Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim    Kurumsal 21 Ağustos 2005 / Pazar  
   Milliyet Online    Emlak    Arabam    Kariyerim    Business    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilişim
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Elektrik bas profesörü

Yeni albümü "Silver Rain" ile kariyerinde önemli bir adım daha atan Marcus Miller, parmak ısırtan caz basçıları ailesinin en yetenekli kuzeni

MURAT BEŞER
muratbeser@muratbeser.com

Multi yetenek Marcus Miller'ın yeni albümü "Silver Rain", swing temelli duygular eşliğinde akustikten elektroniğe, gelenekten moderne uzanan bir soyutlama faaliyetinin ürünü. Albümün adını yazar Langston Hughes'un aynı adlı şiirinden esinlenen elektrik basın yaşayan efsanesi, bu çalışmasını üç yıl önce yitirdiği annesi Benice G. Miller'a adamış.
Caz dünyasındaki yaklaşık ilk 10 yılını perde arkasında saklanan gizli bir değer olarak geçirdi Miller. Çünkü o kimseciklerin bir çırpıda arayıp bulabilecekleri türden sıradan bir "sidemen" (eşlikçi müzisyen) değildi. Yıllar yılı Miles Davis, David Sanborn gibi devlerin arkasında en önemli varlık olarak sürdürdü meslek yaşamını. Ne zaman ki, Miles'ın "Amandla", "Siesta" ve "Tutu" gibi popüler çalışmalarına imzasını çaktı, ardından da 1995 yılında Wayne Shorter'ın "High Life" albümündeki performansı ile Grammy aldı; işte o zaman (yani gerçek caz dinleyicisinin kalbindeki tahta oturduktan çok sonra) yıldızlardan başkasıyla ilgilenmeyen ahmak müzik magazin dünyasının ilgisini çekti. Hatta bundan sonrasında geçmişteki Miles ile yaptıklarını saymazsak, besteciliği neredeyse sadece "The Panther"e değin indirgenmiş, onunla birlikte anılan, onunla özdeşleşen biri derekesine düşürülme tehlikesiyle yüz yüze bırakılmıştı. Ancak son albüm itibarıyla artık hiç kimse geçmişte birkaç kez talihsiz biçimde değerlendirildiği üzere, Miller'ın elektro-akustik caz denemelerini kültürel derinlikten ve araştırmacı ruhtan uzak görmemeli. Onu sadece teknik gösterişçilikten ibaret olduğunu söyleyerek eleştirmemeli.

Hırslı bir baskolik ve İkizler
Üzerine kalan mirasın hakkını veren Miller, temel akor eğitimini Jaco Pastorius'un tüm sololarını analiz ederek tamamlıyor. Elde ettiği yumuşak ve kıvrak ritimlerle optimum swing yoğunluğuna ulaşıyor. Yöntem açısından Miles Davis'e benzemektedir. "Bas, müziğin kalanı için bir zemin oluşturmak üzere vardır. Beni en çok ilgilendiren basçılar, zemin oluşturduktan sonra, ilginç bir tarzda tınlamayı becerenlerdir" diyen Miller, bu yanıyla Miles'ın çalışmalarında yapımcı, besteci ve aranjör sıfatlarını bir arada taşıma ayrıcalığını elde ediyor. (Joachim E. Berendt, "Caz Kitabı" / Ayrıntı Yay. Sayfa 380)
14 Haziran 1959'da Brooklyn'de doğan Miller, yaratıcı zekası ve sanatsal dehasının yanı sıra hırsı ve hırçınlığı ile de tam bir İkizler. Ayrıca huzurlu bir insan; bunu da sürekli çalışarak kendiyle barışık kalmasına borçlu. Büyük bir hırsla çalışan, çalıştıkça huzur bulan bir baskolik o.
10 yaşından itibaren piyasada boy göstermeye başlayan Miller, mezbelelik yerlerde kült topluluklarla düşüp kalkmış. Çaldığı yerlerde yeterli amfiler olmadığından, yüksek sesle çalmak için enstrümanının sınırlarını zorlamayı bu yıllarda öğrenmiş. Saksofoncu Bill Evans'ın kendisine bıraktığı ve üzerinde "Miles'ı ara" yazan not, hayatını değiştiren kağıt parçası olmuş. Önce şaka zannetse de, iki saat sonra kendisini "The Man With The Horn" albümünün kayıtlarında bulmasıyla gerçekleri kavramış. Doğal olarak etkisini en fazla üzerinde taşıdığı kişi Miles Davis olmuş. O yüzden her lafının, her bestesinin dönüp dolaşıp onda nihayet bulması rastlantı değil.
Oldum olası bir efsane gibi karşılanmış Miller; gerek Mariah Carey'ye yaptığı ticari işlerle gerek insana küçük dilini yutturan tekniği ile. Buna karşın popüler bir yıldız olmama nedeni, benzersiz biçimde konuşturduğu enstrümanının, dar olan frekans alanını sert ve yüksek tonlu metalik vuruşlarıyla genişlettiği patolojik yapısı. Pek çok kişiye salt bir eşlikçi olarak görünen bu dört telli, onun elinde gerçek bir soliste dönüşmüş. En son bir Hollywood komedisi olan "King Ransom" için müzikler yapan Miller, en çok parayı film müziklerinden kazanıyor; kiralarını albümlerden gelen parayla ödemek zorunda olan meslektaşları için üzülüyor.

Geleceğini kökenlerinde arayan müzisyen
Miller hiçbir zaman gerçek bir şarkı sözü yazarı olmadı. O nedenle "Silver Rain"in en zayıf yanı bu. Pop, funk, soul ve caz arasında oldukça rahat ve temiz bir iş çıkarmış. Hatta başkalarından yorumladığı parçalar bile orijinallerini gölgede bırakmış. Çağdaş olmak ona yetmiyor. Geleceğin yanında kökenlerini de arıyor. Yıllarca aradığı köklerini sadece Stevie Wonder, Johnny Winter, Jimmy Hendrix'te değil, Ludwig Van Beethoven'da da buluyor.
Miller'ın orkestrasında en çok dikkati çeken iki isim, trompetçi Michael "Patches" Stewart ve gitarcısı Dean Brown. Girişteki serseme çeviren 25 saniyelik intro'da, disko kraliçesi Eartha Kitt'e ait bir vokal sampler'ı bulunuyor. Duke Ellington klasiği "Sophisticated Lady"de Miller tüm enstrümanları kendi kullanıyor.
Parçalarını alışıldık pop besteleri olmaktan alıkoyan, ince çalışılmış köprüler ya da perde arasındaki ince oyunlar. Kendi yazdığı "Bruce Lee"de, şarkı yapısını zedelemeden house ritimleri kullanıyor. Modern kavramlara yakınlığını DJ efektleri üreten Mocean Workers'ın üç parçadaki varlığı ile muştuluyor. Bir otel odasında kaleme aldığı duygusal parça "La Villette", şarkıcı Lalah Hathaway'in aracılığıyla bir Paris romantizmi yaşatıyor. Doğru seçilmiş eşlikçiler ve konuk müzisyenler sayesinde, birbiriyle uygunluğu olmayan anlayışları ustaca uyum içinde bir arada tutmayı başarıyor. Ünlü eşlikçiler arasında Prince şarkısı "Boys&Girl"ü söyleyen Macy Gray ile aynı şarkıda alto solosu yapan Kenny Garrett bulunuyor. Albüme adını veren parça ise Eric Clapton ile birlikte bestelenmiş.
Miller artık daha mutlu bir adam. Çünkü son birkaç çalışması ile kariyerinde yapımcı, solocu, eşlikçi ve bas virtüözü sıfatlarının üzerine birkaç kalem daha ilave ediyor; özellikle gelişen besteciliği vasıtasıyla her açıdan akademik mercek altına alınmayı hak eden bir müzisyen olduğunu kanıtlıyor. Giderek boyutlanan sanatıyla üstat mertebesini hak ediyor. Üzerindeki tatsız eleştiri bulutlarını dağıtma işinde, eski şablon smooth caz kapsülünü delen "Silver Rain" sayesinde iri bir adım daha atıyor. Marcus Miller parmak ısırtan caz basçıları ailesinin en yetenekli kuzeni.

PAZAR
"Rüyalarını çekmek için yatağa bile makineyle girerler"
"Buralardan da iyi şarap çıkabileceğini göstermek istedim"
"Kurtlar Vadisi"ni "geyik"le kurtaracak
"Festival işi şirket yönetmekten farksız"
"Bu kitapla dolaşanın rehbere ihtiyacı olmayacak"
Elektrik bas profesörü
Öğrenmek, pişmek ve olmak
"Zarar verilmemesi için nöbet tutuyoruz"
Kalemi daima moda için çalıştı
Taksim'de rüzgar bu terasta esiyor
Sanki bir Ege adası: Datça
Sakıncalı sokaklar
ABD'de resmi dil tartışması
Paris'te işletmeci Bodrum'da şarkıcı
Harem üzerine (1)
Yorgunluğa karşı harekete geçin
Tek taraflı bağlılık bağımlılık değil mi?
Savrukluğun yakıştığı yazar
"Tırı Vırı Şeyler"
Viski kıtlığında yeni seçenekler





Ahmet Turhan Altıner
Yasemin Çongar
ALİ RIZA KARDÜZ
İlber Ortaylı
Taylan Kümeli
Tuba Akyol
Ülkü Tamer
Yalvaç Ural
Mehmet Yalçın

© 2005 Milliyet