Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim    Kurumsal 21 Ağustos 2005 / Pazar  
   Milliyet Online    Emlak    Arabam    Kariyerim    Business    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilişim
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
ABD'de resmi dil tartışması

İngilizce her ne kadar teknolojinin mutlak egemeni olsa da, giderek çok dilliliği kurumsallaştıran ABD'de, İngilizcenin "resmi dil" yapılmasına "Bu ırkçılıktır" diye karşı çıkanlar var


Sanmayın ki Bronx'ın bütün bıçkın delikanlıları, vurguyu tamamen üçüncü heceye verip tek bir kelimeymişçesine ağızda yuvarlanan "How you doin..." (Nasılsın) selamıyla giriyor söze. Malibulu sörfçüler ille de "Hi ya" diye merhabalaşmıyorlar. Cape Cod'lu kadınların "Günaydın" demesinin tek yolu, artık sadece filmlerdeki İngiliz mürebbiyelerin ağzında kalan türden tane tane vurgulu bir "Good morning" sözünden geçmiyor. Ülkenin "orta-Batı" (Midwest) denilen bölgesinden güneydeki İncil Kuşağı'na kadar dört yanında, "Howdy", "See y'all", "Whasup" gibi sözlüğü es geçip sokağa uydurulmuş selam sabah ifadelerini, farklı aksanlarla birbirlerine tekrarlayanlardan ibaret değil bu ülkenin hal hatır vaziyeti.
Kısacası Amerikalılar, artık ille de İngiliz ya da daha doğru deyişle, (Yeni Kıta'yla gelen rahatlık ile pratikliği birleştirip yüzyıllardır ağızlarında yoğura yoğura İngilizlik bir halini pek bırakmadıkları) Amerikan dilinde konuşmuyorlar.

Adeta Babil Kulesi
Durum, Kaliforniya valisinin daha henüz "Terminatör" olduğu yıllarda, irkiltici aksanıyla literatüre geçirdiği "Hasta la vista, baby" vedasında olduğu gibi: ABD'de evrimini Latin Amerika'da geçirmiş bir İspanyolca ile "rap" ve "internet" arasında akrobasi yapan bir Amerikanca yarışıyor.
Öte yandan, Korece, Swahili gibi anadillerini ileri yaşlarda konuşmayı sürdüren Amerikalıların sayısı da giderek artıyor.
Olağanüstü bir etnik mozaik zamanla İngilizceyi daha iyi öğrenirken, daha çok sesli bir lisan amalgamıyla kendisini ifade etmekte ısrarlı. Evlerdeki çok dillilik, televizyonlardan bankalara, okullardan hastanelere birçok yerde karşılığını buluyor.
Mesela, ben bunları yazarken 250 kadar kanal izleyebildiğimiz kablolu televizyon karşımda açık; bir gözüm PBS'in akşam haberlerinde. Siyahi sunucu, "mektepli" bir Amerikancayı beyaz bir aksanla konuşuyor. Ama şöyle hızlıca bir taramayla, Washington haberlerini siyahların vurgularıyla siyahlardan dinleyebildiğim üç ayrı yerel kanala ulaşabildiğim gibi, hemen tümü de bu civarda (Washington, Maryland ve Kuzey Virginia bölgesinde) hazırlanmış haber programlarını Arapça, Swahili, Vietnamca, Korece, Mandarince, Kantonca, Farsça, İtalyanca ve Rusça izleyebiliyorum.

İspanyolcadan kaçış yok
Amerika'da nüfusu en hızlı çoğalan etnik grup Hispanikler. Bu da, İspanyolcayı özellikle Meksika ile sınırdaş eyaletlerde, Batı ve Doğu kıyısının büyük kentlerinde giderek baskınlaştırıyor.
Nitekim bizim kablolu televizyonda ağırlıklı olarak haber, dizi, müzik ya da film veren dört İspanyolca kanal var. HBO kanalı, filmleri aynı anda iki ayrı yerden, hem orijinal İngilizcesi hem İspanyolca dublajla gösteriyor. Bütün spor müsabakaları, uzaktan kumanda cihazlarının bir düğmesine basılarak İspanyolca altyazılı olarak izlenebiliyor.
Ya da diyelim ki bankama telefon ettim; ilk iş "İngilizce duymak istiyorsanız 1'i, İspanyolca duymak istiyorsanız 2'yi tuşlayın" diyen elektronik bir kadın sesi çıkıyor karşıma. Sokakta otomatik makineden para çekerken, önce ekrandaki iki ayrı dilden birini seçmek gerekiyor.
Dahası, İskoç göçmeni bir Amerikalı ile Balkan göçmeni bir Türkün kızı olarak, iki dilliliğe eli mahkum büyüyen göz bebeğimiz, iki aylıktan beri gittiği kreşte bütün gün İspanyolca işitip üç dillilik yoluna girmesin mi? Kreşi işleten Perulu aile, mükemmel İngilizcelerine rağmen, "prensip gereği" bütün çocuklara sadece İspanyolca hitap ediyor.

Kongre karar alsın mı?
Amerika'nın kentsel dokusuna artık iyice işleyen iki dillilik ve giderek Amerikan hayatında daha fazla kurumsallaşma imkanı bulan yaklaşık bir düzine lisan, yeni bir tartışmanın da ateşleyicisi: ABD, kendisine resmi dil seçsin mi, seçmesin mi? İngilizce, Kongre kararıyla, federal düzeyde "devletin resmi dili" ilan edilsin mi, edilmesin mi?
Ne de olsa Amerikan Anayasası, devletin nece konuşup yazacağını belirlemiş değil. İsteyen istediği dilde okul açıp eğitim verebilir; radyo-TV yayını yapabilir.
Buna karşın toplam 26 eyalet, "İngilizce elden gidecek" kaygısıyla, son yıllarda "resmi dil" ilan etme yoluna gittiler. Kongre'nin de aynı yolu izlemesi ve "Amerikan devletinin dili İngilizcedir" diye buyurması için lobi yapan muhafazakarlar olduğu gibi, "Resmi dil ilanı, düpedüz ırkçılıktır" diyen liberaller de var.
İki cephenin de dışındaki daha geniş bir kesim ise, "Merak etmeyin, İngilizce yerleşmiş yerleşeceği kadar. Çok dillilikten zarar gelmez. Amerika'yı Amerika yapan bu" deyip çıkıyor işin içinden. Şimdilik ağır basan da onlar.






PAZAR
"Rüyalarını çekmek için yatağa bile makineyle girerler"
"Buralardan da iyi şarap çıkabileceğini göstermek istedim"
"Kurtlar Vadisi"ni "geyik"le kurtaracak
"Festival işi şirket yönetmekten farksız"
"Bu kitapla dolaşanın rehbere ihtiyacı olmayacak"
Elektrik bas profesörü
Öğrenmek, pişmek ve olmak
"Zarar verilmemesi için nöbet tutuyoruz"
Kalemi daima moda için çalıştı
Taksim'de rüzgar bu terasta esiyor
Sanki bir Ege adası: Datça
Sakıncalı sokaklar
ABD'de resmi dil tartışması
Paris'te işletmeci Bodrum'da şarkıcı
Harem üzerine (1)
Yorgunluğa karşı harekete geçin
Tek taraflı bağlılık bağımlılık değil mi?
Savrukluğun yakıştığı yazar
"Tırı Vırı Şeyler"
Viski kıtlığında yeni seçenekler





Ahmet Turhan Altıner
Yasemin Çongar
ALİ RIZA KARDÜZ
İlber Ortaylı
Taylan Kümeli
Tuba Akyol
Ülkü Tamer
Yalvaç Ural
Mehmet Yalçın

© 2005 Milliyet