Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim 04 Ekim 2005 / Salı  
   Milliyet Online    Emlak    Arabam    Kariyerim    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilişim
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Hamza ve Nuri

Bugün Fatih Terim'in, U17 yıldızı Nuri Şahin'i A Milli kadrosuna davet ederek gösterdiği "öngörü" neyse; aynısını dönemin Güreş Federasyonu Başkanı Sadettin Tantan yapmıştı 12 yıl önce.
Hamza Yerlikaya, yaşı küçük olduğu için alınmadığı 1993 Türkiye Şampiyonası ardından, Tantan'ın direktifiyle A Milli olmuş, aynı yıl Stockholm'da yapılan Dünya Şampiyonası'nda bir mucize yaratmıştı:
Grekoromen gibi teknik ve tecrübe gerektiren bir branşta 17 yaşındaki genç adam Dünya Şampiyonu olmuştu.
Kehanet, Dünya minderlerindeki en büyük güreşçi Karelin'den gelmişti:
"Bu çocuk beni geçecek".
Bence geçti de... Lakin ikametgahı "Türkiye" olduğu için ne siz bunun farkındasınız, ne de biz!..
Hepimiz binmişiz futbol denilen alametin sırtına, gidiyoruz bilmem nereye!
Hamza Yerlikaya, Gülhane parkındaki "ceviz ağacı" gibi kendi kendine büyüyor gelişiyor ve bir doğa şahaseri olup meyveler veriyor... Toplayamıyoruz bile.
***
Daha birkaç hafta önce, yol arkadaşım meslektaşlarımın otobüsün arkasındaki sohbetlerine kulak misafiri olmuştum. Yüreğim burkulmuştu. Muhabbetin ana fikri "Güreş de, spor mu abi" idi.
Evet... Futbol gibi reklamıyla, ürünleriyle, geliriyle, özel tüketim araçlarıyla ve en önemlisi popülaritesiyle "küresel" bir spor varken, güreş de neydi?
Bizim gibi "gelişmekte olan" ülkelerde "pasta" küçük olduğu için ön plana çıkan spor branşları gelenekti... Ve genellikle futbolun uluslararası albenisi diğer branşları silip atardı. İnsanlar futbol dışındaki sporlara isimler bile takardı yabancılaşmak kolay olsun diye:
Atçılık "zengin sporu"ydu... Atletizm "fakir"... Halter "hamal". Eskrim "marjinal", tenis "sosyetik" Vs...
Aslında güreşin adı çoktan konmuştu ülkemizde... Şirin, sevimli ve nostaljik bir isim. Anadolu insanının içindeki güreş sevgisinin genlerinden geldiğini ifade etmek için:
"Ata Sporu".
Ne yazık ki, hedefi tam on ikiden vuran bu seçim, geri tepmişti.
Çünkü "demode" anlamına geliyordu günümüzde "Ata"lardan dem vurmak. Bir tür tutuculuk ifadesiydi.
Bizler modern dünyanın modern insanlarıydık; eski nesillerin sevdası bize dar gelirdi!..
Güreşin olimpiyatlardan çıkarılması için kalem oynatanlarımız bile vardı.
Artık atalarıyla gurur duyanlar o kadar azdı ki.
Ucunda servet gözükmeyen bir sporu kim yapardı bu devirde? Kim yazardı?
İddiaya girerim, şu güreşe "Avrupa Sporu" desek, yapanın da seyredenin de sayısı ikiye katlanırdı.
Yazarlar mı?.. Sütun sütun okurdunuz onların okul çağında nasıl güreş yaptıklarını. Aslında güreş için yaratıldıklarını. Kimseye bırakmazlardı çağdaş medeniyetin sporunu!
***
Hamza Yerlikaya, 17 yaşından beri kaya gibi dikiliyordu bu erozyon karşısında. Biz onu kıytırık bir futbol maçında "şeref tribünü"ne oturtmuyorduk ama, o yaptığı işin farkındaydı.
Popüler futbolcularımız gibi kebapçı açılışlarına falan çağırılmasa da aldırmıyordu.
Para istemiyordu, hocasını ateşe atmıyordu, sevgilileri ile haber olmamakta direniyordu.
Hiçbir gazete onun posterini vermiyordu doğal olarak.
Çağımızın tüm reklam ve pazarlama kurallarına karşı gelerek 12 yıldır nasıl zirvedeydi peki?
Madalya ile...
Hem de aynı kiloda aynı yaşlarda iki insanın, hiçbir araç olmadan ,belirli kurallar içinde zeka ve acı güç ile üstünlük sağlamasına dayanan güreş gibi bir branşta.
Aşık olmak için bir tek ön şartı vardı güreşin:
Anlamak.
"Futbolu kimin daha iyi anladığı yarışları" olanca hengamesiyle sürerken güreşi anlamak için zaman kaybına kimsenin tahammülü olmaması ve insanların anlamadıkları spordan zevk almaması çok doğaldı. Popüler olmayan bir sporu medya ne yapsın?..
Lakin, madalyaya saygı duymak lazımdı.
Bir sporcunun en somut başarı ölçüsü madalya idi ve Hamza Yerlikaya'da bunlardan öyle çok vardı ki, futbola bile yeterdi.
Geçen gün yine Dünya Şampiyonluğu kazandı sessiz sedasız.
Yakında sessiz sedasız güreşi de bırakacaktır.
Onun tarzı bu... Sakin ve ağırbaşlı. Her zaman saygılı. Tek sıra dışı davranışı, her şampiyonluktan sonra minderde ters takla atması. Sonra Türk Bayrağı ile seyircileri selamlaması. O kadar... Ona yolda rastlayanlar Türkiye'nin en büyük sporcularından biri olduğunu asla anlayamazlar.
Umarım Nuri Şahin, futbolun Hazma Yerlikaya'sı olur...
Ve geleceği yerler, kazanacağı paralar ile futbol ve diğer branşlar arasındaki farkı iyice ortaya koyar. Mahcup oluruz belki.

eguven@milliyet.com.tr



SPOR
Nerede bu federasyon!
Kartal'da Keskin veda
Fener 'el'e uymuyor
Bir elin nesi var!
Filesiz voleybol!
'Mondi hatalı değil miydi?'
'Yeter ki şans olsun'
Doping savaşçıları
Türk sporu bitmedi
Gönüllerin şampiyonu
'Halk için varım'
Yaşayan efsane
GETAFE
Protest Lig
Haber turu...
Lütfen samimi olalım
Hamza ve Nuri
At yarışları





 PUAN DURUMU
 FİKSTÜR


Mehmet DEMİRKOL
Lütfen samimi olalım
Türkiye geçen hafta 3 fahiş hakem hatası yaşa...
Ercan GÜVEN
Hamza ve Nuri
Bugün Fatih Terim'in, U17 yıldızı Nuri Şahin'...



 Atina 2004
 Dünya Kupası 2002
 Euro 2000
 Sidney 2000
 Dünya Kupası 98

© 2005 Milliyet