|
 |
|
|
Çok yönlü gazeteci: Murat Bardakçı
Daha çok tarihle ilgili yazılarıyla tanınsa da Murat Bardakçı, Türk ve Avrupa mutfağını çok iyi tanıyan nadir aşçılardandır. Edebiyat ve müzik bilgisi çok kişiden üstündür
Fax: (0312) 427 20 64
Bu hafta Hürriyet gazetesinin pazar sayfasını dolduran ve ne yalan söyleyeyim, pazar günü gazeteyi bir an önce kendisini okumak için aldığım Murat Bardakçı'yı bugün okuyamıyoruz. Gazetenin içinde bir prensip meselesi olarak çekiştiği bir yazar yüzünden terk-i sahife ettiği anlaşılıyor. Ben münazaa çözme değil, yazı hayatımızın ilginç bir kişiliğini kendi açımdan çizme gayretindeyim.
Murat benden 10 yaş kadar gençtir, yani adamakıllı cumhuriyet neslindendir. Buna rağmen Osmanlıca, edebiyat ve kaynak bilgisi benden aşağı değildir. Hatta hüsnühattı birkaç üslupta âlâ derecededir. Musiki bilgisi ise çok kişinin üstündedir. Buna rağmen bizim dünyanın sınırları içinde kalmaz. Tıpkı Rauf Yekta bey, Saadeddin Arel ve daha genç kuşaktan Yılmaz Öztuna gibi garp musikisini de dinler ve bilir. Ansiklopedik bilgisine güvenmez, sık sık düzenli arşivine başvurur. Dahası var. Türk ve Avrupa mutfağını çok iyi tanıyan nadir aşçılardandır. Porselen ve gümüş bilgisi uçsuz bucaksızdır. Bilginin derinliği lafta değil, kurduğu sofralardadır. Dostlarına karşı keskin mizah, hoşlanmadıklarına karşı kara mizaha başvurmaktan çekinmez. Amansız düşmanları ile barışçı ilişkilere girebileceğini söyleyemem. Bu yüzden de yerli yersiz komplolara uğrar.
Zeki, meraklı ve yaratıcı
Her şey bir yana; 20'nci yüzyılın Türk gençliği mazideki kültürel kalıplarından kopmuş, buna karşılık hedef diye gösterilen Batı'nın sınırlarından içeriye adım atamamıştır. Çünkü tembeldirler. Murat bu makus talihi yenen çalışkan, gayretli, pösteki sayacak kadar sabırlı ancak ondan sonra meraklı ve zekasına güvenen biridir. Hiç şüphe yok, bu neslin az sayıdaki yaratıcı adamlarındandır. Acı ve ekşi tarafları da bu vasfın yanında bulunsa gerek.
Murat Bardakçı cumhuriyetin ünlü valilerinden, İstiklal Madalyası sahibi Cemal Bardakçı'nın torunu, bir zamanlar basında yazılarını tatlı tatlı okuduğumuz İlhan Bardakçı'nın oğludur. Annesi Nemika hanım son derece mütevazı, becerikli, zarif bir hanımefendidir. Genç kuşaklara numune göstermek gerek.
Avrupa Parlamentosu'nda Türkiye
Bu sahifede günlük politika ile uğraşmak prensibim dışıdır. Zira yeterince yerim yoktur. Ama çarşamba günkü müzakereleri izledikten sonra şu konuya değinmek gerekir ve bütün mendeburluğuna rağmen Amerika'nın halen niye büyük olduğunu da teslim etmelidir. Çünkü Amerika'da 11 Eylül'e rağmen insanlara dini sorulmaz ve sordurulmaz. Bu anayasa kuralı değildir ama kuraldır. Bu Avrupa denen yerde ise maşaallah, Türkiye deyince sadece Müslümanlıktan bahsedilir oldu. Evet, Müslümanız. Böyle geri zekalı zümrelerin bulunduğu muhitlere de beş kere düşünerek yaklaşmalıyız. Cuma günü Romanya cumhurbaşkanının gelişi şerefine Ayasofya'nın üst galerilerinde Romanya şehirlerindeki "art nouveau" eserler sergisinin açılışı yapıldı. Kültür bakanımız da oradaydı. Ayasofya'da sergi açılacaksa böylesi açılır. Başka türlü herhangi bir sanatsal faaliyet ve davranış ve törene yer verilemez. Çünkü 20'nci yüzyılın büyük devlet adamı orayı insanlığa müze olarak bırakma kararını aldırdı. Yani bir daha tekrarlayayım, Ayasofya müzedir. Türkiye renkli dini inançların ülkesidir. Avrupa gibi ortaçağ kalıntılarını barındıran kıtaların kendilerini ıslahı gerekir. Türkiye'nin de seçim yaparken bazı pürüzleri öne sürmesi kaçınılmaz. Avrupa Pasifik Okyanusu'nda değil, yanı başımızda bulunuyor, bu kıtadaki dini bağnazlık bizi rahatsız eder ve zararı dokunur.
|
|
|

|