|
 |
|
|
Kentin oyuncuları
Yaşam Güzeldir / Banu Şen
Ne çok anlattığı şey var bize bu kentin... Her tepesinden her kıyısından yükselen binlerce kelime...O tepeler üzerimize üzerimize gelen binlerce şekilsiz, biçimsiz, sağlıksız binayla dolu şimdi. O kıyılar üstü dolgu, altı yaşatmaya çalışılan Ege'nin sularıyla çırpınıyor. Rahat nefes almayı özler olduk. İçimizi ferahlatacak sözleri dinlemeyi bekler olduk. Ne yapıyoruz biz? Her adımımızın altında binlerce yıllı saklayan Ege'nin incisine ne yapıyoruz biz?
Öyle ki; tam biz ne anlatıyoruz bu kente diye soracaktım ben de..Sarsılmasaydık... Bazen insanın kendisine gelmesi için sarsılması gerekiyor biraz. Umarım bu sarsıntı kendimize getirir bizi. Sahi durup bir düşündünüz mü? Bize herşeyi veren bu kent, bu topraklar için biz ne yapıyoruz? Biz neler anlatıyoruz İzmir'e?
Binaların içini dolduruyoruz
Binalar inşa ediyoruz boy boy renk renk! Binaların içini dolduruyoruz. Dayıyoruz, döşüyoruz. Bilinçli, kentlilik bilinci taşıyan nesiller yetiştirebiliyor muyuz peki? O binaların içini kentine saygılı, kendine saygılı insanlarla doldurabilir muyuz? Ben yine sanata, kültüre bağlayacağım lafı... Benzer bir yazı yazmıştım daha önce de... İnsanda değişim dönüşümü yaratabileceğiniz az bulunur araçlardan biridir sanat. O koltuklara oturan, o müziği dinleyen, o filmi seyreden insanın etkilenmemesi imkansızdır. Elbette yeterli bir sanat eseriyle (!) İşte bu yüzden İzmir'deki kurumlar, sivil toplum örgütleri kültür sanat kenti olması hedeflenen bu kente katkı sağlamaya özen göstermeli.
Çok şanssızız diyemeyiz. Önemli işler yapılıyor İzmir'de. Makine Mühendisleri Odası İzmir Şubesi de da bu örneklerden biri. Türkiye'de bir ilk diyebileceğimiz bir işi başarmışlar. Bir meslek odasının; hem böyle sürekli hem de profesyonelce kurulmuş topluluğu olmadığını biliyoruz. Makine Mühendisleri Odası 1997'den bu yana İzmir'de tiyatro yapıyor. Onlar için ne amatör ne de profesyonel tanımının yeterli gelmediğini Milliyet Sanat'ta da yazmıştım. "Kentin Oyuncuları" adlı toplulukları 2 yıldır da sokakta. Tepe düzlük demeden İzmir'in her karışına tiyatro götürmeyi hedefliyorlar. Bu sezon İtalyan yazar Luigi Piradello'nun "Küp" oyununu taşıdılar heryere. Bornova, Gültepe, Bayraklı, Bayındır, Urla... Gidebildiğim kadar peşlerinden gittim ben de!
Yeni sezonda "Kral Übü"
Oda'nın kentlilik bilinci için yaptığı çalışmalar yalnızca tiyatroyla da sınırlı değil. Tepekule Kongre ve Sergi Merkezi'nde İzmir'e bir kongre, sergi ve sosyal kültürel etkinlik merkezi oluşturmaya çalışıyorlar. Bunun için düzenledikleri koltuk kampanyasıyla gündeme geldiler daha önce. 1972 koltuğun bine yakını satıldı. Bine yakını hala bekliyor. Bunun yanında seminer, gezi, konferans gibi etkinlikleri de sürüyor. Ama bir de açıkhava sinemaları var ki... Körfez manzaralı film izleme keyfini kaçıranlar çok şanssız. Birkaç gün önce o terasta sezona veda yeni sezona da merhaba yemeği vardı. "Küp"e emeği geçenlere teşekkür belgeleri verildi. O gece hem İzmir'in böyle bir topluluğu olduğu hem onları tanıdığım hem de beni de katkıda bulunanlar arasına aldıkları için çok mutlu oldum.
Topluluk bu sezon gerçeküstü ve absürd tiyatronun öncüsü, grotesk ve kara güldürü oyunların 'babası' sayılan Alfred Jarry'nin "Kral Übü" oyununu hazırlıyor. Oyunu, 27 Mart Tiyatro Haftası'na yetiştirmeyi planlıyorlar. Yönetmen Günay Toprak'ın sözlerini birçok İzmirli kurum dikkate alıp kendine pay çıkarmalı diye düşünüyorum: "Bu bakış açısı içinde aslında olay, bir tiyatro oyunu oynamanın ötesinde bir kültür politikası uygulamasıdır. Kültür politikaları uygulamaları da temelde; kültürel demokrasinin oluşmasını görev kabul eder. Büyük kentlerde yoğunlaşan farklı kültürel değerlere sahip topluluklar arasındaki uçurumların ortadan kaldırılmasına yönelik sanatsal çalışmalar aracılığıyla ticari olmayan bir ortam içinde, kendimizi inceleme konusu yaparak, kentliyi evrensel sanat eserleriyle tanıştırmayı amaçlıyoruz."
bsen@milliyet.com.tr
|
|
|

|