Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim    Kurumsal 29 Temmuz 2005 / Cuma  
   Milliyet Online    Emlak    Arabam    Kariyerim    Business    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilişim
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Türkçenin lezzetine varma sorunu


Enver Paşa iktidarından bu yana, kendi kendimizle övünüp durma şampiyonluğumuz, futbolu tek başına oynayan birinin, kendini gol kralı ilan etmesine benziyor olmalı ki; "övülme" açlığımız da, rastlayacağı küçük bir iltifatla şenlenip, şıkır şıkır oynama aranışları peşinde...
***
Hamasi nutukların başını çektiği övünme şampiyonluğu da; bir dilim ekmekle, bir bardak su anarışlarını andıran "övülme" açlığı da; son toplamda Türkçeyi, zengin bir dağarcıkla "okuma-yazma" boyutunda değerlendirip, tadına varamamaktan kaynaklanmakta...
Kuşak kuşak, anadilimizin gerek folklora, gerek yazılı edebiyata yansımış lezzetiyle derinliğinde mayalanabilmiş olsaydık; ne üstünde yaşadığımız toprakların tarihsel birikimlerinden bir sentez yaratmayı ıskalardık; ne de İstanbul'un 4 bin yıllık katmerli, rengârenk, anıtsal bir gökkuşağı olma mucizesini, kaotik bir bataklığın çamurlarına bulardık...
***
Dünkü Milliyet'te, Anadolu Ajansı'nın Berlin'den geçtiği bir haber vardı:
"Türk çocuğu anadil dâhisi-Anadilini en erken Türk çocuğu öğreniyor-Almanya'da bir kongrede Türk çocuklarının 2-3 yaşına kadar anadillerini öğrendikleri bildirildi"
Haber şöyle devam ediyordu:
"Dünya çapında yapılan bir araştırma sonucunda anadilini en erken öğrenen çocukların Türk çocukları olduğu ortaya çıktı.
'International Association for the Study of Child Language' (Uluslararası Çocuk Dili Araştırmaları Derneği) adlı kuruluşun Almanya'nın başkenti Berlin'de yapılan 10. kongresinde, Türk çocuklarının 2-3 yaşına kadar kendi dillerinden, dilbilgisi kurallarına uygun konuşabildiklerini bildirdi."
***
Türkçedeki geçmişi, hali ve geleceği anlatan fiil çekimlerinde; genellikle "geçmişi" vurgulamakta kullanılan "to have-to be", yahut "avoir-être" gibi yardımcı bir fiil desteğine ihtiyaç yoktur. Ayrıca fiillerin çekimi de, birbirinden değişik gruplarla, kural dışı özelliklere bölünüp dağılmamıştır...
"Yürümek, gülmek; koşmak, uyumak" gibi, "mek-mak"la biter hepsinin sonu...
Bizim miniklerin, anadillerini doğru dürüst öğrenme becerisi; çocuklarla Türkçe arasında, engebelerle ırgalanan bir uyumsuzluk bulunmadığını göstermede...
Türkçenin gitgide kısırlaşmasında, bebeklerin günahı yoktur elbet...
***
Bir gün Turgut Özal'a sormuştum:
- Siz hiç roman okudunuz mu, diye...
- Ben masal okumam, demişti.
- Roman, hayata bireysel tek bir pencereden bakmayı genişleten, bir terastan seyretmektir insanlığın geniş ufuklarını, demeye çalışmıştım...
Sanırım pek anlaşılmamıştı ne demek istediğim.
Türkçedeki kalem doruklarının yarattığı yazı lezzetiyle bütünleşebilmenin de; gönülsel ve beyinsel bir anlatım yeteneğini, nasıl zenginleştireceğine hiç değinmemiştim...
***
Türkçe, yeryüzünde 200 milyona yakın bir kitlenin konuştuğu bir dil; geniş kitlelerin konuştuğu diller sıralamasında ya 8'inci, ya 9'uncu...
Ne yazık ki, Türkçe konuşanlar; Türkçenin "yazı" boyutuyla da örgülenip, ikiz aynalar benzeri, karşılıklı yansıtıp gitmemişler birbirlerini...
***
O nedenle de Türkçe dili, soyut kavramlardan yoksun kalmış. Örneğin "hukuk", "fen", "sanayi", "hükümet", "sanat" gibi soyut kavramların tam karşılığı yoktur çıplak Türkçede...
Osmanlıca, Türkçeyi Arapça ve Farsçayla zenginleştirmeye gitmişse de; sonunda Enderun dili, halk dilinden iyice kopup, "Karagöz-Hacivat" diyaloglarındaki alaycı saptamalarda olduğu gibi, kimsenin -okuyup, yazmak şöyle dursun- kolay kolay anlayamadığı bir çorbaya dönmüş...
***
Maalesef Türkçe dili hızla erimede... Güncel dilde kullandığımız kelime sayısı 300-400'ü geçmemekte...
Fuzuli'nin 3 bin kelime, Victor Hugo'nun 20 bin kelime, Shakespeare'in 40 bin kelime kullanmış olduğu düşünülürse...
Bir de duruma, toplumların kalite düzeyini, kendi anadillerinde kullandıkları kelime sayısıyla değerlendiren "structuralisme-yapısalcılık" açısından bakıldığında; bizim parlamentonun kaç kelimeyle, İngiliz Avam Kamarası'nın kaç kelimeyle konuştuğu karşılaştırılırsa...
Bir cadı tırnağı çimdikliyormuş gibi oluyor insanın yüreğini...
***
Bizim Hazine'den geçinenler takımının en afur tafurluları bile, edebiyat dünyamızdan kaç ozanla, kaç yazarın adını sayabilirler ki?..
Kimsecikler ne Kenan Hulusi'nin adını anımsıyor, ne Fahri Celal'in, ne Mustafa Seyit'in, ne Namdar Rahmi'nin, ne Mahmut Yesari'nin...
***
Vatanı da sevelim, milleti de sevelim, devleti de sevelim, bayrağı da sevelim, gelenek ve göreneklerimizi de sevelim, mutfağımızı da sevelim de...
Türkçeyi, Türkçeye onca güzel eserler armağan etmiş ve tarifsiz çileler çekmiş ozanlarımızı, yazarlarımızı hiç mi sevmeyelim?
Onların adını taşıyan 20-30 ciltlik bir kitap rafından bile yoksun evlerde doğup büyümüşlüğün; bizleri nasıl bir kaba kuvvet övünmesine sürüklediğini hiç mi düşünmeyelim; hiç mi düşünmeyelim, "övülmeye" neden bu kadar açlık çektiğimizi?
Peki, düşünmeyelim.
2 yıl sonra kimin cumhurbaşkanı olacağını düşünelim.

c.altan@prizma.net.tr








Taha AKYOL
Avrupa lideri olarak Tony Blair
TONY Blair başbakan olduktan sonra, hakkında ...
Çetin ALTAN
Türkçenin lezzetine varma sorunu
Enver Paşa iktidarından bu yana, kendi kendim...
Melih AŞIK
Olimpos haracı!
Hanım okurumuz tatilini Antalya Olimpos'taki ...
Fikret BİLA
Deklarasyonun kodları
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın Londra'da zi...
Hasan CEMAL
Öymen'le derin CHP'li olmak!
Altan Öymen, CHP'de İstanbul İl Başkanlığı'na...
Güneri CIVAOĞLU
Taze toprak sendromu
PKK'nın Azrail gibi gezindiği dağ yolundayız....
Abbas GÜÇLÜ
Devlet mi, vakıf mı, özel mi?
Yasal olarak bakıldığında, iki grup üniversit...
Sami KOHEN
Türkiye için bir fırsat...
DÜNKÜ "Times" gazetesi, Başbakan Erdoğan'ın ö...
Mehmet Y. YILMAZ
Bir sevinç ve milyonlarca hüzün!
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Londra yolculu...
Faik ÖZTRAK
Yabancıların bono ve hisse senedine iştahı dinmiyor
Mali Piyasalarda Gelişmeler adlı yayın Devlet...
Hasan PULUR
"Geç bunları anam babam"
"SATIYORLAR"mış... "Ha babam, de babam satıyo...
Derya SAZAK
İntihar terörizmi
Londra ve Mısır'daki intihar saldırıları ardı...
Meral TAMER
Yeni Dernekler Yasası ile STK'lar, yönetici transferi bile yapabilir!
Karaciğerindeki 3 tümör bile vız geliyor. Sab...
Ece TEMELKURAN
33 mü? Yok artık!
Sarsılıp toparlanmazsan, "Minareden at beni, ...
Güngör URAS
Sümerbank'ı 'gerçekten' bitirdiler
Dün sabah Manisa'da kapısında "Sümerbank Bez ...
M. Ali BİRAND
Mayınlı bir sahada yürüyoruz...
Tayyip Erdoğan'ın iki günlük Londra gezisinin...

© 2005 Milliyet