Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim    Kurumsal 21 Ağustos 2005 / Pazar  
   Milliyet Online    Emlak    Arabam    Kariyerim    Business    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilişim
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Savrukluğun yakıştığı yazar


Sait Faik'e yöneltilen eleştirilerin çoğu, onun dilinin savrukluğuna odaklanıyor. Gerçekten de savruk bir dili var ama o savrukluk, anlatımının, anlattığının, yazarlığının önemli öğelerinden biri. Ben savrukluğun bu kadar yakıştığı bir başka yazar tanımıyorum


Sait Faik'i ilk görüşümü hatırlıyorum. Ölümünden bir yıl önce olmalı. Okulda bir edebiyat matinesi düzenlemiş, Sait Faik'i de çağırmıştık. O yıllarda inanılmaz ilgi görürdü bu matineler. Salonlar adam almazdı. Yazarlar neredeyse her hafta düzenlenen bu matinelerde şiirlerini, öykülerini okurlardı. Bir gün, "Yahu, Müzeyyen Senar'ı geçtik" diye yakınmıştı Behçet Necatigil.
Matinelerin gediklileri vardı. Bir de hiç katılmayanlar. Sait Faik katılmayanlardan biriydi. Ama nasıl olduysa, bizim okuldaki matineye gelmişti.
Sait Faik hep en sevdiğim yazarlar arasında yer aldı. İlk öyküsünü okuduğum günden şu satırları yazmakta olduğum ana kadar. Ondan hiç vazgeçmedim. Her okuyuşumda yeni değerler buldum öykülerinden.
Sait Faik özellikle genç yazarlara, kendi içlerinde keşfedilecek yeni yollar olduğunu göstermişti. Birçok yazar yeni yollar arıyor, buluyordu gerçi. Ama bunu başka yazarlara, genellikle Batılı yazarlara öykünerek başarıyordu. Sait Faik ise kaynağını kendi içinde, kendi yaşamında bulmuştu.

Dizinin son kitabı da yayımlandı
Yapı Kredi Yayınları bir süredir Sait Faik'in bütün yapıtlarını düzenli (ve özenli) bir biçimde yayımlıyor. Dizinin son kitabı "Hikâyecinin Kaderi", yazarın gazete ve dergi sayfalarında yayımlanmış öykülerinden, yazılarından oluşuyor. Bir bölümü ilk kez kitaplaşmış. Sonda ise Sait Faik'le yapılmış röportajlar yer alıyor.
Yazar, 1949'da yapılmış bir konuşmada, sanat anlayışını şöyle dile getiriyor: "Bugün eskiler diye adlandırılan yaşlı muharrirler, hayata, cemiyete yukarıdan bakarlardı... Yalnız tepeden seslenerek cemiyeti düzeltmek sevdasındalar. Bize gelince, cemiyeti düzeltmek hususunda hiçbir iddiamız yok. Biz cemiyette insanlarımızla beraber aynı hayatı yaşamak istiyoruz. Yani edebiyatımızın yerle beraber olmasını, hatta çamura bulanmasını istiyoruz. Ben mahdut bir zümre için değil büyük kütle için yazıyorum... Biz kendimizi onlar gibi halktan üstün ve halktan uzak görmüyoruz. Bilakis halkla beraber yaşamak, halkı anlatmak istiyoruz. Bu kitlenin içine hakikaten girdiğimiz gün ne hürriyetsizlikten ne de insanlar arasındaki korkunç uçurumlardan eser kalacaktır. Bugünkü edebiyatçının vazifesi, halkı anlatmaktır."

Gözlemciliğinin gücünü kanıtlıyor
"Hikâyecinin Kaderi", Sait Faik'in öteki kitapları gibi içimi sıcacık yaptı. Gazete yazıları, röportajları, yukarıda belirttiği gibi, halkın ne kadar içinde olduğunu kanıtlıyor. Bir de gözlemciliğinin gücünü. Bir sanatçı için gözlem ne kadar önemlidir, bunu Sait Faik'e okurken bir daha anladım.
İlk yazısı 9 Aralık 1929'da Milliyet'te yayımlanmış. Daha o zaman geleceğin usta yazarının ipuçlarını vermiş: "Ben bir kuş olsaydım! Yükseklerde uçan bir kuş... Kanatlarını germiş, gölgesinin düştüğü yerden bihaber bir kuş... Uçurtmaları gagalar mıydım?"
Sait Faik'e yöneltilen eleştirilerin çoğu, dilinin savrukluğuna odaklanıyor. Doğru. Savruk bir dili var Sait Faik'in. Ama o savrukluk, anlatımının, anlattığının, yazarlığının önemli öğelerinden biri. Sait Faik'i Sait Faik yapan bir ana renk. Ben savrukluğun bu kadar yakıştığı bir başka yazar tanımıyorum. Siz tanıyor musunuz?

PAZAR
"Rüyalarını çekmek için yatağa bile makineyle girerler"
"Buralardan da iyi şarap çıkabileceğini göstermek istedim"
"Kurtlar Vadisi"ni "geyik"le kurtaracak
"Festival işi şirket yönetmekten farksız"
"Bu kitapla dolaşanın rehbere ihtiyacı olmayacak"
Elektrik bas profesörü
Öğrenmek, pişmek ve olmak
"Zarar verilmemesi için nöbet tutuyoruz"
Kalemi daima moda için çalıştı
Taksim'de rüzgar bu terasta esiyor
Sanki bir Ege adası: Datça
Sakıncalı sokaklar
ABD'de resmi dil tartışması
Paris'te işletmeci Bodrum'da şarkıcı
Harem üzerine (1)
Yorgunluğa karşı harekete geçin
Tek taraflı bağlılık bağımlılık değil mi?
Savrukluğun yakıştığı yazar
"Tırı Vırı Şeyler"
Viski kıtlığında yeni seçenekler





Ahmet Turhan Altıner
Yasemin Çongar
ALİ RIZA KARDÜZ
İlber Ortaylı
Taylan Kümeli
Tuba Akyol
Ülkü Tamer
Yalvaç Ural
Mehmet Yalçın

© 2005 Milliyet