Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim    Kurumsal 05 Eylül 2005 / Pazartesi  
   Milliyet Online    Emlak    Arabam    Kariyerim    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilişim
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Öldürülen Karadenizli çevreci avukatın kızı anlatıyor
Ölüm döşeğinde gülümseten haber

Zeliha Eren, Karadeniz otoyolu için verilen yürütmeyi durdurma kararının yer aldığı gazeteyi babasının yoğun bakımda okuduğunu söyledi. Eren, "Okuyunca gözlerinin içi güldü" dedi

SOHBET ODASI
DERYA SAZAK




DERYA SAZAK: Babanız Cihan Eren, Karadeniz sahil otoyolunun Çayeli-Ardeşen-Hopa arasındaki Fındıklı şehir geçişinde denizin betonlaştırılmasına karşı verdiği hukuk mücadelesiyle tanınıyordu. Keşif yapılacağı gün silahlı saldırıya uğradı ve tıbbi çabalara karşın yaşatılamadı. Ölümünden sonra Trabzon Bölge İdare Mahkemesi yürütmeyi durdurma kararı verdi. Ancak Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu'nun 22 Ağustos'ta daha önceki sit kararını kaldırmasıyla emekler boşa gidecek. Onu yaşamından eden dava neydi?
Zelİha Eren: Babam 56 yaşındaydı. Hep Karadeniz tutkusuyla yaşadı. Verdiği mücadele, orada doğup büyümüş, memleketinden kopmamış, ağır ceza avukatlığı yapmış bir hukuk adamının 'deniz dolmasın' diye uğraşırken hayatını kaybetme öyküsüdür.
Sahilde evimiz var, Aksu Mahallesi'nde otoyolun 1998'de planlanan ilk halinde, şehir içindeki 35 metrelik mevcut yolun genişletilmesi öngörülüyordu. Kamulaştırmalar da ona göre yapılmış. 2001'de değişikliğe gidiliyor. Yolun kıyıdan geçirilmesi öngörülüyor. Babam karşı çıktı. Trabzon İdare Mahkemesi, proje değişikliğini imar planına aykırı bularak iptal etti. Trabzon Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu, Fındıklı'nın Çağlayan Deresi Aksu Mahallesi arasını üçüncü derece doğal sit alanı ilan etti.
Babamın menfaati yoktu. Kıyıya cephesi 120 metre olan tapulu arsa babasından kalmaydı. Meşru bir mülkiyet hakkını savunmanın ötesinde bir şey beklemiyordu. Derdi Karadeniz'in kıyılarının yok ediliyor olmasıydı... Yol sahilden geçse evimizin değeri belki artacaktı. Babam doğa âşığıydı ve bunu hiçbir zaman istemedi. Sahil yoluna alternatif aramakla geçti yaşamının son yılları.

Saldırıya uğradığı günü anlatır mısınız, Fındıklı'da çarşıda güpegündüz suikasta uğruyor...
Olay 18 Nisan'da oldu. Babam pazar günü Fındıklı'da idi. O gece Beşiktaş-Fenerbahçe maçı vardı. Koyu Beşiktaşlıdır. Arkadaşlarıyla maç seyretmişler. Çarşamba keşif yapılacaktı, pazartesi vuruldu. Öğle vakti meydanda duruyor, şoförüyle alışveriş yapıyorlar. Çocuk bir yerden çıkıyor. Ateş açıyor.

Saldırganı tanıyor muydu, Cihan Bey?
Evet. Serhat Karadeniz. Deniz kenarında evleri olan bir ailenin çocuğu. Komşumuz. Babam bu kişinin geçen yıl karıştığı bir gasp davasında hapisten çıkmasını sağlamış. Babam tuttuğunu koparan bir ağır ceza avukatıydı. Çocuğun ailesi gelmiş, 'Davayla sen ilgilenirsen serbest bırakırlar' diye ricacı olmuş. Babam Hopa'ya giderek avukatları yönlendirmiş. Çocuk serbest kalıyor. Nisanda da babamı vuruyor. Babamı Ardeşen ve Rize'ye götürüyorlar, oradan Trabzon'a. İç kanamayla ameliyata alınıyor.

Tetikçi kaçıyor.
Üçüncü gün teslim oldu.

Kurtlar Vadisi'ne özenti
Kurtlar Vadisi'ne özendiğini söylemiş, doğru mu?
İfadesinde, 'Kurtlar Vadisi'ndeki Polat Alemdar'a özendiğini' söylüyor. Meşhur birini vurarak meşhur olabileceği gibi bir ifade vermiş. Annesinin söylediği de 'Cihan Eren'le alıp veremeyeceğimiz bir şey yoktur, hatta bize iyiliği dokunmuştur' şeklinde.

Arkasında kim olabilir? Çıkarları zedelenen müteahhitlerin yönlendirmesi olabilir mi? Cihan Bey ödün vermediği hukuk mücadelesiyle 'Fincancı katırlarını ürkütmüş olmalı.'
Dava başlamadığı için yargıda bulunmak zor. Babam 95 gün yoğun bakımda kaldı, uyanıp ifade vermesini bekliyorlardı. 22 Temmuz'da vefat etti. Çok fazla kan kaybetmiş. Üç aylık tedavi sırasında toparlanma sürecine girdi. Bizi duyuyor ve sorularımıza gözleriyle cevap veriyordu. Karadeniz otoyolu Ardeşen geçişi için yürütmeyi durdurma kararı verildiğinde gazeteyi yoğun bakıma götürdüm. Okuyunca gözlerinin içi güldü.

Sevindi mi?
Kesinlikle. Haberi verdiğimizde nabız 95'lerde iken 115'lere, 120'lere çıkıyor, 'Anladın mı baba?' diye sorduğumda başıyla onaylıyordu. Ölene dek hiç koma durumu olmadı. Ölümü de uzun süre solunum cihazına bağlı olduğu için enfeksiyondan oldu. Dışarıdan bir enfeksiyon değil, geçirdiği büyük travmanın etkisiyle kurtulamadı.

'Tek sorun yol değil'

Cihan Eren'den sonra, Karadeniz'e sahip çıkma çabaları aynı heyecanla sürüyor mu? Kanserden ölen Kazım Koyuncu'nun da yer aldığı, sivil toplum örgütlerinin kazandığı bir dava haberi vardı.
Arhavi, Ardeşen ve Fındıklı'da hukuk mücadelesi sürüyor. Halkın kurduğu bir platform var. Avukatlar da babamın davasına sahip çıkıyorlar. Olumsuz bir gelişme Trabzon Kültür ve Tabiat Varlıkları Bölge Kurulu'nun 2002'de aldığı sit kararını ağustosta iptal etmesi olmuştur. 2003'te belediyenin bu yöndeki başvurusu reddedilmişti. İkinci girişim şimdiki Adnan Özbalaban tarafından yapılıyor. 'Sitten yol geçirilmesi' kararı çıkıyor.
Babam keşif için Fındıklı'da bulunduğu sırada saldırıya uğruyor. Keşiften sonra bilirkişi lehimize karar veriyor ve yürütmenin durdurulması kararı alınıyor. Son gelişme sit alanının kaldırılması oluyor. Böylece Trabzon Bölge İdare kararı 'by-pass' ediliyor. Biz şimdi bu karar aleyhinde de dava açıyoruz.

'Geri dönüşü yok'
Karadeniz insanı yol meselesinde turizm ve ticareti, denizden önde mi tuttu? Cihan Eren bu tepkiyi şiire dökmüş: 'Son denizi doldurarak Temeli'ni öldürenler ceplerini dolduruyorlar' diye...
Sahil yolu yapılacak ama ticaret artacak, Karadeniz kalkınacak diye bir garanti yok. Alternatif projeler hazırlandı. Sahiller bozulmadan şehir, kasaba girişleri dağdan verilirdi, tünel inşa edilebilirdi. Kıyıların betonlaşması gerekmezdi. Bunun geri dönüşü yok.

Cihan Eren Karadeniz sevdasına yaşamını verdi. Ankara bürokrasisini, Meclis'i, muhalefet partilerini harekete geçirmek üzere defalarca dilekçe vermişti. Bu uğurda yaşamını yitirdikten sonra sahiplenme oldu mu? Örneğin Cumhurbaşkanı Sezer de bu meselelere duyarlı bir hukukçu, Çankaya'dan bir taziye mesajı aldınız mı?
Yok, hayır, almadık.

Başbakan Erdoğan da Rizeli, ilgilendi mi?
Hayır. Rize Valiliği babamın vurulması olayının yolla ilgili olmadığına dair bir açıklama yapmış. Yargı aşamasında olduğu için bizler de net bir delile dayanmadan, 'müteahhitleri suçlamıyoruz.' Ancak dikkat çekici bir durum var: Fındıklı'nın ortasında Cihan Eren'i vuruyorlar, kimse gidip ifade vermiyor. Demek ki çekindikleri bir şeyler var.

Susuyorlar...
Onun bir Karadenizli olarak Fındıklı'ya faydası kamusal anlamdaydı. Aksu Camii'nin minaresi yoktu, yaptırdı. Kadınlar çay sepetleriyle patikalardan inerlerdi, yol yaptırdı. Memleket âşığıydı. Karadeniz gibi bir adamdı; birdenbire coşabilip sakinleşen ama hiçbir zaman haksızlığa boyun eğmeyen biriydi. Yol için verdiği hukuk savaşı denize olan sevgisinin sonucuydu. Öyle medyatik davalar peşinde koşan biri de değildi.

'Doğa tahribatı var'
Fındıklı sahilinden geçecek otoyolu engellemek 'düşman' kazandırmış olamaz mı?
Yolla ilgili bir tehdit aldığını bilmiyoruz. Ancak keşiften önce saldırıya uğraması öncelikle bu olasılığı akla getiriyor.

Saldırganın 'Kurtlar Vadisi'ne özendiği iddiası inandırıcı geliyor mu?
İnandırıcı değil. Karadenizli olmak babam için bir ayrıcalıktı. Evinin önünden yol geçmesin diye bu kavgaya girdi, dediler. Bunlar küçük hesaplar. Fındıklı'nın içinden 35 metre genişlikte yol geçerken deniz dolgusu isteniyor. Babam buna karşıydı.
Karadeniz'de yüzdüğünüzde, ufka baktığınızda ağustosta bile Kaçkarlar'ı karlı görebiliyorsunuz. Doğa harikası bir yer Fındıklı. Karadeniz'in tek sorunu elbette yol değil, çarpık yapılaşmayı görseniz, inanılmaz bir doğa tahribatı var.

Deniz kültürü yok olacak

Seller uyarıcı olmalı.
Karayolunu denizden geçirirken hiç hesaplanmamış bir noktayı kendi mesleğimle ilgili söyleyeyim. Psikolojik danışmanım. Deniz dolduğu zaman, yaşantılar da değişecek, hemen birkaç yıl içinde olmasa da gelecekte kültürün değişmesine de tanık olacağız, yargı kararlarındaki 'telafisi mümkün olmayan' tanımı bunu da anlatıyor.
Babamın lafıydı, 'sahilsiz sahil kasabaları'... Düşünsenize, denizle aranıza beton örülüp buralar hayalet kasabalara dönüştükten sonra Karadeniz insanı bugünkü canlılığını koruyabilir mi? Deniz kültürü yok olacak. Deniz bir özgürlük katar insana, düşünsenize uçsuz bucaksız bir deniziniz var. Deniz sonsuz ama orası dolduğunda ufkunuz sınırlanacak. Güveniniz azalacak. Tez canlı insanlar denizin kattığını kaybedecekler. Çok şey değişecek. O zaman da geri dönüşüm olmayacak.
Son bir şey paylaşmak istiyorum: Hastanede babama refakat ederken doktorlardan öğrendim, bebeklerde ilk gelişen duyu işitmeymiş, insan ölürken de son kaybolan işitme duyusuymuş. Babama müzik dinletiyordum, Karadeniz tulumunu çok severdi. Fuat Saka'dan, Kazım Koyuncu'dan. Lazca ezgiler dinletiyordum. O kadar mutlu oluyordu ki... Eline silah geçiren bir çocuk böyle bir değeri ortadan kaldırabildi.

Cİhan Eren kİmdİ?
İstanbul Barosu avukatı Cihan Eren, Karadeniz Sahil Otoyolu Projesi'nin Rize'nin Fındıklı ilçesi kısmının iptali için verdiği mücadeleyle tanındı. Memleketi Rize'nin sit alanı olan sahili için yıllarca uğraştı. Ancak 18 Nisan'da Fındıklı sahilinde uğradığı silahlı saldırı sonucu ağır yaralandı. Hastanede 3 ay yaşam mücadelesi veren Eren, diyabet hastalığı nedeniyle tedaviye yanıt veremeyince 57 yaşında hayatını kaybetti.




SİYASET
Ölüm döşeğinde gülümseten haber
Erdoğan'dan Bolu Dağı Tüneli'ne son kazma
Dışişleri'nde kararname Loğoğlu'na kilitlendi
'Türkiye kesip atmaya hazır'
Erdoğan, gezilerinde muhabirleri unutmadı
İmtihan kâğıdı teslim edilmeli
Baykal'ın adayı kongreyi kaybetti







 AB Ulusal Programı (Giriş ve Siyasi Kriterleri)


 AB - Katılım Ortaklığı Belgesi
 Kopenhag Kriterleri

© 2005 Milliyet