|
 |
|
|
'Film yaparken birkaç servet birden batırdım'
'70'lerde kungfu'yu tek kanallı televizyonumuzdan Türkiye'ye de tanıtan David Carradine, "Yaptığım her filmde yapımcılar çekildi ve cebimden bitirdim onları. Artık bunu göze alamam, elime bakan 4 çocuğum var" dedi
ALİN TAŞÇIYAN
42.Antalya Film Festivali, çifte açılışın yarattığı görkemli kaosun ardından bugün olağan akışına kavuşuyor. Vaat edilen önemli değişiklik ve yeniliklerin birtakım aksaklıklara rağmen yerine getirildiği, Antalyalıların ve Türk sinema sektörünün de bundan memnun kaldığı gözlemleniyor. Festivalin ilk hafta sonunda izleyiciler, gösterimlerin ücretsiz oluşunun da katkısıyla Antalya Kültür Merkezi Perge Salonu'nu doldurdu. Festivalin açılış töreni profesyonelce düzenlendi. Ancak bu törenlerdeki konuşmaların fazla uzun ve resmi olması, yer yer o eski taşra festivali havasının nem kokusunu burnumuza getirdi.
'70'lerde kung fu'yu dünyaya ve Türkiye'ye tanıtan aktör David Carradine, 25 Eylül gecesi yapılan törende onur ödülü Işık Saçan Apollon'u aldı. Carradine ile Antalya Sheraton Voyager Oteli'nde özel bir söyleşi yapma fırsatı bulduk.
Şoke edici yönetmen
Oyunculuk eğitimi aldınız. Tiyatro yaptınız, Martin Scorcese'nin ilk filmi "Boxcar Bertha"da başrolü üstlendiniz. Ama sonra daha çok aksiyon, western, dövüş sanatları filmleri yaptınız. Bu dönüşüm nasıl oldu?
O zamanlar bağımsız film yapmak istediğinizde bu türlerde film yapmaktan başka şansınız yoktu. Biz de aksiyon yaptık yıllarca.
Sizin döneminizin bağımsız yapımlarıyla bugünküleri kıyaslayabilir misiniz?
Yaptığım bazı bağımsız filmler harikaydı. Bazılarında yönetmen ilk kez kamera arkasına geçiyordu. Zorluklar çekiyorduk. Geçen zamanda Sundance'de (ABD'nin bağımsız film kalesi olan festival) izlediklerimin hemen hepsi tuhaf, tekinsiz öyküler anlatıyordu. Sundance'den memnun olduğumu söyleyemem, çünkü gay polisler vb. üzerine filmler görmekten bıktım. Şimdi durum düzeldi.
Tarantino ile yeniden çalışacak mısınız?
Kim istemez? Çalıştığım en şoke edici yönetmen. Hem uç noktada hem merkezde. Onun gibi biriyle karşılaşmadım.
"Kill Bill"deki karakteriniz Bill, gözde rollerinizden biri olmalı öyleyse?
Sinemadaki varlığım açısından en sevdiklerimden biri erkek kardeşlerimle birlikte oynadığım western "The Long Riders"taki rolümdür. Ama Bill'e yakın hissediyorum kendimi. Uluslararası bir kiralık katil değilsem de... Çünkü Tarantino bu karakteri benim için yazdı. Otobiyografimi okudu.
Dövüş sanatları üzerine yeni tarzda birçok film çekiliyor, çok ticari oldular. Onlar hakkında ne düşünüyorsunuz?
Şimdiki filmler dövüş sanatları filmleri değil, dövüş sanatları bu filmler içinde bir unsur sadece. "Kaplan ve Ejderha" da, hatta "Kill Bill" dövüş sanatları üzerine filmler değil. Gelin, 180 kişiyi öldürse de! Dövüş sanatları fabrikasyon oldu. Filmde dövüş sanatı yoksa aksiyon da olmuyor.
Yönetmenlik de yaptınız hem televizyon hem sinemada. Neden vazgeçtiniz?
Vazgeçmedim. Ama yaptığım her filmde finansal bir sorun çıktı, yapımcılar çekildi ve ben kendi cebimden bitirdim onları. Birkaç servet batırdım film yaparken. Artık bunu göze alamam, hâlâ benim elime bakan 4 çocuğum var. Ama yapımcı bulursam yönetmenliğe hazırım.
Yatağın altında hazır senaryonuz var yani...
Yatağın altında bile değil. Hem oynayıp hem yönetebileceğim senaryolar yazdım. Oyuncu-yönetmenlik en kolayıdır. Tartışma çıkmaz! Ben Hal Ashby'yi örnek aldım. Hal, aynı anda birkaç konu üzerinde dururdu. Birkaç roman birden okurdu. Sonra hangisinden bir proje çıkarsa onu yapardı.
|
|
|

|