Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim    Kurumsal 08 Ekim 2005 / Cumartesi  
   Milliyet Online    Emlak    Arabam    Kariyerim    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilişim
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Milliyet AB ile müzakere başlıklarını açıyor
Devletin rant dağıtma dönemi sona eriyor

AB ile müzakerelerin ilk başlıklarından biri olan rekabet politikası, hem firmalar arasındaki rekabeti hem de devlet yardımlarını düzenleyecek. Böylece devletin rant dağıtma imkânı büyük ölçüde ortadan kalkacak

Rekabet politikası / Hazırlayan: Sinan Ülgen

Başlarken
3 Ekim günü Lüksemburg'da yapılan AB Dışişleri Bakanları toplantısında, AB ile Türkiye arasında tam üyelik müzakerelerine başlama kararı alındı. Müzakereler 20 Ekim günü başlıyor. Şimdi artık Türkiye olarak müzakerelere başlayıp başlamamayı değil, müzakereler sırasında nelerle karşılaşacağımızı konuşmaya başlıyoruz.
Milliyet'in bu yazı dizisi, Türkiye ile AB arasında ilk ele alınacak konu başlıklarını inceliyor. Bu yıl sonuna kadar taramasına başlanacak olan, yani Türkiye'nin AB ile ilgili alandaki mevzuatının uyum derecesinin değerlendirileceği 7 başlık bulunuyor. Bunlar:
1) Rekabet politikası, 2) Kamu ihaleleri, 3) Eğitim ve kültür, 4) Bilim ve araştırma, 5) Hizmetlerin serbest dolaşımı, 6) Sermayenin serbest dolaşımı ve 7) Tarım.
Her bir başlıkta tarama sona erdikten sonra fiili müzakerelere geçilecek. Bu sene sonuna kadar en azından bir veya iki başlıkta fiili müzakerelere geçilmiş olması hedefleniyor. Böylelikle 2005 yılının İngiltere'nin dönem başkanlığı sırasında Türkiye ile AB'nin tam üyelik müzakerelerine fiilen başladıkları yıl olarak tarihe geçmesi öngörülüyor.

AB ile müzakerelerin ilk aşamasını oluşturan tarama sürecinde ele alınacak başlıklardan biri rekabet politikası.
Rekabet politikası, AB'nin daha kuruluş aşamasında var olan ortak politikalarından biri ve AB içinde tek bir pazar oluşturulması için başvurulan kamu politikalarının başında geliyor.
Bu başlık, mal ve hizmet piyasalarında rekabetin korunması ve bu suretle ekonomik verimliliğin artırılması amacını taşıyor.
Rekabet politikasının iki ayağı var. İlki, firmalar arasındaki rekabeti düzenleyen, kartelleşmeyi önleyen rekabet hukuku. Aslında rekabet hukuku Türkiye bakımından yeni bir konu değil; on yıl kadar önce Gümrük Birliği'nin tamamlanması aşamasında ülkemizin gündemine girdi. 1994 yılında çıkarılan Rekabet Kanunu ile Türkiye rekabet politikasının bu ilk boyutu ile tanışmış oldu.

Rekabet Kurumu'na övgü
O günden bu yana, söz konusu yasanın hayata geçirilmesinden sorumlu olan Rekabet Kurumu, Türkiye'de rekabetin korunması amacıyla birçok karar aldı.
Kurum, bu çerçevede Ankara'da belediyeye ait kömür karteline son verilmesi, futbol maçlarının kısa görüntülerinin bütün kanallarda yayımlanmasının sağlanması, çimento fiyatlarında kartelleşme sonrasında ortaya çıkan fiyat artışlarının önlenmesi gibi birçok önemli girişime imza attı. Rekabet Kurumu bu performansı ile yurtdışında da beğeni topladı. Hatta OECD bu yıl içinde, Türk Rekabet Kurumu'nun gelişme yolundaki bir ülkenin rekabet kurallarının uygulanmasında yapabilecekleri bakımından en iyi bir örneklerden birini oluşturduğunu ifade etti.

Yardım rejimi değişecek
Rekabet politikasının ikinci ayağını ise "devlet yardımları rejimi" oluşturuyor. Devlet yardımları rejiminin ana hedefi, devletin piyasada rekabeti bozucu karar ve eylemlerini önlemek ve adil rekabetin kamu tarafından baltalanmasını engellemek.
Başka bir deyişle, artık kamunun ekonomiyi etkileyen kararları üzerinde yeni bir denetim mekanizması oluşturuluyor.
AB içinde uzun zamandır varolan devlet yardımları rejimini Türkiye de Gümrük Birliği'nden kaynaklanan bir yükümlülüğü olarak hayata geçirmek durumundaydı.
Ancak Türkiye, bugüne dek bu alanda adım atmadı, atamadı. Türkiye, şimdi tarama sürecine dahil olan rekabet politikasına uyum adına bu şartı bir an önce yerine getirmek zorunda kalacak. Aksi takdirde tarama sonrasında yayımlanacak olan inceleme raporunda Türkiye'nin AB'nin devlet yardımları rejimini üstlenmesi bir performans kriteri haline getirilip, bu başlığın fiili müzakereye açılması için bir ön şart halini alması muhtemel.

Firmalara eşit mesafe
AB devlet yardımları rejiminin Türkiye'de hayata geçirilmesi ile ne değişecek? Bu adım, aslında Türkiye'de karma ekonomik yapıdan gerçek bir piyasa ekonomisine geçişin habercisi olacak.
Bu sayede öncelikle kamunun piyasalarda rekabeti bozucu davranışları önlenecek. Bazı firmalara veya sektörlere diğer firmalar veya sektörler arasındaki rekabeti bozacak şekilde teşvik verilmesi mümkün olmayacak.
Örneğin, yalnızca mobilya üretimini teşvik edecek bir kamu yardımı programı yürürlüğe konamayacak.
Demir çelik sektörüne yatırım teşviki hiç verilemeyecek. Veya iflas noktasına gelen bir bankanın veya bir şirketin kamu kaynaklarıyla kurtarılmasına eskiden olduğu gibi yalnızca siyasi yönetimler karar veremeyecek. Kısacası devletin rant dağıtma imkânı büyük ölçüde ortadan kalkacak.
Benzer şekilde kamuya ait firmalar lehine çeşitli düzenlemeler yapılması da önlenecek. Devletin artık her firmaya eşit mesafede durması sağlanacak.

Sinan Ülgen Kimdir?
1966 doğumlu olan Sinan Ülgen, yükseköğrenimini ABD Virginia Üniversitesi'nde ekonomi ve bilgisayar bilimleri dalında yaptı. Belçika'nın Brugge kentindeki Avrupa Koleji'nde AB ekonomisi üzerine yüksek lisans yapan Ülgen, daha sonra girdiği Dışişleri Bakanlığı'nda 7 yıl çalıştı. 1992-1996 yılları arasında Türkiye'nin AB nezdindeki Daimi Temsilciliğinde bulunan Ülgen, Gümrük Birliği müzakerelerine aktif olarak katıldı. Ülgen, Dışişleri Bakanlığı'ndan ayrıldıktan sonra, Türkiye'deki sektör ve firmalara AB ile ilgili konularda danışmanlık yapıyor. Geçen sene Kemal Derviş ile beraber yayımladığı
"Çağdaş Türkiye'nin Avrupa Dönüşümü" adlı kitabının yanı sıra "AB ile Müzakereler: Ne Bekliyoruz? Ne Olacak?" başlığını taşıyan kitabı da yakında piyasaya çıkıyor.

Yabancı sermaye için güven yaratacak
Devlet yardımları rejiminin bir başka avantajı, dış yatırım çekme ve istihdam yaratma alanında ortaya çıkacak. Her ne kadar 2005 yılı, Türkiye'nin dış yatırım çekme bakımından en başarılı yılı olsa da, sene başından bu yana 10 milyar doları yabancı kaynaklı olmak üzere yaklaşık 21 milyar dolarlık bir özelleştirme yapıldı.
Çevremizdeki diğer ülkelerle karşılaştırdığımızda Türkiye'nin özelleştirme dışında yeni yatırım çekmekte güçlük yaşadığı görülmekte. Bunun en bariz nedenlerinden biri, yabancı yatırımcıların Türkiye'de devletin ekonomi üzerindeki gücünden endişe etmeleri.
Yabancı yatırımcılar devletin yapacağı düzenlemelerle piyasadaki rekabeti kendileri aleyhine değiştireceğinden endişe ediyorlar.
Devlet yardımları rejiminin hayata geçmesi işte bu endişeleri ortadan kaldıracak ve Türkiye'nin yatırım potansiyelini ve de dolayısıyla büyüme ve yeni iş sahaları yaratma potansiyelini artıracak.
Kısacası devlet yardımları rejimi Türkiye'de devletin ekonomideki rolünün yeniden yorumlanarak daha çağdaş daha rekabetçi bir ekonomik yapıya kavuşmasını sağlayacak.

Devlet rekabet ortamına karışmayacak
Mesela TRT'nin finansmanı için Türkiye'de satılan radyo ve televizyonlardan bandrol adı altında alınan vergi uygulamasının değiştirilmesi gerekecek. Veya Tekel'i sektörde faaliyet gösteren diğer firmalara oranla kayıran ve sigara fiyatlarında büyük artışlara sebebiyet veren ayırımcı vergi düzenlemeleri yapılamayacak.
Borçların tahsilinde kamu bankalarına tanınan avantaj ortadan kalkacak. Ziraat Bankası veya Halk Bankası'na olan borcun diğer borçlara oranla bir önceliği kalmayacak. Borç geri ödemelerinde bu bankalarla öncelikle anlaşma şartı böylelikle yürürlükten kalkacak.
THY'ye yurtiçindeki havaalanlarında sağlanan avantajlar ortadan kalkacak. Böylelikle diğer uçak şirketlerinin THY ile aynı şartlarda rekabet etmesi sağlanacak. Bunun sonucunda hem bilet fiyatları düşecek, hem de sefer sayıları artacak.

Bölgesel teşvik sistemi kalkıyor
AB teşvik sistemi Türkiye'deki mevcut teşvik sisteminde köklü değişiklikleri zorunlu kılacak. Mevcut uygulamada bir bölgede yapılan tüm yatırımlar hangi sektörde olursa olsun otomatik olarak teşvikten yararlanıyor. AB'nin rejiminde ise teşvikler bölgesel değil, sektörel bazda veriliyor ve belli sektörler kategorik olarak teşvik kapsamı dışında tutuluyor.
Bunun sonucu Türkiye'de kalkınmada öncelikli yörelerde yapılacak yatırımlarda teşvikler artık otomatik olarak alınamayacak. Örneğin kalkınmada öncelikli bir ilde bir haddehane kurmak için yatırım veya enerji teşvikinden artık yararlanılamayacak. Çünkü AB'de demir-çelik sektörü teşvik uygulamasının dışında tutuluyor. Üstelik, bu sektör için geçmişte alınan yatırım teşvik belgeleri de geçersiz kılınacak. Benzer kısıtlamalar sentetik elyaf üretimi ya da otomotiv sektörü açısından da geçerli. Buna karşılık AB fonlarıyla desteklenecek olan bölgesel kalkınma programı sayesinde diğer sektörlerde kalkınmada öncelikli alanlarda daha fazla teşvik elde etme imkanı da ortaya çıkacak.

Mevzuatta neler değişecek?
1- Rekabet Kanunu değişecek.
2- Teknoloji transferi, otomotiv dağıtım ve ARGE anlaşmaları grup muafiyet tüzükleri çıkacak.
3- Devlet yardımları yasası çıkacak. Bu çerçevede Devlet Yardımları İzleme ve Denetleme Kurulu oluşturulacak.
4- AR-GE, Çevre ve İstihdam yardımı tüzükleri çıkacak.
5- Bölgesel yardım politikası değişecek.
6- Demir - çelik, gemi inşa, sentetik elyaf ve otomotiv sektörlerinde devlet yardımları rejimini düzenleyen tüzükler çıkacak.
7- Yasaya aykırı devlet yardımı almış firmalardan bu paranın tahsil edilmesini sağlayacak yöntemlere dair yönetmelik çıkacak.

YARIN: Eğitim ve Kültür




EKONOMİ
'Telsim borçsuz olarak satılacak'
Mercedes Benz Türk'ün başına geçti, Türkçe öğretmeni istedi
KKTC'ye denizden su hattı kurulacak
Türkiye'nin ilk emlak portalı Milliyet'ten
UNDP, 50 Türk şirketi ile 'etik' sözleşmesi imzaladı
HSBC'den bireysele ilk adım
10 tane 'ikinci şehir'e ihtiyaç var
Devletin rant dağıtma dönemi sona eriyor
'Sivil toplum holding' kuruluyor
Bankacılar, faizde düşüş batıklarda artış bekliyor
Turkcell'e çağrı muafiyeti onayı
Cep telefonunda da kara liste tutulacak
Pfizer'ın 971 çalışanı bireysel üyesi oldu






Meral TAMER
Trafik felç, ama ambulansta rötar yok
Son 2 haftadır Levent'ten bizim gazetenin bul...
Güngör URAS
İstanbul Modern'de "Çekim Merkezi" var
İki yılda bir tekrarlanan bir sanat şöleni ol...
Yaman TÖRÜNER
Gerçek niyetleri ne?
Avrupa Birliği(AB) ile müzakereler başladı. A...


© 2005 Milliyet