|
 |
|
|
Öğrenmek, pişmek ve olmak
Tıp okuyorsunuz, ardından müzisyen oluyorsunuz ya da fizik okuyorsunuz ama romancı oluyorsunuz. Özellikle astrolojinin sanat yönü ağır basan bir disiplin olması nedeniyle, sadece kuralları öğrendik, işte astrolog oldum demek de yetmiyor
R. HAKAN KIRKOĞLU
hkirkoglu@ekolay.net Faks: (0216) 418 54 99
Hazır Merkür düzgün hareketine dönmüşken size, "öğrenmekten olmaya giden yol"dan söz etmek istiyorum. Aslında astroloji öğrenmekten söz edeceğim ancak konu hayatın her yönü için de düşünülebilir. Öğrenme süreci sanki evrim geçirmek ya da bir bebeğin yürümeyi yeni öğrenmesi gibi bir şey. Önce küçük adımlar atmak zorundasınız. Cesaret ve korku bir arada gidiyor. Bundan 22 yıl önce astroloji öğrenmeye başladığım zaman, bulabildiğim tüm kitapları okumak, öğrenmek ve belki de delicesine bu öğrendiklerimi birbirine karıştırmak durumundaydım. Ancak tahmin edersiniz ki, o yıllarda kişisel bilgisayarların olmaması, aslında ne kadar zor, iğneyle kuyu kazarak ilerlediğimi gösteriyor. Şimdi öğrenciler belki hem şanslılar hem de bir bakıma şanssızlar. Şanslılar çünkü işin hesap kitap kısmı ile uğraşmıyorlar, hemen bir tuş yardımıyla bir harita çıkartabiliyorlar. Şanssızlar çünkü insan bir işin zahmetine katlanamazsa aslında hiçbir zaman doğru anlamda ilerleyemiyor. Bir bakıma her şey kolay olsaydı, hiçbir şeyin değerini anlayamazdık.
Öğrenmek zaman içerisinde pişmeye dönüşüyor ve işte o anda devreye simya giriyor. Bir başka deyişle piştikçe, yandıkça dönüşmeye başlıyorsunuz. Sadece öğrenmek, okumak, bilgi depolamak insanı olmak istediği şey yapmaz. Teorik bilgi ancak iyi bir temel olabilir ve özellikle insana ait, doğrudan insanla çalıştığınız astrolojiyi öğrenmek istiyorsanız, kendi içinizde pişmeniz, taşmanız ve bir yandan da bir arınma sürecine girmeniz gerekiyor. Bu arınma tıpkı simyacının altını bulmak isterken, değişik tüplerde değişik metalleri ve mineralleri bir arada eritmesi, fırına vermesi gibi bir şey. Arınmak ve saflaşmak öğrendiklerinizin bir kısmını elemeniz ve aynı zamanda kişiselleştirmeniz anlamına da geliyor. İşte bu aşamada, bilginin yanında deneyimi de devreye sokmanız ve kendi deneyimlerinizi de aktarmayı öğrenmeniz gerekli. Eğer öğrendiklerinizi sindirebilmişseniz çok daha hızlı hareket edebiliyorsunuz.
Astrolojinin de sizi "seçmesi" lazım
Kuşkusuz bir de hazımsızlık çeken öğrenciler var. Günümüzde bakıyorum, iki-üç yıl içinde astroloji öğrenenler kendilerini "astrolog" olarak tanıtabiliyorlar. Maalesef bu biraz da, çalışmalarını hemen kazanca çevirme hırsından kaynaklanabiliyor. Ancak astroloji hayat boyu öğrenci kalmayı sürdüren bir uğraş olmasının yanında, bir mühendis ya da bir bankacı olmaya da benzemiyor. Zira bir yanıyla da astrolojinin de sizi "seçmesi" lazım. Gerçek hayat da böyle değil mi? Tıp okuyorsunuz ardından müzisyen oluyorsunuz ya da fizik okuyorsunuz ama romancı oluyorsunuz. Özellikle astrolojinin sanat yönü ağır basan bir disiplin olması nedeniyle, sadece kuralları öğrendik, işte oldum demek de yetmiyor. Zira ancak yıllar ve yıllar içinde, ancak kendiniz olmak durumundasınız.
Bu bir yandan da şuna benziyor, örneğin daktiloyla yazmayı ya da piyano çalmayı öğreniyorsunuz. Önce harfleri ya da notaları tek tek basmayı becerebiliyor ancak çok deneyim sonunda artık notalara bile bakmadan, neredeyse güdüsel, içten gelen bir enerjiyle yazmaya ya da çalmaya başlıyorsunuz. İşte o zaman "olmak" gerçekleşebiliyor. Astrolog ya da iyi bir gazeteci olmak için de önce "kendimiz" olmak zorundayız. Bir astroloji eğitmeni olarak, öğretmeyi öğrenmek de kuşkusuz zaman alıyor. Bu yıl sonbaharda, ekim ayında başlayacak eğitim programımı artık iki yıldan üç yıla çıkarttım. Daha fazla materyal, daha fazla atölye çalışması koymak zorunda kaldım. Zira öğrencilerimden aldığım feedback, bilgileri sindirmenin çok daha uzun sürdüğünü gösteriyordu. Biz astrologlar ya da hayat boyu öğrenciler geçen zamandan çok şey öğrenmek durumundayız. Öğrenerek, pişerek olgunlaşabilir, arınabilir ve gerçek anlamda kendimiz ya da astrolog olabiliriz. n
|
|
|

|