğur Ekren önümüzdeki hafta Star TV'de başlayacak "Canın Sağolsun" adlı komedi dizisinde Şevket Çoruh, İdil Fırat, Bülent Kayabaş, Selim Erdoğan, Şebnem Sönmez'le birlikte rol alıyor.
"Ya aşçı olacağım ya da oyuncu; bir yıl içinde kesin kararımı vermem gerek"
Siz bu oyunculuk işini ciddiye alıyor musunuz, yoksa yazın vakit geçsin diye mi bakıyorsunuz?
Oyunculuğu çok ciddiye alıyorum. Kesinlikle zaman geçsin diye bakmıyorum. Zaten ya gastronomi okuyup aşçı olacağım ya da oyunculuk okuyacağım. Bir yıl içinde kararımı vermem gerek. Fransa'da gastronomi eğitimi almak, Türkiye'de büyük otellerde ya da restoranlarda mutfakta aşçı olarak çalışmak istiyorum. Zaten evde yemekleri yapan biri var ama yemek olmadığında ben de mutfağa giriyorum. Belki daha sonra kendi restoranımı da açarım. Oyunculuğa gelince: Konservatuvara girersem de oyunculuk düşünüyorum. İkisi de şu an çok ilgimi çekiyor açıkçası. Zaten iki yıldır Fransız Lisesi'nde tiyatro kulübünde oynuyorum. Tiyatronun yeri benim için çok özel.
Dizide annenizle oynayacağınız lafı nereden çıktı?
Ben de anlamadım! Sabah kalktım, gazetelerde öyle yazıyor. Annem yok, ben tek oynuyorum! Gerçi annemin işlerini konuşmayız evde ama bu kadar da değil yani! İki farklı insanın bir kaza sonucu karşılaşmasını konu alan bir komedi dizisi bu. Adı "Canın Sağolsun". Benim rolüm çok küçük. Murat diye birini oynuyorum. Ama çok zormuş dizi çekimleri gerçekten. Saatlerce sürüyor. Böyle olduğunu bilmiyordum.
Ne oldu da bir dizide oynamaya karar verdiniz?
Heyecan olur diye düşündüm. Bu camiaya daha rahat girebilirim, bu işlerin nasıl yürüdüğünü öğrenebilirim diye düşündüm. İyi bir fırsat olarak gördüm. Zaten sahne tutkum vardı. Daha önce mankenlik ajansına, reklam ajansına yazılmıştım.
Şöhret peşinde misiniz bu işleri yaparak?
Hayır. Sahnede olmak çok hoşuma gidiyor ama özellikle şöhret olmak için çok büyük bir istek duymuyorum. Tabii ki iyi bir oyuncu olursanız tanınmış bir insan da oluyorsunuz. Bu işin bir sonucu bu. Tiyatroya başladığımda hayatımda büyük bir boşluğun dolduğunu fark etmiştim. Tiyatro bütün vizyonumu değiştirdi. Bana annem söyledi, böyle bir dizi varmış diye. Ben de görüşmeye gittim. Yönetmenimiz Sevgi Birsel, zaten beni görünce "tamam" dedi. Bu yaz tatili boyunca dizide oynayabilirim ama okul açılınca devam edebileceğimi zannetmiyorum. Çünkü son senemdeyim artık.
Özallardan olmasaydınız dizide rol alabilir miydiniz?
Yönetmen yardımcısı annemin bir arkadaşıydı. Tabii ki böyle bir etkisi oldu. Ama Özal ailesinden olduğum için kabul edildiğimi zannetmiyorum. Özal'ın torunu olmak kapılar açmıyor diyemem ama bu fırsatlardan çok yararlanmıyorum. Çok fazla o kapıları beklemiyorum birtakım şeyleri yapmak için.
"Politikayla ilgilenmeyi düşünmedim, annem de girmemi istemiyor zaten"
Popülizme alet ediliyor olabilir misiniz? Özal ailesinin adı geçince dizi haber oldu her yerde.
Öyle bir şey olduğunu düşünmüyorum. Bunun için kullanıldığımızı düşünseydim, bozulurdum.
Anneannenizin, diğer aile bireylerinin yaklaşımı ne oldu bu dizi oyunculuğuna? Siyasetçi olmanız beklentisiyle büyütülmediniz mi siz?
Herkes öyle sanıyor. Oysa, aileden hiçbir baskı olmadı. Annem de siyasete girmem konusunda istekli değildi. Hayatım boyunca politikayla ilgilenmeyi hiç düşünmedim. Ben zevk alacağım bir iş yapmak istiyorum. Politikadan da zevk alabileceğimi hiç sanmıyorum. Annem oyunculuk ya da gastronomiye tam destek veriyor. Abim de müzikle uğraşıyor. Amatör bir grupla barlarda çıkıyorlar, konser veriyorlar. Abim de babam gibi davulcu oldu yani! Bateri çalıyor. Ben müzikle hiç ilgilenmiyorum. Çünkü kulağım hiç yok.
Ayıptır sorması, ne kadar para alacaksınız bu diziden?
Hiç para konuşmadım. İnsanın her zaman kendi hayatını kazanması gerek. Ben de aileme güvenerek yaşamıyorum. Tabii zamanı geldiğinde çalışıp paramı kazanacağım. Ama bu yaşta maddiyatı çok düşünmüyorum.
"Annemin sevgilisi olabilir ama evde artık başka birini istemiyoruz"
Anneniz hayatı başkalarının istediği gibi yaşamayı reddettiği için gurur duyuyor musunuz onunla?
Kesinlikle. Özal'ın kızı olduğu için ondan beklenen, ona dayatılan hayatı yaşamadı. Mutsuz olduğu zaman boşandı. Devlet memuru gibi bir kadın olabilirdi. Herkesi memnun ederdi. Ben zaten o farkı anlayamıyorum. Ben mesela sürekli dedemin cumhurbaşkanı olduğunu düşünerek dolaşmıyorum ki. O benim için dedem sadece. Annem için de öyleydi sanırım. Başkaları için cumhurbaşkanı olabilir ama annem için sadece babası. "Ünlüler Çiftliği"ne girdiğinde de tepkiler geldi anneme. Ama benim annem öyledir. Son derece doğal bir insandır. Dünyada devlet başkanlarının, büyükelçilerin kızları mankenlik de yapabiliyor, şarkıcılık da. Türkiye'de biraz daha baskı var. Annem de Özal'ın kızı olduğu için başkalarının takdir ettiği gibi yaşasın istediler ama inandığı şeyleri yaptığı için annemle hep gurur duydum. Estetik ameliyat olduğu için de bir şeyler söylediler. Ben açıkçası önce istemedim o mankenler gibi bambaşka biri olacak sandığım için. Ama gördüm ki öyle tuhaf bir hale gelmedi, sadece gençleşti. Sonra çok beğendim. Çektirdiği fotoğrafları görünce de gurur duydum annemle. Annemin kitabını okuyunca kendi ailemle ilgili bilmediğim çok şey olduğunu düşündüm. Çok güzel bir şey. Şanslıyım ki okuyabildim bunları. Tabii ki annemin ilk eşiyle ettiği kavgaları filan bilmiyordum. Onları kitaptan okudum. Ama çoğu olayı da zaten annemden dinlemiştim. Beni şaşırtan bir şey olmadı.
Anneniz yeniden evlenmek istese...
Anlayışla karşılamam! Herkesin özel hayatı vardır. Herkes özel hayatında ne yaşarsa yaşasın ama evlenmesini ne ben ne abim isteriz. Annem de böyle bir şey düşünmüyor. Sevgilisi olabilir ama evde başka birini istemiyoruz artık. Yıllardır üçümüz birlikte yaşıyoruz ve çok rahatız.
Bencillik değil mi bu?
Sevgilisi olmasına bir tepkimiz olmaz. Evlenmesin, resmi olarak evde bir erkek daha olmasın.
Özal ailesiyle ilgili çıkan haberler size ne hissettiriyor?
Bunlar üzerine evde yorum yapmıyoruz. En azından ben annemle bu konuları konuşmuyorum. Anneannem de herkesle tek tek görüşür. Belki kendi aralarında konuşuyorlardır. İşte dayım boşanıyor filan, okuyorum haberleri, anneme gösteriyorum. Orada kalıyor. Bir de aile eskisi gibi devamlı bir araya gelemiyor. Dağıldık diyemem ama herkes kendi işiyle uğraşıyor. Yılda iki-üç kez tüm aile bir araya geliyoruz.
"Babam abime baktı. Tanımadı. Bana baktı. Tanır gibi oldu ama emin değildi"
Kendinizi Özal ailesinin bir ferdi olarak mı görüyorsunuz yoksa Ekren ailesinin mi?
Özal ailesinin bir ferdiyim. Annemle babam ben 1,5 yaşındayken ayrıldı. Abim ve ben annemle kaldık. Kendimi Özal ailesinin bir bireyi olarak kabul ettim her zaman. Zaten Ekren ailesinden açıkçası çok fazla insan tanımıyorum ve çok fazla insanla da muhatap olmuyorum.
Babanızla da çok az görüştünüz hep, değil mi?
Evet. Dört yıl önce filan babam Asım Ekren, Günay'da sahneye çıkıyordu. Anneannem Semra Özal'la birlikte babamı dinlemeye gittik. Günay Tuncel programdan sonra abimle bizi kulise götürdü. "Akrabalarım senden davul dersi almak istiyor" dedi. Babam abime baktı. Tanımadı. Bana baktı. Tanıdı gibi ama emin de olamadı. Sonra tabii anladı.
Ne hissettiniz o an?
Hiçbir şey. Babam çoğu zaman bize verdiği randevulara gelmedi. Programı çok belli değildi. Bu yüzden de her zaman bir randevu tarihi verirdik. Gelemezdi. Hep ekilirdik anlayacağınız. Bir-iki defa hayal kırıklığı yaşadık. Sonra alıştık. Babamla ilişkimiz hafif değil, yok gibiydi hep. O yüzden onu babam gibi değil de bir arkadaş gibi görüyorum daha çok. O yüzden üzülmedim. Normal karşıladım. Ben babamın yaptığı bir hareketi iyi ya da kötü gibi algılamıyorum. Başka bir insanın davranışı olarak algılıyorum. Küçük yaşta ayrıldıkları için de baba eksikliğini hiç duymadım. Annem gerçekten çok iyi bir annelik yaptı bize.
Canınız acıyor mu babanızla ilgi bir şey sorduğum için?
Hiç. Yalnız "Zeynep babalarını çocuklarını göstermiyor" gibi haberlere çok kızıyorum. Babalar Günü'nde sabah kalkar kalkmaz "Babanızı arayın" diye ısrar eden annemdir. "Bugün buluşun" diyen, "Babanızla iletişiminizi koparmayın" diyen hep annemdir. Artık tabii bu yaşa geldik, hiç karışmıyor.
Babanız sizi bu kadar az görerek belki de Özal'ın damadı olma durumunu kullanmaktan kaçındı. Çünkü çok fazla şu "davulcuya kaçan kız" haberlerinden yapıldı biliyorsunuz!
Hayır. Açıkçası ben babamın bu tarzda düşüneceğini hiç zannetmiyorum. Müzisyen olduğu için çok yoğundu ve bize ayıracak zamanı yoktu. Ayrıca "Kızı bırakırsan davulcuya kaçar" dedikleri için de bozulmuyorum. O zaman baterist olmanın değerini bilmedikleri için küçümsemeye çalışıyorlardı sanırım.
Nasıl bir çocukluk geçirdiniz?
Abimle aramızda 1 yaş fark var. Beraber büyüdük. Annem gerçekten çok iyi annelik yaptı. Babamızın eksikliğini hissettirmedi. Biz hiçbir zaman şımartılmadık. Övündüğüm tek nokta budur. Zamanında çok fazla gündemde olmalarına rağmen bizleri hiç şımartmadı. Hiçbir zaman istediğimiz bir şey altın tepsiyle sunulmadı. Bu prensipler çerçevesinde yetiştik.
|
|
|

|
|